ByLock Mağdurları ve Psikolojik Baskı!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, gerçek FETÖ kullanıcılarını gizlemek amacıyla 11 bin 480 kişinin telefonuna iradesi dışında ByLock yüklendiği açıklandı.

Anlaşıldığı kadarıyla bu programı sürüme koyanların marifetiyle; cep telefonundan herhangi bir programa giren kişi otomatik yönlendirmeyle ByLock kullanıcısı gözüküyordu.

İlgililer bugüne kadar yapılan tüm uyarılara kulak astı. İkaz edenlerin başında Saadet Partisi Antalya İl Başkan Yardımcısı Avukat Ali Aktaş vardı ve haklı çıktı. Büyük bir adaletsizliğin mağduriyetin olduğu bir dönemde her türlü saldırıyı göğüsleyerek başardığı bu işten dolayı kahraman ilan edilerek devlet tarafından taltif edilmesi gerekir.

Trajik olan şu ki; bunu ortaya çıkardık diye sevinen kurumların, tersine bugüne kadar bunu ihmal ettikleri için ayrıca hesaba çekilmeleri gerektiğini akıl edememeleri!

Mağdur olduğu, Savcılık tarafından ilan edilen 11 bin 480 kişi ile ilgili çalışmayı 15 Temmuz hain darbe girişimden 17 ay geçmiş olmasına rağmen devletin ilgili birimlerinin ortaya çıkaramamış olmasının aksine kişisel gayretleriyle Ali Aktaş’ın aylardır buradaki soruna işaret etmesi ve bunu da ispatlaması, üzerinde çok fazla düşünülmesi gereken bir durumdur. “Yani yine yanıldık, kandırıldık. Ey millet! çok özür dileriz. Firari TÜBİTAK elemanı yüzünden 16 aydır boşu boşuna yatmışsınız. PARDON" mu? diyecekler.

Namaz veya müzik programına girdiği için ByLock’a yönlendirilen bu insanlar, vatan hainliği veya terörist olmakla damgalanarak işini, aşını ve belki de eşini çocuklarını kaybetti.

***

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası hâkim güçler ve operasyonu yürütenler, bir bylock hayali korkusu oluşturdular. Polis ve savcı sorgularında ne soranın ne de sorulanın hiçbir şeyden haberi yok ama çok ciddi ve büyük suçlu ele geçirilmiş edasıyla işlemler yürütüldü.

Korkudan ilgili memurlar ve yetkililer dosya kapağını açma cesareti bile gösteremediler. Aman ByLock mu? "Araştırmaya sormaya gerek yok, Çok tehlikeli adam, ByLock kullanmış kardeşim!" gibi tepkiler ortaya koydular.

Bu durum aylardır tüm uyarılara rağmen işin başındaki adli, idari, istihbari ve siyasi mercilerin; yaptıkları işi hiç sorgulamadan gönül rahatlığı ile yaptıklarını, adaleti hakkı gözettiklerini değil; işgal ettikleri makamları kaybetme korkusu veya aynı suçlamalara maruz kalma endişesiyle hareket ettiklerinin delilidir. Aynı zamanda hâkimler/savcılar/polisler/bürokratlar üzerinde oluşturulan maddi ve psikolojik baskının olabileceği de açıktır.

Hür ve tarafsız bir sorgulama ve hakkı ortaya çıkarma derdinin ne kadar gerisinde kaldığımızı üzülerek görmekteyiz.

"Fetöcü"lerin okullarda, dairelerde, kışlalarda, partilerde, mahallelerde ve mecliste kimler olduğu herkes tarafından apaçık ortada iken ve 15 Temmuz öncesi bu kişiler göğüslerini gererek her işte en etkiliyken birdenbire; 15 Temmuz sonrası "çok gizli kripto suçlular" ele geçiriliyor havası oluşturuldu.

Kardeşine veya arkadaşına kendi adına telefon hattı veren kişi kullanmadığı telefondan dolayı cezalandırıldı. Komşusuna veya evine gelen misafirine internet şifresi veren kişiler "ortak wifiden ByLock indirdi" diye ihraç, açığa alınma, gözaltı, sorgu yargılanma ve hapisle karşı karşıya kaldılar.

Hâlbuki Siber Suçlar, BTK, Telekom veya ilgili bilişim merkezleri tarafından ortak wifiden ByLock'u kim veya kimlerin kullandığı kolayca ortaya çıkarılabilir ve gerçek kullananlar tespit edilebilirdi. Ama bu hafife alındı veya es geçildi.

Esas soru şu; adli merciler FETÖ'cüleri gerçekten tespit etmeye mi çalışıyor? Yoksa kendilerine FETÖ'cü olduğu bir şekilde bildirilen kişilere ceza vermeye mi zorlanıyor? Ya da FETÖ'cü yaftası yememek için karar mı veriyor? İşin garabetini anlatmaya kelimelerin bile yetmemesi ne kadar acı.

Bu kadar çelişki, kumpas ve mağdur varken hala mahkemelerden beraat kararlarının çıkmaması sizleri de düşündürmüyor mu? Bir de bu kadar insanın mağduriyetinin vebalini kim ödeyecek?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Baba Anne - Sayın yazar, sizin yazınıza yorum yapmak yerine sadace yazınızı çok beyenerek okuduğumu belirtip ve cesaretinizden dolayda sizi tabrik ediyorum.

Benim aklıma bir soru takıldı, her yazar ve politikacılar (Süleyman Karagüle hariç) FETOCU lar yapti etti onlar darbe yaptı devletın damarlarına kadar sızmışlar vb,vb vb sizlere göre onların suçunu yazacak olursak sayfalara sığmaz.

Bu kadar suçlamalardan sonra aklıma bir soru takıldı.

Bunlar(fetocular) devleti ele geçirmişleridi iseler 2004 deki Milli Güvenlik Kurulunda alinan cemaati bitirme kararından niye haberleri olmad? O kararın altında önceki ve şimdiki C Başkanları Gül Ve Erdoğanin imzaları var. Devleti ele geçiren bir yapı nasılolurda kendilerine kurulan resmi tuzakdan haberleri olmaz? Bu ne biçim Terörist ki onlara tuzak kuranların içerde ve dışarda başarı olmaları için yıllarca canlabaşla çalışarak seferber oldular?

Birileri kendi hatalarını kapatmak için milleti hatta bebekleri bile ocu bucu ve vatan haini ilan ederek miliyonlarca rüşvet alanlara neden hiç sesleri çıkmiyor.

Umarım bu boylak gibi o rüşvetleri de araştıriran bir avuk çıkar

Yanıtla . 2Beğen 30 Aralık 08:34
01

Ahmet - A D L E T Kin,nefret,korku,dolkavukluk, duygusallıkla tecelli etmez.Devletleri,milletleri ayakta tutan ilk unsur ADALETTİR.Zan ederek,korkarak,baskılara boyun eğerek adalet değil adaletsizlik meydana gelir.Siyasilerin özellikle iktidar partisinin olduk olmadık yerde yargıyı etkileme girişimleri toplumda adalete olan güveni yok ediyor.Suç maddi delillerle ıspatlanmadıkça herkes masumdur.Bunu ispatlamak suçlanan kişinin değeil suçu itham edenin görevidir.Ama mallesef günümüzde suç itham ediliyor. sanığa Suçsuz olduğunu ispatmlası isteniyor.İnsanlar ne olduklarını biliyorlar ancak ne olmadıklarını bilemezler.Ülkemizde yargı merciileri sanıklardan ne olmadıklarını ispatlamalarını istiyor.Yargıçlara tavsiyem; böyle bir ithamla karşılaştıklarında nasıl cevap vereceklerini bi düşünüp empati yapsınlar.

Yanıtla . 5Beğen 29 Aralık 11:18

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?