Mektep, Medrese Arkadaşlarım

Sılâ-i Rahim, dinimizde temel farzlardandır. Buna en başta ana, baba ve yakın akrabalar dâhildir. Sonra sırayla bütün dostlar, ahbaplar gelir. Allah için birbirini sevenler, Haşir Meydanında Arş’ın gölgesinde gölgelenecekler arasında olacaklardır. İnsanın hayatındaki unutulmaz dostlarından bir sınıf ta mektep (okul) ve şayet medrese tahsili yapmışsa, medrese arkadaşlarıdır. Şahsen bu sınıfa dâhil arkadaşlarımı her zaman arayıp sormuşumdur. Bunlar içerisinde bazı ilkokul arkadaşlarımın izini elli sene sonra bulup, onlara sürpriz ziyarette bulunmuşumdur. Bunlardan biri de ilkokul arkadaşım Mustafa Aslan’dı. Yaklaşık 49 sene sonra görüştük. Hemen birbirimizi tanıdık. Bana, “Benim numaram kaç?” dedi. “Ne bileyim Mustafa!” dedim. “Seninki 703’tü” dedi. Doğru. Benim ilkokul numaramı bile unutmamış Mustafa. Eski günleri yâd ettik. Kendisine bazı ilkokul arkadaşlarımı sordum. Onları da bulacağım, inşeAllah. Bu yazımda, mektep-medrese arkadaşlarımı yâd etmek istiyorum. İşte arkadaşlarımdan unutamadıklarım…

İlkokul arkadaşlarım: Ökkeş Gezer, Aziz Karakan, İbrahim Hedef, Mehmet koca, Mustafa Aslan, Kemal Özbiçer, Mustafa Aksoy, Mustafa Ayık, Halil Kaymak, Sabri Yıldırım, Ökkeş Çelik, Zeynelabidin Tekin…

İmam Hatip’ten Arkadaşlarım (Dört Yıllık Ortaokul): Mehmet Gültekin, M. Ali Bulut, Ali Erol, Yusuf Akbayram, Sadık Eraslan, Mustafa Tekin, Nedim Uğur, Mehmet Gebel, Murtaza Yiğit, Rasim Kutsal, İsmail Talay, Metin Parlayan…

Lise Arkadaşlarım: Halil Özleblebici, Mehmet Erdoğan, Mehmet Sofuoğlu, Fatih yenitürk, Uğur Yorulmaz, Mehmet Özgöztaşı, Arif Çekici, Mehmet Kazaz, Şahin Güllüce, Mithat Bahçeci…

Üniversite Tahsili Sırasındaki Arkadaşlarım: Hüseyin Özdemir, Muharrem Ekmen, Zeki Şimşek, Ali Kılıç, Mehmet Gürbüz, Ruhi Yavuz, Bünyamin Gerdan, İlyas Karademir, Mehmet Köleoğlu, Mehmet Tartar, Recai Albay, Ömer Yavuzyiğit, Aziz Özbey, Selahaddin Yaşar, Metin Ataman, Selahaddin Yiğit, Hamza Güllüce, İskender Pala, İsa Kocakaplan…

Medrese Tahsili sırasındaki arkadaşlarım: Alican Altun, Abdulbaki Akkuş, Fatih Said (Küçük oğlumla aynı zamanda yedi sene medrese tahsili sırasında arkadaşlık yaptım.), Mahmut Akgün, Abdurrahim Çelik, Hüseyin Güneş, Hüseyin Kirazoğlu, Faysal Ateş, M. Raşit Akgün…

Bütün arkadaşlarımla çok tatlı, güzel, unutulmaz hatıralarımız olmuştur. Meselâ Üniversite arkadaşlarımızdan bir grupla, Âsayiş Komitesi” teşkil etmiştik. (1976’da) Anarşinin gemi azıya aldığı devre idi. Biz ise nasıl kardeş kavgasını durdurabiliriz, nasıl tahsile devam edebiliriz arayışı içerisinde idik. Bu maksatla valiyi, emniyet müdürünü, rektörü, dekanları ziyaret ediyorduk. Koridorlarda kurşunlar vızıldarken bizler, bu kardeş kavgasını nasıl önleriz diye çırpınıyorduk. Bir defasında beş bin kişiyi cebren bir anfiye topladılar. O arada o silahlı grubun lideri, “Kim isterse konuşsun, işte meydan!” dedi. Ben söz alıp konuştum. Özetle hepimizin kardeş olduğunu, üzerimize bir oyun oynandığını, bu vatanın hepimizin olduğunu, kardeşi kardeşe düşürme oyununu bozmamız gerektiğini söyledim. Söz verdiklerine pişman oldular, ama güzel bir hava meydana gelmişti. Arkadaşlarım da yanı başımda idiler.

İmam Hatipteki o güzel arkadaşlıkların lezzetini hiçbir zaman unutamam. Sonradan ben liseye geçtim. Devam eden arkadaşlarımızla dostluğumuz devam etti. Lisede iken namaz kılan arkadaşların sayısı devamlı arttı, iki, dört, altı derken on kişi olduk. Tevafuk, onumuz da üniversiteyi kazandık. Bizler hem namazlarımızı aksatmaz, hem de derslerimize sıkı bir şekilde çalışırdık. Medrese arkadaşlarımız arasında çok samimi bir hava vardı. En zor derslerimizde Mahmut Akgün hocam bir espri yapar, taze bir şevkle derse devam ederdik.

Rabbim bütün arkadaşlarıma imanlı, sağlıklı, hayırlı uzun ömür versin. Bu yazı, arkadaşlıkların devamına vesile olsun inşeAllah. Bu da sılâ-i Rahimdir. Yani Rabbimizin rahmetini celb edecek güzel bir davranıştır…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?