Çağdaş Molla Kâbızların Hedefi de Peygamber Efendimiz (asm)

Günümüzdeki Sünnet -i Seniyyeye yönelik hücumlar, sıradan bir hâdise değildir. Doğrudan dinimizi hedef alan beynelmilel bir projenin uzantılarıdır. Akılları sıra “Muhammedü’r resûlullah” hakikatini sıradanlaştıracaklar, ortadan kaldıracaklar. İmanı ifade eden Kelime-i Tevhid, iki cümledir. “Lâ ilâhe illallah” ve “Muhammedü’r resûlullah” olmak üzere. İslâm’ın bütün esasları da bu iki mübarek kelimede mündemictir. Allahu Azimüşşân (cc), Kur’ân-ı Kerim ile bizzat hüküm vaz’ettiği gibi, Sevgili Peygamberine de “hüküm vaz’etme selahiyeti” vermiştir. Bu hükümlere “vahy-i zımnî” denilmektedir. Necm Sûresi’nin 3. ve 4. âyet-i kerimelerinin meâline bakalım: “O, kötü arzularına göre de konuşmaz. O(nun konuşması, kendisine) vahyedilenden başkası değildir.” Peygamber Efendimizin (asm) hüküm koymasıyla ilgili, Diyanet İşleri Başkanlığı ’nın neşretmiş olduğu, “Hadislerle İslâm” isimli eserde aydınlatıcı bilgiler vardır. Şimdi konuya açıklık kazandıracak bu bilgilerin bir kısmına bakalım:

“(…) ‘Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar…’ (A’râf / 157) âyeti Peygamber Efendimizin Kur’ân’ı tefsir etmenin yanında onda yer almayan bazı konularda hüküm koyma yetkisinin olduğunu beyan etmekteydi. Nitekim Peygamber (sav) Hayber günü ashabına birtakım yasaklar getirmiş, ardından da ‘sizden biriniz köşesine yaslanarak (cahilce) Allah’ın şu Kur’an’da yasakladığı şeylerden başka hiçbir şeyi yasaklamadığını mı zannediyor? Şunu iyi bilin ki: Vallahi ben (hem) öğüt verdim (hem bazı şeyleri) emrettim, (hem de bazı şeyleri) yasakladım. (Benim emrettiğim ve yasakladığım) bu şeyler ya Kur’ân kadar yahut da ondan daha fazladır…’ buyurmuştur. Böylece Efendimiz, Kur’ân’da bulunmayan pek çok konuda kendisinin hüküm koyduğunu ifade etmiştir. Allah Teâlâ’nın ‘Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.’ (Haşr / 7) emri de bu anlamı içermekteydi. Aynı hususu Peygamber (sav) de belirtmekteydi: ‘Size ne emrettimse onu yapınız; size neyi yasakladımsa ondan sakınınız.’” (a. g. e. , c. 1. , s. 420)

İslâm devletlerindeki mahkemelerde hükümler işte bu temel esaslar çerçevesinde verilmekteydi. Yani, Kur’an-ı Kerim’le, Hadis-i Şeriflerle, Kur’an ve Hadis esas alınmak sûretiyle teşekkül eden İcmâ-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha ile… İslâm devletleri, İslâm’ın temel esaslarını yıkmaya yönelik hareketlere aslâ izin vermemiş, bu hususta zerre miskal tâviz vermemişlerdir. Bu konuda Osmanlı devrinde cereyan eden Molla Kâbız hâdisesi meşhurdur. Devir Kanûnî Sultan Süleyman devridir. İran asıllı Molla Kâbız, Dersaadet’e gelmiş, dinî hükümleri değiştirmeye, Hz. İsa’nın (asm) Peygamber Efendimizden (asm), Hıristiyanlığın İslâmiyet’ten üstün olduğunu iddiâ etmeye başlamıştı. Söylediklerinden çoğu, kişiyi iman dâiresinden çıkartacak şeylerdi. İslâm’ın esaslarını müdafaa etmeyi varlığının temel gâyesi bilen Osmanlı Devleti idarecileri bu propagandalara bîgane kalamazdı. Molla Kâbız, padişahın kafes arkasından tâkip ettiği divana çağrıldı. Dinlenildi. Yaptığı cerbeze idi. Divanda idamına hükmedildi. Ancak, Veziriazam İbrahim Paşa, tam mânâsıyla ilzam edilemediğini söyleyerek kendisini serbest bıraktı. Bu durum Kanûnî’nin canını sıkmıştı. İslâm’ın esaslarını tağyir etmeye çalışan bir zındığın bu pervasızlığının halk üzerine menfi tesir edeceğini söyleyerek ertesi gün tekrar divana çağrılmasını emretti. Bu defa karşısında Şeyhülislam Kemal Paşazade-Şemsüddin Ahmed Efendi (İbn-i Kemal) ile İstanbul Kadısı Sadüddin Çelebi olacaktı. Bu iki değerli âlim, Divan’da Molla Kabız’ı delillerle ilzam ettiler. Molla Kabız buna rağmen tevbe etmedi, hatasından dönmedi. Fitneye sebebiyet vermesinden ve irtidat etmesinden dolayı hakkında verilen hüküm infaz edildi.

Sünnet-i Seniyyeye hücum eden çağdaş Molla Kabızları sîgaya çekecek Divan-ı Hümayûn yok. Bu gibilere delillerle cevap vermeye çalışmaktayız. Hadlerini bilirlerse ne âlâ. Edepsizliğe devam ederlerse, biz de “İlâ Cehenneme zümerâ”deriz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?