Yüksel Abla

MAKALEYİ DİNLE

Göz ucunda duran hikâyeler.

Unutmadığımız fakat görüşmemeyi artık normal karşıladığımız, yine de o eski hatıraları bütün canlı renkleri ile hafızalarımızda özenle sakladığımız.

Kiralık evlerde geçen zor yıllar, hastalıklar, parasızlıklar.

O evlerin kaderine yapışan hikâyeler, sokaklarına sinen aşklar.

Kahkahalar, ağlayışlar, tükenişler.

Telefondaki ses, Yüksel Abla’yı kaybettik, demekte.

Yüksel Abla daha 28 yaşındadır, nereden çıkmıştır bu 72 yaş.

Nereden gelip yapışmıştır hastalık ve ölüm atlısı.

Eski bir arkadaşla Yüksel Abla’nın özel davetine gidiyorum.

Kalabalığa şaşıyorum, hayatının bu en özel gününde, insanlar hiçbir mazerete sığınmamışlar.

Hafta arası olmasına karşın cami avlusu dolu idi.

Bakan, milletvekili cenazelerinde beş on kişi varken, her yan insan seli idi.

Annesi gibi yüreğinin temizliği yüzüne sinmiş kızı, “Son gecesinde sizin mahallede misafirdi, son olarak orayı dolaştı, dün gece orada, o çok sevdiği mahallede kaldı” dedi.

Şaşarak nerede misafirdi, diyorum.

“Bizim buraların camilerinde morg olmadığı için gelin gittiği o çok sevdiği mahallenin camisinin morgunda yer bulduk da, ahiret gelinimizi bu gece orada misafir ettik.”

Kırk küsur yıldan beri görmediğim simalar, Yüksel Abla bizim evimizde kiracı iken doğan bebekleri, kıvırcık sarı saçlı kızları ve oğullarının yüzlerine çizgiler dolmuştu.

Hatıralar, ufak tefekti, çocukla çocuk gençle genç olurdu.

Kırılırdı ama kimseyi kırmazdı hep güler yüzlü, çocuklarla gençlerle sohbet ederdi, camdan gördüğüne koşar, değer verir, sarılır, hâl hatır sorardı.

O yıllarda da çok çocuk doğurana dudak bükülür, kınanırdı; insanlar hemen eleştirirdi, o da susar itiraz etmezdi, bütün çocuklarını deli divane severdi.

Öyle ki doğalgazın olmadığı, televizyonların yeni yeni zuhur ettiği mahallelerdi. Tüp çok pahalı idi. Bahçede taşlarla ocak kurar, altına çalı çırpı atar, üzerine kazanı kurup pişirirdi karalâhana yemeğini; barbunya, mısır unu ve iç yağı ile sos yapıp. Karadeniz yemeklerini onunla sevmiş, alışmış, hayatım boyunca onun gibi pişireni aramıştım.

Yoksulluk yılları idi, o hep sabırlı ve parasızlığını dert etmez, yakınmayı asla sevmez, eşi inşaatlarda iş bulup çalışırsa mutlu, iş bulamayıp, eve ekmek getiremediğinde yine mutlu idi, yüzündeki tebessümleri bırakmazdı; kimse ile çekiştiğini duyan olmamıştı.

Bir gün yukarı çıkıp annemi çağırdı, annem telaşla aşağı kata indi, şüphelendim, ben de okula çıkarken uğradım, bebeği başında gözü yaşlı duruyordu, annem muhtemelen, “Aman söylemeyelim şimdi kafaya takar çok üzülür, ölümlere dayanamaz” demiş olmalı ki, “Yoksa çocuk öldü mü” diye korkuyla hamle yaptığımda, gülümseyerek, “Yok yavrum iyi, sadece hasta, sen merak etme haydi okuluna git emi” diye beni gülümseyerek uğurlamıştı.

Akşam geldiğimde, bahçe yıkanmıştı, bebeğin cenazesini yıkayıp mahalle mezarlığına yerleştirmişlerdi. Bir vaveyla kopardığımda da sarılıp teselli etmişti. Böyle yüreği büyük bir kadındı. Eşi erken öldüğünde de çocukları şefkatli kanatları altında idi, yatalak annenin bakımını da sabırla yaptı. Fakat kendisi hastalandığında, yattığı hastane bütün gariplere yaptıkları gibi ilgilenmemişler, onun sevgiyle insanlara baktığı gibi hastanedekiler o büyük kadına bakmamışlar. Zaten fazla da kalmamış, hep sevgi dağıtan bu yüce gönüllü kadın, kimselere eziyet etmeden bir melek gibi ayrılmış bu dünyadan sessizce.

Ben vefasız, onlar evimizden taşındıktan sonra o bitmeyen koşturmalardan bir daha görüşemedim. Ancak aradan geçen kırk küsur yıla karşın cenazesinde anılar sanki dün gibiydi. Nur içinde yat yüreği sevgi dolu insan, Fatiha’lar yoldaşın olsun.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Olum en buyuk hakikat ve her daim bizimle aslinda. Hicbir olum zamansiz degildir.

Yanıtla . 1Beğen 30 Aralık 12:03
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR