Kudüs Cuması

MAKALEYİ DİNLE

Kudüs İslam İslam ümmetinin kalbidir. Bu, duygusal bir ifade gibi gelse de esasında varlıksal bir ifadedir. Kudüs bizim hayat mücadelemizin ana merkezi, her zaman canlılığımızın temel ölçeğidir. Kudüs davasına olan sadakatimiz ne kadar ise o kadar Müslüman’ız. Kudüs meselesini ne kadar önemsiyor ve hayatımızı Kudüs merkezli olarak ne kadar tasarlıyor isek o kadar iman etmişiz demektir. Çünkü Kudüs düşmanın varlığımıza kast ettiği mekândır. Kudüs’ün düşmesi demek İslam ümmetinin -ki biz ümmet olarak bir İslam’ın olmadığı kanaatindeyiz- teorik olarak düşmesi demektir. Teorik diyoruz çünkü pratik olarak bir ümmetten bahsetmek mümkün değil.

Herkesin gelecek yıllar için koltuklarını garanti etme derdine düştüğü, değer dünyasının yok olduğu ve başsızlığın marifet sayıldığı bir döneme girdik. Uzun elbiseli soytarılar elbiselerinin mağrurluğu içerisine ufaldıkça ufalmaya devam ediyor. Soytarı kılıklı adamcıklar televizyon kanallarında Kudüs’ün aslında bizim olmadığını, Yahudilerin olduğunu söylemekten ar etmez utanmaz oldu. Kıyamet yaklaştı sanırım hiç bu kadar alçalmamış hiç bu kadar yıkım ile karşılaşmamıştık.

Bir çıkış yolu arıyor zihnim. Her kriz döneminden sonra bir çıkış yolu bulmuştur akl-ı selim. Öyle bir işaret fişeği atmalıyız ki ümmetin üzerinde ki ölü toprağı yok olup gitmeli. Öyle bir işaret fişeği atmalıyız ki bütün insanlık Kudüs için İslam ümmetinin yanında saf tutmalı. Üst bir ahlak, üst bir fedakârlık göstermeliyiz. Üst yaklaşımlar kitleleri çeker kitleler yeni bir sıçrama sürecini başlatır. Bütün yaptıklarımız tepkisel olmamalı yaptıklarımız bir sürecin parçası olmalı. Parçalı ümmeti birleştirmeli ve nihayetinde Kudüs yeniden yine sonsuza dek İslam ümmetinin elinde kalmalı. Peki, nedir bu işaret fişeği nasıl bir çıkış nasıl bir var oluş aşısı yapmalıyız?

Kudüs’ün bu durumda olmasının ilk sebebi kuşkusuz ümmet olamama durumudur. O vakit Kudüs’ü bu durumdan kurtaracak ilk ve en belirleyici adım ümmet olmaktır. Ümmet olmak ise; “Bir amaç için lider etrafında toplanmış inanlar birliği” tanımda olduğu gibi Lider, Gaye, İnanmışlık ve Birlik manalarını taşımayı ve bu manaları tahakkuk ettirmeyi gerektirir.

Tanımından ortaya çıkan Lider, Gaye ve İnanmışlık ilkeleri esasında ÜMMET kavramı için temel esas teşkil eden BİRLİK kavramının hazırlayıcıları olarak anlaşılmalıdır. “Birlik” kavramı tıpkı imam kavramında olduğu gibi ümmet kavramının kelime anlamında ortaya çıkan “yönelme ve temel olma” durumunu da kapsar. Bu birlik kavramı sosyolojik olmanın ötesinde İslam dinin temel cümlesi olan tevhidin bir yansımadır. Bu yansıma tarihi süreç içerisinde Halifenin şahsında teklik olarak ortaya çıkmıştır. Zira Hz. Peygamber “İki halifeye birden biat edilmişse sonrakini öldürün (Müslim İmare 61)” buyurmaktadır. Çünkü mesele her düzlemde tevhidin korunması ve ikame edilmesidir. Halifeliğin kaldırılması ile tevhidin en önemli göstergesi ve tevhidi ortaya çıkaran en önemli unsur ortadan kalkmıştır.

Mezkûr tanım dikkate alındığında Ümmet kavramının oluşabilmesi için her cihetten birliğin zaruri olduğunu belirtmemiz gerekir. Bu zaruret, modern dünyanın çizmiş olduğu bütün sınırları ve ayrışmaları anlamsız kılmaktadır. Bu tanımlamada ümmet kavramı ve birlik kavramları arasında var olan ayniyet başta Irk, Mezhep ve Ulus devlet anlayışının bir dayatması olan vatan, ya da ülke sınırları dikkate alınarak kurulan bütün cümlelerin yanlışlığını ortaya çıkarmaktadır. Esasında derin bir analiz yapıldığında zihnimizde var olan İslam devleti ve buna bağlı olarak İslam toplumlarına ait kavramların tamamının modernleşme ile ortaya çıktığı gerçeği ile karşı karşıya kalırız. Modernleşme öncesi için ümmet kavramı sınırları aşan, farklılıkları içerisinde barındırmakla birlikte en üst düzeyde bir vasatı oluşturan en kuşatıcı kavramlardan biridir. Bu kavram asırlar boyunca İslam âleminin yekvücut olmasını sağlayan ve 1800 yıllara kadar canlı olmanın en önemli özelliği olan birlikte hareket etme ve birlikte var olma özelliğinin muhafazasını sağlayan temel kavramdır.

Ümmetin yeniden birliğe ermesi için birlikte hareket etme yeteneğini kazanması için kritik bir hamle teklifi yapmak istiyoruz. Bir cumamızı ümmetin birliği için feda edelim. Gelin bütün İslam coğrafyasının meydanlarında bütün ayrılıklarımızı ve gayrlıklarımızı bir kenara bırakarak Kudüs için, ümmet için KUDÜS CUMASI’nı Kâbe’ye doğru kılalım. Yönüz Kâbe’ye doğru iken, gönlümüz Kudüs olsun. Yeniden Kudüs’e yönelelim bütün gücümüzle bir kereye mahsus bütün kalbimizi Kudüs doldursun. Aşkımızda Kudüs olsun. Bütün coğrafyalardan köşe bucak, dalga dalga Kudüs’ün hayali ile namaza duralım. Bu namaz bizi ümmet kılacak ve ümmet eminim ki Kudüs’e sahip çıkacaktır.

Kudüs için sınırları kaldırmalı sınırsızlık iklimde düşünmeliyiz. Bir harbin içindeyiz ve bu harp her türlü sonuca gebedir. Vakit geçirmeden bir an önce hamle yapmalı ve ümmetin birliğini tesis etmeliyiz. Aksi durumda ne Kudüs kalacak ne Kâbe.. Bakalım Kâbe hangi Müslüman liderin reelpolitik naraları arasında yıkılacak.. Ne de olsa yıkılacağına dair haber-i sadık var.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Ulkelerin, yoneticilerin birlik olamamasi bireyler icin bahane olmamali. Bir kampanya baslatilsin, Kudus icin. Surekli olsun. Toplanan her turlu yardimla Kudus't resmi yerlesik gozuken Muslumanlarin en azindan 5-6 cocuk yapip gerekirse hic calismadan yasayabilmesi saglansin. Muslumanlarin her turlu mulk satisi zorlamalarina karsi da bu yardimlar kullanilsin.

Yanıtla . 0Beğen 07 Aralık 11:32
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR