İçi boşaltılan kavramlar – 1: Muhafazakârlık

MAKALEYİ DİNLE

Dünya döndükçe zaman ilerliyor. Zamanla birlikte insanlar da kendileri için gelecek olan zamana kavuşuyor ve yarın önce bugün oluyor sonra da dün! İnsan yaratılışı itibariyle gelişmeye müsait bir yapıda hatta gelişmediği zaman yok olma ihtimali bile var. Mamafih gelişme değişimi de tetikliyor. Geliştikçe değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

İnsan gelişip değiştikçe beraberinde taşıdığı değerler, kavramlar da bu değişimden nasibini alıyor elbette. İşte değişimden en çok nasibini alan kavramlardan biri muhafazakâr/muhafazakârlık kavramıdır.

Nedir muhafazakârlık diye sorulduğunda pek çok kimsenin aklına “Millî, manevî değerleri, âdet ve gelenekleri korumaya, olduğu gibi yaşatmaya çalışma durumu.” (lugatim.com) Gelmektedir. Muhafazakâr ise yeniliklere olumlu da olsa ayak uyduramayan, değişimi istemeyen, tutucu kimse demek oluyor haliyle. Eskiler muhafazakâra mutaassıp muhafazakârlığa ise taassup demişler.

Muhafazakâr kavramı dimağımızda olmasına rağmen günlük kullanımda pek rağbet görmeyen bir kavrammış aslına bakarsanız. 1980’lere hatta 90’lara kadar pek işitmezdik bu kavramı. 12 Eylül ihtilali ve sonrasında daha ziyade Müslümanların kendini tanımlamalarında kullanılmaya başlandı. Müslümana o devrin zalim hâkim güçleri tarafından haksız bir şekilde gerici yaftası yapıştırılınca bu tanımlamadan rahatsızlık duyan inançlı kesim Müslümandan daha ziyade muhafazakâr kavramını kullanmaya başladılar. Burada maksat hem arızi olan duruma karşı tedbir almak hem de elden geldiğince zararı dokunacak işlerden kendini korumaktı.

Toplum zamanla Müslüman yerine kullanılan muhafazakâr kavramını benimsedi. Artık muhafazakâr denildiğinde İslami yaşantısı olan, namazında niyazında, dindar insanlar gelmeye başlamıştı akla. Gerçekten de dini hassasiyetleri üst düzeyde olan muhafazakârlar hem işlerinde hem de davranışlarında İslami kurallara oldukça riayet ediyorlar, Allah korkusundan olsa gerek özellikle akçeli işlerinde kılı kırk yarıyorlardı. Mümkün olduğunca faizli işlere bulaşmıyorlar, bırakın kredi, kredi kartı kullanmayı bankanın olduğu sokaktan, kaldırımdan bile geçmemeye çalışıyorlardı. Yönetimin despotça sürdürdüğü gericilik yaftası altındaki Müslümanlar inandıkları değerler için ciddi bir sabır ve mücadele örneği sergiliyorlardı. Bir müddet sonra o baskı devirleri son buldu ve inanan insanlar biraz olsun nefes aldılar.

İşte tam da bu aşamada muhafazakârlık kavramında anlam kayması yaşanmaya başlandı. İnsanlar farkında değillerdi belki ama kavram yavaş yavaş o dini bütün anlamından oluşan şartlara göre elde edilen imkânları ve sosyal statüyü koruma ve kollama adına dini kullanma aşamasına doğru bir yol çiziyordu. İlk önce makam, mevki sahibi olan insanlar temel değerlerden minik (!) tavizler vermeye başladılar. Daha önce karşı cinsle tokalaşmayanlar karşısındakinden önce elini uzatıverdiler. Haremlik selamlık uygulamaları giderek terk edilip, kadınlı erkekli sohbetlerin olduğu ortamlar daha fazla rağbet görmeye başladı. Oturulan semtler değiştirildi. Gündelik hayattaki öncelikler de değişmeye başladı. Önce varoşluktan kurtulmak gerektiğinden yeni yaşam alanları (!) edinildi. Binitler değişti, sosyal çevre değişti, iş çevresi değişti, yemek yenilen yerler hatta Cuma namazı için gidilen camiler bile değişti. Değişimle birlikte bakış açıları ve davranışlar da değişmişti. Akçeli işlerden uzak duran muhafazakârlar artık ihale peşinde koşan insanlar haline gelmişti. Çok, daha çok kazanmak için her türlü dalaverenin döndüğü işlerin içinde buluverdi muhafazakârlar kendilerini. Bankalardan krediler sünger gibi çekiliyordu. Ev alınacak kredi, araba değişecek kredi, ofis mobilyasına kredi… Para mı yetmedi hemen kredi kartı devreye girdi. Bankasız nefes alamaz olmuştu insanlar. Özellikle devlet imkânlarının farkına varılmasıyla işin içine adam kayırmacılık, hile, yolsuzluk, rüşvet de girince dünün dindar muhafazakârları din-i-dar Müslümanları halini alıverdiler.

Günümüzde artık muhafazakâr tanımı yapıldığında dindarlık gelmiyor akla. Yolsuzluk, arsızlık, hile, rüşvetle anılır oldu muhafazakâr kesim. Bambaşka bir haleti ruhiye içinde olan insanlar şimdi sadece kârlarını muhafaza etme derdine düştüler. Bu uğurda temel değerlerden taviz üstüne taviz veriyorlar. Camiye, Kur’an kursuna veya bir fakire üç beş kuruş bağışladıklarında vicdanlarını susturduklarından yaptıkları işlerin kefaretini ödediklerini düşünüyorlar. Ahirette o üç beş kuruşun yapılan onca kirli işi aklayıp paklayacağını zannediyorlar. Zaten helal kazanç, faiz alıp vermenin haram oluşu gibi konuları anlatan da pek kalmadığından vicdanlarını da bypass ederek mutlu mesut yaşayıp gidiyorlar.

Elbette toplumun hepsi böyle değil. Hâlâ dini değerlerini muhafaza edenler de var çevremizde. Mümkün olduğunca İslami bir hayat için mücadele edenler, yaşantılarında Hak batıl mücadelesine yer verenler, faiz yenildiğinde Allah’a savaş açılmış olduğunu bilenler… Var hamdolsun. Ve iyi ki varlar. Rabbim sayılarını arttırsın bizlere şuur ihsan eylesin. Âminlerce âmin.

Selam ve dua ile…

Minik bir tebessüm

Denize girmek yasak

Bir gemide İngiliz, Amerikalı ve Türkler seyahat halindelermiş. Gemi kaza sonucu su almaya başlayınca kaptan hemen yolcuların yanına gidip filikalara geçmelerini, gemiyi boşaltmaları gerektiğini söyler. Ama yolculardan hiçbiri bulunduğu yeri terk etmez. Kaptan şaşkın halde gezinirken kaptan yardımcısı tüm yolcuları boşaltabileceğini söyler ve hakikaten dakikalar içinde gemiyi tamamen boşaltır. Kaptan bunu nasıl yaptığımı sorunca kaptan yardımcısı anlatır:

- İngilizlere sizin gibi soylu insanlar bu gemide nasıl batar deyince hemen boşalttılar. Amerikalılara deniz suyunun yararlı olduğunu söyledim onlar da hemen denize atladı.

Kaptan:

- Peki, Türklere ne dedin onlar asla söz dinlemezler deyince.

- Türklere de denize girmek yasaktır dedim.

İlgilisine notlar:

• “Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar.” Louis D. Brandeis

• “Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatamazsınız.” Abraham Lincoln

• “Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.” William Shakespeare

• “Dün yaptığınız şey size hâlâ çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir.” Earle Wilson

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - Islam'i muhafazakarlik olarak tanimlamak cok yanlis. Islam kendinden baska hicbir kaliba sokulamaz ve baska sekilde tabir edilemez. Gercel muhafazakarlik da kotu bir sey degildir, o da ayri. Gecmisin birikimlerini goz ardi etmeden, vurup kirmadan, tecridi bir degisimi ongorur toptan her seyi degistirmek yerine.

Yanıtla . 1Beğen 27 Kasım 12:50
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR