İçe Doğru Konuşmalar

MAKALEYİ DİNLE

Ne zaman içimiz daralsa, dünyanın sonu gelmiş ve bütün kıyamet başımıza kopmuş gibi hissetsek tam işte o anda karşımızda açılan bir pencereden dışarı dolaysız bakabildiğimizde aslında içinde bulunduğumuz halin ne kadar da şükürlük olduğunu görebiliriz. Ancak insanız ve sürekli bir melankoli haline girmeye teşneyiz. Bu hal bizleri ne kendinden ne çevresinden ne de olup bitenden doğru bir anlam çıkartamayan, mızmız bir yapıya sürüklüyor. Oysa çoğu zaman dille ifade ettiğimiz “Elhamdulillah ala külli hal/ Her halimize şükürler olsun” sözünü de bir alışkanlıktan dolayı terennüm ettiğimizi gösteriyor. Amiş Efendi’nin “Bir şeye kavuşman veya kavuşmaman senin indinde bir değilse sen henüz hamsın” diye tarif ettiği halde yozlaştığımızı, kabuk bağladığımızı ifade edebilirim. Yusuf Yalanız ile bu hal üzerine konuştuğumuzda “İmanda alışma olmaz, onun daima taze tutulması icap eder” diyerek kesin bir çizgiyi ifade ediyor. Yani dile yansıyan bu durum aslında alışma emaresini gösteriyor. Sadece olaylar karşısında, bela ve musibetler ile imtihanın darlık boyutunda da kayıtsızlığın bir göstergesini bize sunuyor.

Yoksa bu kadar zulüm, bu kadar vahşet karşısında duyarsızlaşan bir dünyayı bir yere konumlandıramıyorum. Yemen’den Afganistan’a, Myanmar’dan Libya’ya bir uçtan diğerine açlık, yokluk ve yok sayılmanın en acı halini yaşayan insanları düşündükçe günlük dertleri, günlük iç geçirmeleri, kişiler arası iniş çıkışları dert diye dert edinen dünyanın geri kalanı, bizler için bu durum alışılmış mırıldanmalardan başka ne olabilir ki? Belki içinizden geçiriyorsunuzdur ne alaka? Alaka şu ki, hem ferdi hayatımızdaki meselelerimiz hem de toplumsal hayatımızda mesele ettiğimiz şeyler karşısından sergilediğimiz tavrımız güçlü bir inancı yansıtmıyor. Seküler olmadığını yaşantısı ile söylemeye çalışan insanların, bela ve musibet karşısındaki tavrı için, inançtan azade bir gidişatın açığa çıkardığı kaygı da diyebiliriz. Bu hafta Cuma hutbesini dinlerken bir kez daha bu konu üzerine düşme gereği hissettim. Bütün dünya bir yere doğru giderken toplum olarak sadece bireysel konuların işlenmesi ve bunlar sanki bütün problemlerin ana kaynağıymış gibi bir hava estirilmesi ve ateşli, hamaset dolu hutbelerin, hatipler tarafından irad edilmesi, bende bir kafa yangınına neden oluyor.

Sonunda biraz soluklanınca şöyle diyorum; ‘Evet, bütün bu durumlar, bizim, bu dünyayı algılama biçimimizle ilgili’. Sürekli bir hamlığın ve olamamanın sancısını yaşıyoruz. Özellikle kendimize doğru çıkan yollarda bir yön şaşmasına uğruyoruz. Adeta küçücük derelerde boğuluyoruz. Toplumsal, siyasal, kültürel ve ferdi hayatımız hepsi birbirin aynısı. Bir yıl içinde neler olmuş bitmiş diye dönüp geriye bakıyorum. Olup biten hep aynı şeyler; mazlumların gözyaşları ve bu gözyaşlarının üzerinde estirilen yalan rüzgârları… Önce kendime söylüyorum, sonra da sana sevgili dostum, daha büyük sınanmalardan geçmemek için, bu dünyada ne kadar kazanırsak kazanalım en büyük kazancın “kanaat” olduğunu unutmadan hareket edelim. Sıklıkla hatırlayalım, ‘ne dem baki ne gam baki.’ Hepsi geçiyor. İşte bir yıl daha geldi ve geçiyor. Kendimizi mihenge vuralım. Bakalım ne çıkıyor içimizden. Hoşça bakın zatınıza…

