Avrupa kadar bile olamadık

MAKALEYİ DİNLE

ABD, halihazırda toplasanız 250 yıllık bir ülke. O da toplama, derleme şeklinde bir ülke. Kendine ait köklü bir kültürel birikimi, değerler silsilesi falan hak getire. Düşünün, cadılar bayramı gibi uydurma bayramları gelenekselleştiriyorlar, bir ulus bilinci oluşturabilmek, bir değerler silsilesine sahip olabilmek için. Her açıdan yapay ve yüzeysel.

Dünya sahnesinde parlayışı ve öne çıkışında Avrupa’nın kendini imha etmesine neden olan dünya savaşları etkili oldu. Boşluğu değerlendirdi, daha doğrusu meydanı boş buldu. Coğrafi açıdan konumunun sağladığı “doğal korunma” ile de bunu perçinledi. Elbette ki, Rusya ile girişilen Soğuk Savaş da, dünyaya yayılmasında büyük bir avantaj sağladı. Komünizm öcüsünü bahane ederek korkuttuğu ve güya himayesine aldığı ülkeleri, doğal olarak etkisi altına almayı da başardı. Bunu propaganda gücünü de ekleyince, zorbalığını “sevimli” gösterebilen bir zalime dönüştü.

Trump’ın gelişi, ABD’nin zaten yıpranmış olan imajını resmen yerle yeksan etti. Bu gidişle dünyanın 1 numaralı nefret objesi olması da muhtemeldir. Trump denen yoz ve görgüsüz müteahhit bozması, ABD’nin zaten yerli yerine oturmamış ve herhangi bir değerler silsilesine sahip olmayan yönetim anlayışını iyice tuz buz edeceğe benziyor. Bu durum, dünyada oluşturduğu rahatsızlığın kat be kat fazlasının ABD içerisinde oluşmasına neden oluyor, olacak gibi de duruyor.

Muhtemelen, Trump görev süresinin sonunu göremeyebilir. Hakkında halihazırda yürütülen soruşturmayla birlikte yükselen “azledilsin” sesleri, bir müddet sonra toplumsal bir talebe dönüşebilir. Son yaşanan Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ahmaklığı ve sonrasında bunu kabul etmeyen ülkelere karşı sergilenen saçma sapan tehditkar (ve bir o kadar da içi boş) tavır, ABD’yi uluslararası camiada belki de tarihinde eşi görülmemiş bir noktaya sürükleyebilir. Trump, her hareketiyle “züccaciye dükkanına girmiş bir fil” gibi ABD’ye zarar verecek gibi duruyor.

Seçimi, “kötünün iyisi” olarak görülen Clinton’ın önünde, “kötünün de kötüsü” olarak kazanmasının oluşturduğu toplumsal travma ve şok hali, ABD’de çok sert Trump eleştiri ve hicivlerine hala konu oluyor. Yeni çekilen popüler dizilerde dahi bu travma konu edilebiliyor. “Başkan azletme” gibi bir deneyimi olan ABD için, Nixon’dan çok daha beter bir rezillik seviyesinde görülen Trump’tan kurtulmak, belki de bir “milli itibar” meselesine dönüşecek önümüzdeki dönemde.

İç kamuoyunda yaşadığı sıkıntıyı ve köşeye sıkışmışlığı, (belki de Yahudi damadının aklıyla) bugüne kadar hiçbir ABD Başkanının yanaşmadığı kadar Yahudi lobisine kayıtsız şartsız teslim olmakta bulması bile, Trump’ın ne denli çapsız ve boş bir karakter olduğunu gösteriyor. Kendi kararına tepki veren ülkelere yönelik ilkel ve iğrenç tutum ise, tam bir cehalet ve cehalet kaynaklı cüret örneği olarak hafızalara kazınıyor.

Bu noktada, bizim kendi iç kamuoyumuzda oluşturulan maksatlı “kahramanlık” hikayelerinden sıyrılıp, meselenin gerçek mahiyetine odaklanmak gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, aslına bakılırsa bir fiyaskodan farksız olan Doğu Kudüs ve 1967 sınırlarına dönülsün” açıklamasının ne denli sadre şifa olup olmadığı, 61 ülkeden sadece 16’sının lider düzeyinde katılmasıyla aslında cevap bulmuş oluyor. Hem İsrail için “işgal devleti” deyip de, hem de 1967 sınırlarını (yani İsrail işgalini) kabul etmek, nasıl olup da tarihi olabiliyor acaba? Kendimizi kandırmaktan vazgeçip, bu noktada ABD’ye karşı Avrupa’nın devreye girdiği gerçeğini görmemiz gerekiyor. Yoksa, hem İsrailli katilleri aklayan bir anlaşma imza edip ve o anlaşmayı yırtıp atmayıp (normalleşme anlaşması), hem de İsrail’i kınamak, lanetlemek hiç de caydırıcı durmuyor.

Buradaki enteresan nokta, Avrupa’nın ABD’ye karşı sessiz ve derinden cephe alması ve taşı gediğine koymasıdır aslında. İlginç bir bilgi verelim. İsveçli “Ship to Gaza” Derneği aktivistleri, insani yardım gemileriyle İsrail’in Gazze ambargosunu delmek amacıyla “Gazze İçin Donanma” adını verdikleri girişim için 20 metre uzunluğundaki ikinci gemilerini satıl almış. Gazze ambargosunu delmek için uğraşan Müslüman bir girişim var da biz mi duymadık acaba?

İslam alemi olarak, sadece lafla netice alacağımızı zannediyoruz ama çok yanılıyoruz. Sahte zafer sarhoşlukları yerine meselenin bizim açımızdan aslında ne kadar acıklı olduğunu fark etmemiz gerekiyor önce. Avrupa kadar olamadık son tahlilde.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Recep Kilic - Her seyi üc kagit üzerine kurulu Adalet sadece parasi olanlara isleyen parasi olmayanin bir köpek Kadar degeri olmayan ufacik bir seyde sokaklarda bir birini linc etrmeye öldürmeye calisan topluca bir inek icin katliam yapan bir bilezik icin kadinlarin kollarini kesen Istanbul köprüsünden ayaklari camdan disari fren ve gaz pedalini deyneklen idaer eden yollarda asayis olmayan hirsizligin yüzde60 cinayetlerin artigi bir ülkeden bahsediyoruz avrupada bunlarin hangisi var varsa ne Kadar var KUDÜSÜN DOGUSUYMUS BATISIYMIS MILLET COKTAN UNUTTU BILE (BIR KESIM HARIC ZATEN HIC BIR ZAMAN UTUTMAYANUNUTMAZ BIR KESIM BU KESIME YÜZDE 1 DIYE HITAP EDIYOR COK BILMIS LER) BU KESIM ICIN YETERKI TAYIP BASKAN OLSUN KUDÜS FEDA OLSUNDUR BASKA HIC BIR SEY DÜSÜNMEYEN BU KESI MMI AVRUPA GIBI OLACAK

Yanıtla . 0Beğen 25 Aralık 22:56
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR