Artık Taşlarını Uçur!

MAKALEYİ DİNLE

Doğu Kudüs 1967’den beri yani elli yıldır işgal altındadır. Dünya kamuoyunun ve devletlerin, özellikle Müslüman milletlerin ve devletlerin sesi çıkmazken; İslam Konferansı Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler gibi kuruluşların İsrail işgaline karşı verdikleri mücadele takdire şayandır. Son kertede İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul’da toplanarak Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti ilan etmiş, devletlerin bunu böyle kabul etmesini istemiş, bu da böyle biline demek istemiş falan filan…

Cümleler böyle kurulunca daha inandırıcı olur, heyecanlanılır, umutlanılır falan sandım ama hiç de öyle olmuyormuş. Bizzat kendime dalga geçmek gibi geliyor. Ki aslı da öyle. Fena halde dalga geçiyor, fena halde alay ediyorlar bizimle. Sadece alay etmek de değil, olası eylem, protesto, karşı çıkış, savaşım ve gayretlerin de böylece önüne geçmiş oluyorlar. Hatta söylemlerin tavına gelebilen televizyon izleyicilerinin dile getirdiği şekilde ‘gözünüz aydın, Kudüs kurtulmuş…’ tümceleriyle kutlulanabiliyoruz.

Bizim için artık bir kahır gereksiz ancak sizin bir an önce kahrolmanız tek temennimiz. Zira artık kendinize gelmeyeceğiniz, doğru bir eyleme girmeyeceğiniz üstüne beklentimiz yok. ‘İnsan olun’ şeklinde bir ihtar dahi gereksiz. Kınamaların, telinlerin, lanetlemenin dahi makul göründüğü zeminde sizler elinizle Kudüs’ün anahtarlarını yahudiye teslim eden zevat olarak tarihe geçeceksiniz.

İlk paragrafta yer alan cümleler bir yana kelimeler bile kasıtlı olarak kurulmakta, kullanılmakta ve dahi belli haysiyetsizliği yansıtmaktadır. Bildiri diye altına imza atılan, deklarasyon diye sunulan metinler, herhangi bir taraf için bağlayıcı olmak bir yana kendi içinde, yazısında, dizgisinde dahi tutarsızdır.

Önce, üç semavi din diye bir şey yoktur. Bu durum ‘Allah katında tek din İslam’dır. Her kim İslam’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur’ ifadesiyle bizzat şari tarafından tescil edilmiştir. Hz. Musa, Hz. İsa ve tüm peygamberler İslam peygamberidir. Ki bu peygamberlere inanmak İslam esaslarından biridir. Yahudiler Hz. Musa’ya, Hıristiyanlar Hz İsa’ya anladığımız şekilde ve nitelikte peygamber olarak inanmadıkları gibi Hz. Muhammed’i de peygamber olarak kabul etmezler. Söz konusu peygamberleri bugün dahi peygamber olarak kabul eden İslamdır ve Onların insanlığa getirdiği tebliğ de İslam öğretisidir. Hz. Musa Yahudilik, Hz. İsa Hıristiyanlık diye bir şey getirmemiştir. Tebliğ ettikleri dinin adı İslam’dır ve onlar İslam peygamberi olarak kabul görürler. Binaenaleyh Kudüs üç semavi dinin değil tek semavi dinin kutsalıdır. Kudüs üstüne mücadele de mücahede de söz ve tasarruf da Müslümanlara mahsustur.

Kudüs elli yıldır değil yüz yıldır işgal altındadır. Aksini iddia etmek, inkar etmek, görmezden gelmek İngiliz savunusudur. Keza israil denen şey 1947’de var edildiği andan itibaren gayrı meşrudur. Elli yıllık işgalden söz etmek, elli yıl önce dayatılmaya uğraşılan sınırları kabul etmektir.

Kudüs, doğusuyla, batısıyla, güneyi ve kuzeyiyle, bütün ara yönleriyle, tüm taraf ve cihetiyle Filistin’in başkentidir. İslam’ındır, Müslümanlarındır, hep öyle kalacaktır. Adı üstünde ‘işgal’ altındadır ve birgün mutlaka işgalin de işgalcilerin de üstüne çıkacak, tepesine binecektir.

Ortadoğu yahut orijinal haliyle Middle East tabiri Müslümanlarca kabul gören şey olamaz. Kudüs için Ortadoğu’nun yüreği ifadesi kullanılıyorsa o yüreğin işgal edildiği; Ortadoğu’nun ortasına 200 bin yahudinin planlı programlı yerleştirildiği de kabul edilmiş olur. Bir İslam yurduna Yahudi yerleşimi kabul edilebilir, hatta Müslümanların hakkaniyetine, adaletine, merhametine sığınmış hiçbir yahudi geri çevrilmez. Ancak Kudüs ne yahudi yurdu, ne Ortadoğu yüreği ve ne de üç beş semavi dinin kutsal mekanı değildir.

1967 sınırları diye bir şey yoktur. Kudüs, Şam gibi, Bağdat gibi, İstanbul gibi masa başında oturup sınırlarını belirleyeceğiniz bir yer olamaz. Kudüs, yahudinin ve de işbirlikçilerinin, işbirliksiz edemeyenlerin masasının mezesi olamaz. Söz konusu Kudüs ise elbet bir gün mikrofonlarınız da, masalarınız da, koltuklarınız ve dahi piyasanızı yatıştırmak adına salladığınız parmaklarınız da sizlere karşı kullanılacaktır.

Son olarak, işbirliği teşkilatlarının kiminle ne şekilde işbirliği içinde oldukları belli olmasa da işbirlikçiliğin matah bir şey olmadığı malumdur. Bu tür oluşumların bugüne değin İslam, Müslümanlar, Kudüs ve de insanlık yararına karar aldığı yahut aldığı kararları uyguladığı görülmemiştir. Böyleyken Kudüs üstüne ahkam kesmek işbirlikçilerin harcı değildir.

Ellerimiz taşa, taş çömleğe değmelidir. Kudüs ve akıbetimiz elimize yakışan, yapışmayan; inanç, azim ve gayretle fırlatılan taşların insafına kalmıştır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR