BOP, “Küre” ve Kudüs

MAKALEYİ DİNLE

Kudüs üç ilahi dinin de merkezi konumunda kadim bir kültür ve medeniyet başkenti. Siyonist işgalci rejim tarafından başkent ilan edilmesiyle “Kudüs düştü düşecek” diye yeryüzü ağlıyor. Bu defa Hristiyan âlemi de ayakta. Ümmetin kanayan yarası kanamaya devam ediyor.

Diğer taraftan Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Arakan’da, Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta “Arap baharı” adı altında Müslümanların kanlarının oluk oluk akmasına, hastanelerin bombalanmasına, insanların açlıktan ölmesine, evinden yurdundan edilmesine göz yumanların hatta destek olanların bugün “Kudüs” diyerek gözyaşı dökmeleri ne kadar samimidir!

Kudüs elbette bizim çok önemli bir meseledir.

Ama USANDIK;

İsrail’i, ABD’yi şiddetle kınamaktan!

Bir gece ansızın geliriz tehditlerinden!

Sabrımızı test etmeyin nidalarından!

“Ey” diye başlayan ama bir türlü somutlaşmayan nutuklardan, sloganlardan!

Camilerde sadece dua edip, gözyaşı dökmekten!

Caddelerde pankart taşımaktan!

Artık somut adım atılmasının vakti geldi.

Albert Camus’un “Başkaldırıyorum o halde varım!” ifadesini “Başkaldırıyorum O halde Müslümanım!” tarzında anlayan Şeriati’nin, anladığı gibi anlamanın vakti çoktan geldi de geçiyor.

***

Kaç dönemdir Filistin’i, Mısır’ı, Arakan’ı seçim malzemesi yapanlar ne diyordu? Bir hatırlayalım;

“Bizimki kazanınca Gazze’de havai fişekler atılacak!”. “Kudüs, Suriye, Arakan kurtulacak!”, “Zalimlerin sonu gelecek!”, “Müslüman ülkelerde sevinç çığlıkları atılacak!

Kaç seçim geçti, hani ne oldu? Elinde yetki güç olanların sadece bağırıp çağırmasına, hatta Kudüs’ü bu hale getirenlerle iş tutmasına kahroluyoruz. İsrail en güvenli çağını yaşıyor. Hamas yapa yalnız, savunmasız bırakılarak İsrail şımartıldı. İsrail’e karşı «tehdit oluşturan» ülkeler kaosa sürüklendi. Körfez teşkilatının İsrail’e direnenleri terörist ilan etmesi ve direnişe destek veren ülkelerin Arap baharıyla viraneye çevrilmesi durumu Kudüs’ün başkent ilan edilmesine zemin hazırlamıştır. Trump›ın Arabistan ziyareti sonrası oluşan hava ve Siyonizm yaltakçısı bazı ülkelerin son zamanlardaki tutumları İsrail’in müttefik cepheyi oluşturduğunun da resmidir.

***

Ekranlarda esip gürleyenleri görünce yürekler burkuluyor, zihinler canlanıyor. Sanki İsrail ile barış anlaşması yapılmamış, Meclis’te alkışlanmamış, sermayesini Siyonist işgalci devlete adayan Coca-Cola fabrikasının açılışı yapılmamış, NATO vetosunun kaldırılmasıyla İsrail’in OECD üyesi yapılması sağlanmamış, jet yakıtları satılmamış, ortak tatbikatlar yapılmamış, Manavgat ve Tarsus’tan su ihtiyaçları karşılanmamış, ticaret 5 katına çıkarılmamış, İsrail ve ABD’yle dostluk ve stratejik ortaklık yapılmamış gibi “Kudüs” hamiliği yapmak. Ne kadar ironik! Daha dün «Trump ile dostluklar pekişiyor beraber daha yapacak çok işimiz var» manşetleri atanlar ve kocaman gülücükler saçanlar bu da size gelsin. Hangi işler?

***

Peki -bizdeki- Kudüs ne zaman düştü?

-İsrail Cumhurbaşkanı ve ABD Başkanının Meclis’te alkışlandığında.

-BOP’a imza atıldığında.

-İsrail’in etrafı Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında boşaltıldığında.

-Mavi Marmara davası müzakerelerinde atılan imzalarda Kudüs’ün İsrail’in başkenti tescil edildiğinde.

-Mavi Marmara davası 20 milyona satıldığında.

-İncirlikten uçaklar kalktığında. (Kalkmaya devam ediyor. Hain darbe girişimi de orada planlandı)

-Siyonizm’in kurucusuTheodor Herzlziyaret edildiğinde.

-ABD ve İsrail ile Müttefik stratejik ortak olunduğunda.

-Malatya’ya, Gaziantep’e, Kahramanmaraş’a füze kalkanı yerleştirildiğinde. DÜŞTÜ!

***

Kudüs davası asla iç siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Tabi iç siyasetteki sorunları da unutturmamalıdır. Evinde yangın varken başkasına su taşıyamazsın.

Kudüs’ün kurtuluşu için hamaset nutuklarından öte somut şeyler yapmak gerekiyor. Siyasi, ekonomik ve askeri gücü ortaya koymazsanız yapabileceğiniz bir şey olmaz. Eylem planı, günü kurtarmak değil, uzun vadeli projelerle olmalıdır.

Bugün geldiğimiz noktada İsrail’in etrafı Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kaosa sürüklenmiş, bu süreç hazırlanmıştır. “İsrail›e karşı savaşmak haramdır” fetvası da Müslümanların bu konuda ne kadar gayri samimi olduğunun bir göstergesidir.

Yaşananlar «Arap Baharı» tezgâhıyla direniş cephelerinin zayıflatılmasının bir karşılığıdır. Özetle BOP, Arap Baharı, Suud’daki “küre” ve dizide perde sonu; KUDÜS.

Yani; Kudüs sebep değil sonuçtur.

İşin daha trajik kısmı Kudüs’ün önce gönüllerimizden düştüğü gerçeğidir.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Murat - Elinize sağlık.Ancak birileri bunu iyi siyaset malzemesi yapmaya hala utanmadan devam ediyor.Arakanda ki müsliümanların bebeklerini dile getiriken haksız hukuksuz bir şekilde kendi ülkesindeki insanların çocuklarını bablarına hasret analarına hasret bırakıp hapislere atarak onları yokluğa açlığa attığını gözlerden kaçırıyoruz.

Yanıtla . 0Beğen 08 Aralık 16:31
01

Cihan - Evet Kudus sonuc, cok dogru soylemissiniz. Ayrica su anda devletin en tepesinin dine bakisi hakkinda kendi soylemi olan su cumle nedense unutuldu gitti, aslinda bayagi "anlamli": Din insanlarin mutlulugu icin vardir.

Gercekten mi? Biraz akil Ya Hu !

Yanıtla . 0Beğen 08 Aralık 13:02
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR