ABD, İsrail’e teslim olmuş görüntüsü veriyor

ABD’de uzun yıllardan beri Yahudi lobisinin etkili olduğu biliniyor. Hatta İsrail’in korunma kollanmasının ABD’nin sorumluluğu altında olduğu bile söylenebilirdi. Bu sebeple de ABD’nin bölgemize yönelik politikalarında belirleyici olan iki sebepten birisinin ABD’nin çıkarları ve bölge petrolleri ise ikincisinin de bölgemizin sürekli çatışma ortamı içinde tutularak İsrail’in karşısında Müslümanların tek bir cephe oluşturmasını engellemek olduğudur. Hatta bazı iddialara göre artık petrolün giderek eski önemini yitirdiği, İsrail’in güvenliğinin sağlanmasını ABD yönetimleri kendileri için öncelikli görev kabul ettikleri için her dönemde bölgemizde ya problemler körüklenmiş ya da son yıllarda bu iş için terör örgütleri ile birlikte hareket etmeye başlamışlardır.

ABD, İsrail ve bölgemizdeki gelişmelerle ilgili genel çerçeveyi böyle belirlemekle birlikte, özellikle Trump’ın ABD başkanlığı döneminde ABD ile İsrail tek devlet görüntüsü vermeye başladı. Hatta Trump İsrail’e hizmet uğruna dünya üzerinde kendinin ve ülkesinin ciddi bir itibar kaybını göze almış durumda. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu’nda ortaya çıkan sonuç bunun bir ifadesidir. Dilebiliriz ki, İsrail’i yönetenler bile Trump kadar fütursuz ve İsrail çıkarlarını korumak adına tüm kuralları açıktan çiğnemeyi göz almıyorlar. Yaptıkları açıklamaları birtakım diplomatik söylemlerle dile getiriyorlardı. Ancak Trump’ın tavrı ve İsrail yandaşlığı İsrailli yöneticileri de öylesine etkilemiş ki, artık onlar da akıllarına geleni uluorta söylemeye başladılar.

Olaylar sadece Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmiş olmasından ibaret değildir. Bu noktaya gelinene kadar Irak ve Suriye’de terör örgütlerine açıktan destek verilmiş, silahlandırılmış ve eğitilmiştir. Hatta bazı terör örgütlerine Suriye’de alan tahsis etmek sözü bile verilmiş bulunuyor. Böyle olmasa tüm bölge ülkelerinin tepkisine rağmen PKK/YPG’yi silahlandırır mıydı? Hatta, DEAŞ’ı Suriye’den temizlemek iddiası ile terör örgütü PKK/YPG’yi silahlandıranların bugün dünyaya aldırmadanDEAŞ’ı eğitiyor, PKK, YPG ve DEAŞ terör örgütleri ile birlikteliğini hâlâ sürdürüyor olmalarının doğru okunması lazım. Özellikle de ABD’nin bölgemizdeki varlığını sadece petrolle izah etmek eksik bir değerlendirme olacaktır. Çünkü petrol zengini ülkeleri zaten ABD kontrolü altına almış, bir çırpıda 300 milyar dolarlık silah anlaşması yapabilmekteler.

Bu noktada Trump’ın, Mahmud Abbas’a alternatif başkent önerisi İsrail’den habersiz ve bağımsız bir hamle olarak düşünülebilir mi?Medyaya da yansıyan haberlerde Trump’ın Filistin lideri Mahmud Abbas’a Kudüs’ün dış mahallelerinden Ebu Deys’i başkent olarak teklif etmesi karşısında, ‘Sen kimsin de Filistin ve Kudüs konusunda tekliflerde bulunuyorsun?’ diye sormak gerekmez mi? Tüm bu gelişmeler karşısında ABD Başkanı Trump’ın kendi ülkesinden çok İsrail’in çıkarlarını düşündüğü ve söylemlerinin ve attığı adımların bu çıkarlar doğrultusunda olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bir adım daha atarak Trump’ın ABD çıkarlarından çok İsrail çıkarlarına öncelik verdiğini söylemek de yanlış olmayacaktır. Trump’ın bu tavrını sadece ABD’deki Yahudi lobisinin etkisi ile izah temek sanıyorum yeterli olmaz. Trump ya kendisini Yahudi lobisine borçlu hissediyor ya da o makama gelmeden önce varılmış bir anlaşma doğrultusunda hareket ediyor. Sebep her ne olursa olsun İslam dünyasının hedefinde Filistin ve Kudüs konusunda sadece İsrail değil, aynı zamanda ABD’nin de olması gereksiyor. Çünkü ABD ve İsrail, bir bütün olarak hareket ediyorlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Sadece ABD'yi degil, tum kalpleri muhurlenmemis, ki buna bu gruba giren Yahudiler de dahil, bu hastalikli dusunceden kurtarmak icin seferber olmaliyiz. Onlara iyiyi, dogruyu anlatmali ve gostermeliyiz, kendimiz ilk basta boyle yasayarak. Inanin ki insanlarin buyuk cogunlugu, fitratlari geregi, boyle bir girisim karsisinda tepkisiz kalmaz. Once onlar da haksizliklara karsi cikmaya baslar ve sonra da Islam'in dalga dalga yayildigina sahit oluruz.

Yanıtla . 0Beğen 29 Aralık 12:20

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?