*

Not: Sevgili Fatih, mektubun elime geçti. Öncelikle bir an önce özgürlüğüne kavuşmanı Mevla’dan niyaz ediyorum. Biliyorsun bu tür bela ve musibetler imtihanımızın bir parçası ve yaşadığın bu durum da bir imtihan, Allah sabır versin. İnşallah geçirdiğin bu süre senin için Yusuf mektebi olmuştur. Sevgili kardeşim, bahsettiğin mevzu ile ilgili bilgi sahibi değilim ancak araştırıyorum, bir çerçeve oluşturunca kısa zamanda yazacağım. Baki selamlar… Ayrıca mektubun elime geçmesine yardımcı olan sevgili Mustafa Abi’me de teşekkür ediyorum.

TAŞ GEMi

“Uçurumun kenarındayım Hızır

Ulu dilber kalesinin burcunda

Muhteşem belaya nazır

Topuklarım boşluğun avcunda

Derin yar adımı çağırır

Dikildim parmaklarımın ucunda

Bir gamzelik rüzgâr yetecek

Ha itti beni, ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır”(Ömer Lütfü Mete/Gülce)

Not: Ziya Uğur’dan, “Çalabım Bir Şar Yaratmış”ı dinliyoruz. “Çalabım bir şâr yaratmış iki cihan âresinde,/Bakıcak dîdâr görünür ol şârın kenâresinde” Hacı Bayram Veli hazretlerinin şiirine ses oluyor. İçeri derine derine akıyor. Ziya Uğur’un “Hacı Bayram Veli”nin şiirlerinden oluşan bu albümü pek güzel, dinleyiniz.

Bize kadar

Şeyh Sadi, “Kendi kusurunuzun hamalıyken / başkalarının kusurunu kınamayın” der.

Gönenli Mehmed Efendi, “Darda kalanların bir merhabaya bile ihtiyaçları vardır” der.

Sadece içten tebessüm et! Ve bir dostunu ziyaret et.

İhtiyarlara hürmet et! Bir ihtiyarın gönlünü ziyaretinle hoş et ve ondan nasihat iste.

Italo Calvino’nun, “Görünmez Kentler Kitabı”nı okumak istersen keyifli bir yolculuğa çıkabilirisin. Kitap YKY’den.

DAĞARCIK

Kişinin yaşamı uzaklıklar ile yakınlıklar arasında yürür: kişi, ne yaparsa yapsın, hep, ya bir şeylere –birilerine- yaklaşıyor, ya da bir şeylerden –birilerinden- uzaklaşıyordur. Hiçbir zaman, bir yerde –birileri ile birlikte- duruyor değil: hep yürüyor… (Oruç Aruoba’dan tadımlık)

TEKKE

“Ölümü beyin ölümü olarak tanımlarken hiç kuşkuya kapılmayanlar, insan soyunun modern uygarlığı kurup bütün diğer canlılara hâkim olmasını sağlayan bilim ve teknolojinin gücüne boyun eğmektedir yalnızca. Ancak içte ruhun krizi ve dışta da doğal çevrenin krizi sonucunda, bu uygarlığın üstüne kara bir gölge olarak dolaşmaya başlamıştır. Bu gölge, modern uygarlık için bir hakikat anının geldiği yolunda bir uyarı niteliğindedir; çünkü nasıl öldüğümüzü değiştirmek, nasıl yaşadığımız da sonsuza kadar değiştirecektir.” (Takeşi Umehara’dan tadımlık)

Bir lahza

“Hiçbir para temiz değildir.” (The Party’den)

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR