Batıla benzeme ve yılbaşı çılgınlığı

MAKALEYİ DİNLE

Batılılaşma hastalığının bir sonucu olarak her yıl Hıristiyanların dini bayramlarının miladi yılın başlangıcı ile birleştiği gece maalesef ülkemizde de yılbaşı gecesi olarak kutlanmakta ve çeşitli adlarla bu geceye özel türlü mel’anetler işlenmektedir. Her karışı toprağı şehit kanıyla sulanmış bu topraklarda maalesef cahiliye adet ve geleneklerinin ne kadar mel’aneti varsa tümü birden bu gecede işlenmekte ve adeta toplu bir isyana kalkışılmaktadır.

Şimdi birileri ortaya çıkıp yılbaşı gecesi adı altında işlenen mel’anetleri masum göstermek için bu kutlamaların Hıristiyanlardaki dini gerekçelerle kutlama amacından sıyrılmış olduğunu söyleseler de bu geceye özel yapılan hediyeleşme, özel sofra hazırlama, akraba ve arkadaşlarla birlikte kutlama yapma, ev ve alış-veriş merkezlerini noel ağacı ile süsleme, noel baba kıyafeti giyen insanların caddelerde dolaşması ve benzeri uygulamalar bu kutlamaların tamamen Hıristiyan kültürü içerisinde yapıldığının açık birer göstergesidir.

Hemen şunu belirtelim ki Yüce Allah’ın koyduğu sınırların aşılması ister gayri Müslimlere özenti sebebiyle olsun isterse olmasın yasaklanmıştır. Yani haram her yerde ve her zaman haramdır. İslam’ın yasak ettiği şey sadece belli bir din mensuplarının adet ve geleneklerini taklit değil, cahiliyeye ait ne kadar inanç, ibadet, adet ve gelenek varsa hepsidir. Kaldı ki yılbaşı eğlencesi adı altında işlenen mel’anetler cahiliye adeti ve Allah’a isyandır.

İslam, hayatın tüm alanlarında kendi değerlerini hâkim kılmak ve kendi değerleri etrafında kenetlenmiş yeni bir toplum inşa etmek için yola çıkmıştır. Bunu başarmak için de ta ilk günden itibaren Mü’minler, itikaden ve amelen gayri Müslimlere muhalefet etmekle emr olunmuştur.

Bu muhalefet sadece itikad ve ibadetle ilgili konularla sınırlı olmayıp hayatın her alanında gayri Müslimlere muhalefet etmeyi kapsamıştır. Hatta iş, saç ve sakala kadar indirgenmiştir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Yahudi ve Hıristiyanlar saçlarını hiç boyamazlar. Siz onlar gibi yapmayın. “ (Buhârî, Enbiyâ 50, Libâsi, 67) “Sakallarınızı serbest bırakın (uzatın), bıyıklarınızı kısaltın. Müşriklere muhalefet edin.” (Buhari, Libas, 64; Müslim, Taharet, 54 )

Yine Resulullah (s.a.v.)’in namaz vakitlerinin duyurulması konusunda bir arayış içinde olduğu dönemde getirilen öneriler arasında bulunan boru öttürme ve çan çalma tekliflerini Yahudilere ve Hıristiyanlara benzeyeceği için reddetmiştir.

Diğer taraftan da yılbaşı eğlencesi adı altında İslam’ın kesin olarak yasakladığı cahiliye toplumunu özelliklerinden olan bir çok haram aynı anda işlenmektedir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu konuda: “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” . (Ebû Dâvûd, 4031) buyurmuştur.

Ayrıca da bu mel’anetleri normal zamanlarda işlemeyenler yılbaşına özel olarak bunları işlemenin caiz olacağına inanmaktadırlar. Bu inanç ise daha büyük bir sıkıntı doğurmaktadır. Zira bir haramı işlemenin belli zamanlarda caiz olacağına inanmak, yani haramı -belli gün ve geceler için olsa bile- helal saymak iman ile çelişir.

Müslüman bir milletin batıla bu kadar özendirilmesi ve bunun devlet eliyle de körüklenmesi anlaşılır bir durum değildir. Yılbaşı piyangosu adı altında bir kişiye servet sayılabilecek kadar çok büyük miktarlarda paraların vaat edilmesi de ayrı bir çılgınlıktır. Zira milyonlarca insan sırf kısa yoldan zengin olurum hayaliyle yılbaşına özel piyango bileti almakta ve devlet eliyle emeksiz para kazanmaya, kısa yoldan zengin olmaya, köşe dönmeciliğe ve kumara teşvik edilmektedir. Pek tabii ki burada herkes kendi sorumlulukları oranınca vebal altına girmektedirler.

Resulullah (sav) Efendimiz bu günlerin geleceğini ta on beş asır öncesinden haber vererek şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki, sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uyacaksınız. Öyle ki, onlar keler deliğine girseler siz de gireceksiniz”

Sahabeler dediler ki:

“Ey Allah’ın Resulü! Yahudi ve Hıristiyanları mı kastediyorsunuz?

Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Ya kim olacaktı?” (Buhari ve Müslim)

Diğer bir hadiste de şöyle buyuruluyor:

“Kim kendisini bir kavme benzetirse onlardandır. (Ebu Davud)

Esasen Müslümanın bırakın haram işlemeyi helal bilinci o derece canlı ve üst düzeyde olmalı ki, haram olan bir şeye el uzatmak şöyle dursun, haram ya da helal olduğu şüpheli olan şeylerden de sakınacaktır. Zira haramlardan kurtulmanın başka bir yolu yoktur. Nitekim Resulullah (s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmuştur: ”Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisi arasında insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Dolayısıyla kim şüpheli şeylerden uzak durursa, hem dinini hem de şahsiyetini korumuş olur. Kim de şüpheli olan şeylere karşı hassasiyet göstermezse, bir gün gelir kendini haramların içinde bulur. Aynen bir koruluk etrafında hayvan güden çobanın durumu gibi; hayvanların koruluğa girmesi her an olasıdır. Şimdi dikkat edin! Her güç sahibinin girilmesini yasakladığı bir koruluğu vardır. Allah Teâlâ’nın koruluğu da haramlardır.” (Buhari-Müslim)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR