Gönül gözümüze ayar verenler

MAKALEYİ DİNLE

İster dostunuz hakkında olsun ister düşmanınız hakkında olsun, duyduğunuz hiçbir haberi araştırmadan yaymayın.

“Benim araştırma zamanım veya imkânım yok ki” diyorsan o duyduğun haberi yayma zorunluluğun yoktur, ağzını kapatıver.

Olumlu, iyi, güzel, başkalarına da örnek olabilecek haberleri araştırmaya gerek yok. İsim vermeden olayı anlatmada fayda vardır.

Olayın kahramanının isminde yalan ve doğru olma ihtimali olabilir.

Onun için olay anlatılmalı ama isim sağlam değilse isimsiz anlatılmalı.

Rabbimiz, bizim bu dünyada neyi nasıl yapacağımızı öğretir Kur’an’ıyla.

İki kulağımıza gelen, iki gözümüzle görülen haberler hakkında da yol göstermiştir:

“Ey iman edenler, eğer bir fasık (Müslüman olduğu halde, büyük günahları işleyerek ısyanda olan kişi) size bir haberle gelirse onu araştırın ki, bilmeden bir topluma sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat suresi ayet 49/6)

Yalan haber üzerine öfkeyle kalkan, zararla oturabilir.

Özür dileme zorunda kalabilir, tazminat ödeme durumunda olabilir.

Ahiretteki cezası Allah’a kalmıştır.

Özür de, tazminat da açılan gönül yarasını tamir edemez.

Aldığınız haber doğru olabilir, araştırdığınızda doğru çıkmışsa hemen yayma tarafına da gitmeyin.

Kişinin şahsıyla ilgili bir yanlışıdır, kimseye, hiçbir canlıya zarar vermemektedir. İşte böyle haberler de yayınlanmamalı ve kimsenin görmediği bir yerde kulağına gizlice, yanlış yaptığı, dostça söylenmeli.

Bir toplumun tamamını ilgilendiren olumlu veya olumsuz haberler için Rabbimiz:

“Onlara emniyet veya korkuya ait bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Eğer o haberi Rasüle ve onlardan olan emir sahiplerine götürselerdi, onların içinden o haberden mana çıkaracak olanlar onu bilirdi. Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı çok azınız müstesna siz şeytana uyardınız” (Nisa suresi ayet 4/83) buyurarak o toplumun aklı başında yöneticilerine haber verilmeden yayınlanmamasını, yayınlanma veya yayınlanmama kararını yetkililerin vermesi gerektiğini haber verir.

Bugünkü ifadeyle “Devlet Sırrı” olan haberler gibi aile, kabile, köy, mahalle sırları vardır ki ikinci bir kişiye zarar vermeyen, olumsuz haberler yayınlamadan doktor hassasiyeti içinde tedavisi yapılma tarafına gidilir.

Sevgili Peygamberimiz de:

“Kişiye günah olarak, duyduğu her şeyi konuşmak yeterlidir” buyurmuş. (Ebu Davud, Sünen, K. Edeb, bab 88)

“Kişinin zan, tahmin bineği ne kötüdür” buyurmuş. (Ebu Davud, Sünen, K. Edeb, bab 80)

“Bana göreler” beni ilgilendirir, sana göreler seni ilgilendirir.

Yedi buçuk milyar insanın “Bana göresi” kendine göre doğrudur ve kimsenin bir diğeri üzerinde ayrıcalığı yoktur.

Kimse diğerine kendi doğrusunu dikte ettiremez.

Ama hepimizi bağlayan doğru, şu anda bile bizim her hücremize uygun kanı, kalbimizden pompalayan, ciğerlerimize havayı veren Allah celle celalühün ayetleri ve onun Rasülünün hadisleri, hepimizi bağlar.

İyi ve doğru haberin ne olduğunu da o iki mihenge vurmalı.

Kriteri Kur’an olmayanlara göre, sofrasında rakı olmayan Başbakan suçlu, sofraya rakı getirten Oramiral kahraman olur.

Dünyadan bir milyon doktoru, Konya ovasında toplasanız ve “Rakı, insana faydalı mıdır, zararlı mıdır” sorusuna cevap isteseniz, içen doktor da içmeyen de “Zararlıdır” der.

Ama gönül gözümüze ayarı, gönlümüzü yaratan değil de yaratana ve onun yarattığına düşman olanlar verirse, inkarı imana, kötüyü iyiye, düşmanı dosta, batılı hakka, savaşı barışa, dünyayı ahirete…tercih ederiz. Allah korusun.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR