Terör örgütleri ile çalışan ABD’ye devlet muamelesi yapmak!..

MAKALEYİ DİNLE

Dünyanın neresinde bir çatışma varsa orada araziye sürülmüş bir ya da birkaç terör örgütü var. Bu terör örgütlerinin arkasında da kendilerini devlet olarak tarif eden, devlet görüntüsü altında oluşumlar var. Hemen her sömürgeci devletin doğrudan ya da dolaylı olarak bir terör örgütü ile ilişkisi olduğu, onlarla birlikte devletlere yönelik eylemler gerçekleştirdikleri artık herkesin malumu. Sanıyorum terör örgütleri ile ilişki ve işbirliğinden söz edince ilk gelen ülke ise ABD ’dir. Böyle olunca da ABD’yi birtakım anayasa ve yasalarla kendine bağlı sayan bir devlet olarak görmek gerçeğin ifadesi olmaz. Çünkü terör örgütleri devletler dışı oluşumlardır ve onların varlığını ve hareket tarzını belirleyen birtakım anayasal ve yasal kurallar değildir. Terör örgütleri ile birlikte hareket eden devletler içinde o devleti oluşturan anayasa ve yasalar da kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.

Sözü uzatmadan esas konuya dönersek bugün ABD’nin dünya üzerindeki eylemlerini anayasa, yasalar ve uluslararası kurallar çerçevesinde izah etmek mümkün değildir. Böyle olunca da ABD’nin devletten çok bir terör örgütünün devlet görüntüsüne bürünmüş hali olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz. Böyle olunca da bu terör hamisi ve destekçisi devlet ile mücadelenin normal yasalar çerçevesinde yürütmekten sağlıklı bir sonuç almak mümkün değildir. Bu noktada dünkü gazetelerde, “ABD ve DEAŞ petrolde anlaştı” başlığı altında yer alan haberden kısa bir aktarmak yapmakta fayda var:

“DEAŞ’lı bin 300 teröristin silahlarıyla Rakka’dan tahliyesinin perde arkası ortaya çıktı. ABD, DEAŞ’tan tahliye karşılığında Deyrizor’un El Cafra petrol bölgesinin PKK /PYD’ye bırakılmasını istedi. Rakka anlaşmasından sonra DEAŞ, petrol bölgesini PKK’ya bıraktı.”

Söz konusu olan Suriye petrolleri olduğuna göre ABD’ye kimin malını kime ve ne hakla bırakıyorsunuz diye sormak gerekmez mi? Bu sorunun verilebilecek makul bir cevabı olabilir mi? Daha doğrusu kendini devlet olarak nitelendiren, bunun da ötesinde yeryüzünde insan haklarını hakim kılmak için mücadele eden bir devlet olarak takdim edenlerin bu söylediklerinin tamamen yalan olduğunu söylemek gerekmez mi? Terör örgütleri ile bir başka ülkenin zenginlerini peşkeş çekerek anlaşmalar yapan bir devleti devlet olarak nitelendirmek doğru olur mu? Kısacası ABD bir terör örgütü gibi hareket etmektedir. Bu bakımdan ABD’den söz ederken DEAŞ, PKK, PYD gibi örgütlerden bahseder gibi bahsetmek yanlış olmaz.

Bir başka haber ise malumun ilamı olmakla birlikte yine gazetelerde, “ABD, PKK/ YPG ’ye Akdeniz’e çıkış koridoru sözü verdi” başlığı altında yer alan haber de aynı terör örgütü mantığının bir sonucudur. Devlet ciddiyeti ile bağdaşmayan bir yığın açıklama ve hareketin ardından hâlâ ABD ve yandaşları bölgemizdeki varlık sebeplerini bölgeye demokrasi ve insan haklarını hakim kılmak olarak izah ediyorsa ya bölge insanlarını aptal yerine koyuyorlar ya da akıllarını kiraya vermişlerdir. Bir adım daha atarsak Rıza Sarraf davasının da yukarıya aldığımız iki haberden farklı bir yanı yoktur. Çünkü dünya üzerinde ülkelerin nasıl hareket etmeleri gerektiğinin kurallarını kendileri koymuş olmalarına rağmen bu kuralları kendileri için yok saymaktadırlar. Bir bakıma tam bir eşkıyalık örneği sergilenmektedir. Terör örgütü kılığına girmiş bir devlet ile karşı karşıyayız. Böyle olunca da bu terör devleti ile birtakım uluslararası kurallar ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek onların çıkarlarına hizmet etmek anlamına gelir. Tüm dünyanın ABD ile mücadelesinin onların uyguladığı kurallar çerçevesinde olması gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR