İçi boşaltılan kavramlar – 5: Dava / Dava adamı

Uğruna nice mücadelenin yapıldığı, pek çok insanın çile tükettiği kavramdır dava! Ulu bir çınar, heybetli bir dağdır. Her baharda yeşeren umut, fikirsizlik çölünde vahadır dava… Zifiri karanlıkta doğan güneş, susuzluktan çatlamış toprağa düşen damladır dava. Hasretle beklenen yaz, köprüden önceki son çıkıştır dava. Uzun solukludur. Bir maraton gibidir. Dayanıklılık, sadakat, sebat, çile, aşk, sevda gerektiren bir kavramdır. Dava eşittir çile desek yeridir. Bu çileye gönüllü talip olan o uğurda ideale sahip olup o kutlu sona vasıl olmak isteyen insan da elbette dava adamıdır. İdeali uğruna ömrünü tüketen, çok daha rahat bir hayat sürebilecekken o rahatlığı elinin tersiyle iten kişidir dava adamı.

Dava her şeyden önce adanmışlığın, inanmanın ürünüdür. Mevcut şartlara teslim olmayanların, imkanlar eline geçse de sistemin, düzenin yanlışlarını ortaya koyanların geçmişten günümüze mücadelesinin bütünüdür. Dava mücadele ile birlikte anılıyorsa eğer burada biraz durup düşünmek gerekmez mi sizce de?

Sözlükler dava için “öne sürülerek savunulan düşünce” dese de her insan içinde ayrı bir dava anlamı barındırır. Fikirle bezeyerek davayı olgunlaştırır insan. Önce kendi inanır ve daha sonra etrafında halka halka inananlar topluluğu oluşturmaya çalışır. Dava; sistemin aksayan yönünü düzeltmeyi değil komple yeni bir sistemi içinde barındırır. İlmek ilmek hayata nakşedilir. Banileri mücadelesinin sonunu göremeden hayatını kaybetse de davalar müntesibi olduğu müddetçe ölümsüzdür. Hak bir dava için de mücadele edilir batıl bir dava için de. Mücadele kendi içinde anlamlıdır. Zaten mücadele gücünü veren de bu anlamla bütünleşmedir.

Ülkemiz dava açısından oldukça hareketli bir geçmişe sahiptir. Yoldan geçen kişilere, “Davası için ömrünü feda eden isimleri sayınız” denilse her biri farklı isim saysalar da bir müddet sonra isimlerin genelde birbirinin aynı olduğu ve üçü beşi geçmediği fark edilir. Ancak biz isimler üzerinde durmayacağız. Her dava sahibi davası uğruna mücadele verdi ve vadesi dolanlar öldü sağ olanlar da mücadelesine devam ediyorlar zaten. Bizim asıl üzerinde durmamız gereken böylesi fikri yoğunluktan ve mücadeleden sonra dava kavramının ve dava adamının günümüzdeki ifade ettiği mana olmalıdır.

Özellikle hamasi nutuk dinleyenlerin pek çoğunun sık sık duyduğu malum bir kavramdır dava kavramı. Öncelikle fikri ve siyasi konuşmalarda adından sıklıkla bahsedilir. Dinleyenler coştukça coşar adeta kendilerinden geçerler dava adına atılan hamasi nutuklarda. Neticede orada adı zikredilen davanın birer ferdidir kendileri de. Fikri mücadele içerisinde olanlar da hem gündelik konuşmalarında hem de eserlerinde çokça bahsederler davadan. Dava uğruna adanır tüm ömürler. Dava uğruna atılır tüm nutuklar. İnsanlar inandıkları davanın fikri temelleri çerçevesinde hayatlarını idame ettirirler. Dünyanın kurtuluşu o fikirlerin neşvünema bulmasından geçmektedir onlara göre. Ne zaman ki dava hükümferma olur işte o zaman insanlık da dünya da kurtulur.

Bütün davalar hem banisi hem de müntesipleri için saflığın, temizliğin, özümsemenin resmidir. Mazbut bir yaşamın, mutlu bir geleceğin temeli çekilecek çile ile atılmaktadır. Zaten dava eşittir çile demiştik ya yukarıda. İşte o çile ne kadar çok çekilirse gelecek günler o derece aydınlık olacaktır.

Bu minvalde devam eden mücadele azmi ve kararlılığı günümüzde pek çok şey gibi değişime uğramıştır. Bir kısım insanlar için; gündelik konuşmalara meze, yapılan haksızlıklara perde, yolsuzluklara peçe, kendini kurtarmak isteyenlere çare, sorumluluktan kaçanlara bahane oldu dava. Asıl şaşırtıcı olanı daha düne kadar davayla dertlenen adamların şimdi para için dertlenir olmasıdır. Bu bağlamda onlar için dava sadece dillerde kalmış, inmesi gereken gönüllere ulaşamamıştır. Özellikle geçmişlerinde davaya bağlılıklarıyla bilinen insanların belli makamlara mevkilere geldiklerinde uğradıkları erozyon şaşılacak düzeydedir. Rütbece alt sınıfta olanlara, sıradan insanlara hamasetle karışık dava edebiyatı yapanların iş kendilerine geldiğinde davadan bahsetmemeleri, yan çizmeleri ve parayı önemsemeleri işin vahametini en güzel şekilde ortaya koymaktadır. Bu tür adamlar için dava artık hukuki bir terim olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Önceden insanlar bu değişime şaşırsalar da şimdi iyice alışmaya, vaka-i adiyeden bir olay olarak görmeye başladılar bu durumu.

Zannederim nice kutlu dava alt kimlikteki, sıradan, önemli bir mevkie ulaşmamış, halk insanlarının üzerine kaldı ya da kalmak üzeredir.

Allah samimi olarak Hak davasına bağlı olanlara sabitkadem olmayı nasip eylesin. Âminlerce âmin...

Selam ve dua ile…

Minik bir anekdot Lazımlıkla çorba içmek

Bir yaz günü... Sofra kurulmuş, yemek yenilecek... Her şey hazır... Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu “viski şişesi”ni görünce sorar:

- Bu ne?

Cevap verir, oğlu;

- Baba; soğuk su için... Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!..

İtiraz eder üstad:

- Olmaz!..

İzaha çalışır oğlu...

- Baba inan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar sularla yıkadık.

Üstad yine “olmaz” der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından:

- O halde oğlum; yarın lazımlık satan bir dükkâna gideceksin ve oradan el değmemiş bir lazımlık alacak, çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin! İçebilir misin?.. Elbette içebilirsin... Hiçbir mahzuru da yok... Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!

İlgilisine notlar:

“Bir dava, uğrunda ölünecek kadar değerli değil ise, uğrunda yaşanacak kadar da değerli değildir!” Şamil Basayev

  • “Bu memleketin en büyük faciası, en seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çekmesi! Halledilmesi gereken büyük dava, bu topraklar üzerinde münevverin nefes alabilecek hale gelmesi.” Cemil Meriç
  • “Dava, bilen ve bilmeyen, anlayan ve anlamayan için tek: Hep solmayan renge, geçmeyen ana, pörsümeyen yeniye, bölünmeyen bütüne ulaşmak.” Necip Fazıl Kısakürek
# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?