Diyar-ı Bekir Hüznü -II-

Diyar-ı Bekir’de insan sıcaklığı, yakınlığı çok farklı. Müslüman milletinin sahip olduğu değerleri koruyor. Misafirseverlik, ağırlama, hizmet ve hürmette sınırsız bir durum söz konusu. Bu, yaşadığımız şu zamanda biraz da tedirgin ediyor. Onların davranışları doğal, bir zorlama yok aslında. Belki de bizler asıl eksenden uzaklaştığımız için böyle karşılıyoruz.

Kısa süre de olsa, sokak aralarına daldık. Daracık sokaklarda eski evlerin varlığı bir ölçüde de olsa bir duygu yaşatıyor insana. Gaziantep’te, Diyar-ı Bekir’de sokaklar arasında dolaşırken, çoktan unuttuğumuz, geleneğimizde insan değerinin ve konumunun durumu daha ilk kapıdan itibaren beliriyor. Evlerin kapılarında iki tokmak var. Biri üstte, biri altta. Üsteki tokmak daha büyük, ağır bir tokmaktan, alttaki ise bir halkadan oluşuyor. Bir eve bir misafir ya da komşu gittiğinde eğer erkek ise üstteki ile bayan ise alttaki ile kapı çalıyor. Üstekinin sesi tok, alttakinin daha ince ve tiz. Güzellikleri olan ve asla bugün için tanımlanamayan bir kültür. Cahit Sıtkı Tarancı’nın konağına gittik, kapalıydı. Diyar-ı Bekir’in ev ve yerleşim kültürü açısından önemli olan, az kalan mekânlardan biri. Birkaç adım geçtikten sonra şair Ahmet Arif’in evine vardık. Bir kültür evine dönüştürülmüş. İyi de olmuş. Ahmet Arif’in çok az eşyası var, sembolik. Konuğu olduğumuz, konuştuğumuz esnaftan gördüğümüz yakınlığı burada anmalıyım. Bizim için sürpriz olmayan ama bir gerçeği yansıtması bakımından, bir arkadaşımız, “Burada siz Millî Görüş’ü temsilen bulunduğunuz için tedirgin olmayın. Çünkü Diyar-ı Bekirlilerin neredeyse tamamı Milli Görüş ’e oy vermişler ve memnunlar” dedi.

Bir milletin bütünlüğünü sağlayan elbette değerleridir, adalet duygusudur, hakkaniyetidir. Bunlar var oldukça insanların güveni ve inanı artar. Arkadaşlar Mardin Kapı’ya gitmemizi önerdiler, hem zaman daraldı hem de ben yorgun düştüm. İlahiyat Fakültesi’ne vardığımızda Mavera Kulübü öğrencileriyle program anına kadarki sohbetimizin verimi, yakınlığı, sıcaklığı sanırım çok daha yoğundu.

Belki de en sevindirici taraf, dinleyicilerin kendi istekleriyle, yoklama alınmadan gelmiş olmasıydı. Salon doluydu, iki saati bulan programda dikkat hemen hiç eksilmedi.

Zamanın darlığına rağmen gelen sorular önemliydi. Hocalar ile önceden bulunduğumuz sohbette dava ve sorumluluk bilincinin yokluğundan yakınmıştı. Gençlerden birinden gelen bir soru bu anlamda benim için önemli oldu. “Ne yapmamız gerekir?” Tek bir cümle sanırım tanımlama yeterliydi. “Dert ve aşk sahibi olun.” Elbette bunun izahını da yaptık. Gene gençlerden birinin sorusu önemliydi. Genel durum açısından. “Türk kardeşlerimiz yıllar boyu bize baskı uyguladılar. Dilimize, kültürümüze müdahalede bulundular vs.”

“Bu sorun Türk kardeşlerimiz için de geçerli. Türkiye Cumhuriyeti ırk eksenli oluşturuldu. Türkler İslâm öncesi Orta Asya ’daki pagan/putperest kültürlere; destanlara ve kimi efsanelere, mitlere götürüldü. Bu, büyük ölçüde başarıldı. Yakın zamanda Kürt kavmiyetçiliği ile de Mezopotamya’daki pagan/putperest kültürlere götürülüyor. Durum aynı. Türkler sizlerden siz de onlardan farklı değilsiniz. Hepimiz İslâm milletindeniz. Ortak değerlerimiz var. Asıl sorun hem Türklerin hem de Kürtlerin ortak Kur’an alfabesi yasaklandı. Medeniyeti ile bağları kesildi, kültürü giderek ortadan kaldırılıyor.” Daha başka sorularda vardı.

Not: İlahiyat Fakültesi hocaları; Mustafa, Burak, Necmi ve Metin beylere, Bizi davet eden Mavera Kulübü gençlerinden Zeliha Nur, Betül Damar, Esra Fırat, Taha Bür, Beytullah Bal, İshak Ece, Vedat Berk, Merve Fıratoğlu ile davet aşamasında sürekli irtibat halinde olduğumuz Ebru Kazan’a teşekkür ile selamlarımı gönderiyorum. Edebiyat Fakültesi hocalarına da ayrıca selam ediyorum. AGD Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahman Ergi ile Yedi İklim şairi Bilal Yavuz’a ve tabii katılımcı bütün gençlere selam olsun. Benim için sürpriz olan, iletişim halinde olduğumuz -adı bende saklı- bir gencin, ailesi izin vermediği halde firar edip toplantıya gelmesiydi. Benim zamanında yurttan kaçıp Necip Fazıl üstadı dinlemeye gittiğim gibi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?