Haydi kızlar, anneliğe!

Bize, “Haydi kızlar okula!” diyenler, bir şeyleri eksik söylediler sanki. Kızların okuması, kendi ayakları üstünde durması için propagandalar yaptılar, reklâmlar çevirdiler, kısa filmler yönettiler, konferanslar düzenlediler… Kızlar muhakkak okumalıydı. Bir diploma sahibi olup kendini kanıtlamalı, dereceler yapmalıydı.

Sadece yönetenler ya da bu işi kendine uğraş edinmiş STK’lar değil, aile üyelerimiz, akrabalarımız ve hatta annelerimiz de bu konunun oldukça fazla üzerinde durdu ve kızını okutma çabasına girişti. Kendi okuyamamıştı, kızı okumalıydı. Kendi eşinin eline bakıyordu, kızı kocasına muhtaç olmamalıydı. Allah korusun ya boşanırsa ne olacaktı? Mutlaka bir diploması olmalıydı. Çünkü daha evlenmeden kızını boşamıştı(!)

Annelerinin çok fazla tolerans göstermesi sonucunda geçtiğimiz yıllar içerisinde, okuduğu için iş yaptırılmayan, sürekli sınav yoğunluğu yaşadığı için yumurta bile kırmayı beceremeyen kızlar türemişti.

Elbette konumuz bu değil. Okumak veya okumamak, üniversiteye gitmek veya gitmemek... Bu herkesin kendi tercihine kalmış bir seçimdir. Fakat genç bir kızı kendi fıtratından çok uzak kulvarlara yönlendiren ve bunun yanında asıl bilmesi gereken şeyleri öğretmeyen herkes bu işten sorumludur.

Keşke kızlarımıza, “Haydi okula!” derken bir gün evlerine girmeleri gerektiği de öğretilseydi! Keşke kızlarımız okul amfilerine davet edilirken mutfağın yolu da gösterilseydi. Keşke, “Kendi ayaklarının üzerinde dur” denilerek sınava sokulan kızlarımıza, İslam’da para kazanma yükümlülüğünün erkeğe verildiği öğretilseydi! Keşke doktor, öğretmen, Kur’an kursu hocası veya avukat olması için yüreklendirilen kızlarımıza bir gün anne olacakları ve o zaman akan suların duracağı, durması gerektiği gerçeği söylenseydi! Keşke bu kızlardan, sınavlarına hazırlanırken, yoğunluklarını ona göre ayarlayıp ev işlerine yardım etmeleri istenseydi! Keşke bu kızların anneleri, bir kez olsun bulaşık yıkamamış, yurtlarda kalmaktan yemek pişirmeyi öğrenmemiş kızlarının, evlendiği zaman hayatın gerçekleriyle yüzleşeceklerini ve en mutlu geçirmeleri beklenen zamanlarını bu yeni ve sıkıcı hayata alışarak geçirip bunalıma gireceklerini bilselerdi! Keşke, “Sen başarabilirsin” denerek yarış meydanlarına atılan kızlarımıza, asıl yaratılış amacının annelik olduğu öğretilseydi! Ne okursa okusun, elinde neyin diploması bulunursa bulunsun ağzı süt kokan bebeğinin bakıcılığının önüne geçecek bir kariyer olmadığı zihinlerine işlenseydi!

O zaman, evet, kızlar okurdu fakat kadın olduğunu da asla unutmazdı. O zaman anneler, “Kocasına ezilmesin” diye okutmak için her işten muaf tuttuğu kızı yüzünden aynı evin içinde işlerin altında kalarak ezilmezdi. O zaman kızlar evlilikten kaçmaz, eşlerinin boyunduruğu altına girmekten çekinmezdi. O zaman evliliklerinde yaşadıkları en ufak bir pürüzde, “Ben sana mecbur değilim” triplerine girip de boşanma yoluna gitmez, evliliğin baştan sona sabır sınavı olduğunu bilirdi. O zaman kızlar, ev işi yapmaktan gocunmaz, yemek pişirmekten usanmazdı. O zaman dünyanın en önemli mesleğine sahip bile olsa, anne olduktan sonra, en azından çocuğunun kendine en çok ihtiyacı olan dönemi bitene kadar annelikten başka mesleği kabul etmezdi. O zaman her köşe başında tüm gün hizmet veren kreşler türemez, daha birkaç aylık bebekler bile kreşlere bırakılmazdı. O zaman anneanne ve babaanneler, yükselen tansiyonlarıyla, ağrıyan dizleriyle mütemadiyen torun bakmak zorunda kalmaz, anneleri çalıştığı için parklarda el kadar torun peşinde koşmazdı. O zaman kadınlar anneliğinden zevk alır, kaç çocuğu olursa olsun, ne kadar zorlanırsa zorlansın pes etmez, gece dinlenip sabah yeniden anne olmanın verdiği heyecan ve mutlulukla görevine devam ederdi. O zaman kadınlar evlerinin rahatını bilir, Rabbinin ev geçindirme sorumluluğunu erkeğe yükleyerek kendine ne büyük bir lütufta bulunduğunu anlardı. O zaman çocuklar annelerine doyar, okul yaşına kadar her dakikasında annesini hatırladığı anılar biriktirir ve sağlam bir karakterle büyürdü. O zaman okumuş, kültürlü, çocuğuna nasıl davranması, eşine nasıl hitap etmesi, nerede nasıl konuşması, nasıl oturup kalkması gerektiğini bilen, evvela evliliği cihat bilen, ardından anneliği kutsal gören, cihadınsa zor olacağını bilerek göğüs geren, asıl sorumluluklarını yerine getirdikten sonra evini de mesleğini yürütebilen, diplomasını anne olmanın zorluğundan kaçış için bir bilet görmeyen, kariyerini evliliğinin üzerine gölge etmeyen bir kadın olurdu!

Elbette çalışmak, ailesini geçindirmek zorunda olanları istisna tutuyoruz. Fakat tüm bu sıkıntıların toplumun, aile yapımızın ve çocuklarımızın maneviyatını üzerindeki olumsuz etkilerine şahit oldukça, eksik bilgilerle ya da yanlış yönlendirmelerle okutulan kızların maalesef bu çağın büyük fitnelerinden olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden dolayıdır ki kadınlar, hangi bölümü okursa okusun dünyada en önemli bölümün evlilik kurumu olduğunu ve hangi mesleği icra ederse etsin dünyada en önemli mesleğin de annelik olduğunu bilmek ve hep akılda tutmak zorundadır.

Unutmamalıyız ki ahirette hesaba çekileceğimiz şeylerin başında eşliğimiz ve anneliğimiz gelecektir…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Uzm.psk.tuba Şenyiğit - Bunların hiç biri gerçekten efendimizin sözleriyle hareket eden erkekler var olsaydı olmazdı. Evinde eşinden değer görmeyen varlığı tanınmayan mutlu olmayı evin içinde var etmesine engel olunan kadınların yetiştirdiği kızlar ve babalar buna destek oldu çünkü neden kızı eşinin kendi tarafından ezildiği gibi ezilmemeliydi. Bu yüzden buradaki en büyük sorumluluk o erkeklerin ailelerinde ve bu anlamda farkındalığı oluşmayan erkeklerde. Anneler ve babalar efendimizin yolunda olan evlatlar yetiştirse eşlerini omzuna alarak arzu ettiği gösteriyi izlemesini sağlayan hiç bir kadının kalbini kırmadan yaşamayı sağlayabilmiş o zaman zaten fıtratı üzerine kadın evinde çocuğuyla eşiyle yaşamayı şimdiki yaşam koşturmasına tercih eder diye düşünüyorum. Allah evlatlarımızı o yolda yetiştirmeyi biz acziyet içindeki insanlara nasip etsin. Bizde bu yola baş koyalım inş.

Yanıtla . 0Beğen 24 Kasım 18:53
02

Omer Eroglu - Allah razi olsun yureginize saaglik Huzur Allah CC nun emirlerinbe uymaktadir bunlari hatirlattiginiz icin tesekkur ederim

Yanıtla . 0Beğen 23 Kasım 16:59
01

Abdurrahman Serdar - Meryem Hanım'ın NİDAsı, Müslüman bir Ülke'de farkına varılmıyan bir YANGINnın

DEHŞETine İşaret ediyor. Bu şüürdaki kadınlara dua eder, bir Müslüman olarak ellerinden öperiz. BATI (A.B)'nin HÜKUMETlere verdiği görevler, EMİRLER, Memleketimizde Hz. Peygamber'in TEBLİĞ ve EMİR ettiği, HAKİKİ İSLAMI YAKIN zamanda - müslümanlar eliyle- YOK EDECEK emirlerdir. Batıcıların SİNSİ Planlarından biridir. İSTİKLALimizi bize hediye edenler, kızlarını o zamanki Okullara bile, neden göndermediler.? Hiç, düşünen, akl eden Müslüman var mı ? BATILI elbisesi, hiç bize UYUYOR mu ? Eskiler, "kız çocuğu anne dizinde yetişmeli" derdi. Niye, acaba ? Çöplüğe atılan Bebeklere, Boşanmalara üzülenler, şaşanlar, bu Hanımefendi'nin yazısını, lütfen ibretle okusun. İŞSİZLİKi yok etmek istiyen Hükümet - iki it ürüyor, diye - Kadın istihdamını kısmaktan çekinmemeli.

MÜSLÜMANLIK iddiasındaki HANIMlar, Batıcıların ve Hükumetin ZIRVALARINA KULAK TIKAYIP, İSLAM PEYGAMBERİ bu hususta kızı FATIMA'ya ne BUYURDU ? Onun

Emrine kulak vermeli, feminist hayasızlara değil.

Tüm hayvanlar ve bitkiler İLAHİ EMRİN, fıtratın, emrini yerine getiriyor, fakat, İNSAN HAYVANI (şeytanın uşakları) İSYAN Ediyor; Evlenme ! hele, çocuk yaşta. MORUK yaşta, belki. En mUZUR ve Tehlikeli topluluk, bekar gençlerin ve dulların BOL olduğudur ve KOVULMA (lanet) sebebidir. Çocuğun Velide 3 hakkından biri VAKTİNDE evlendirilmesidir, Bu yüzden, bizim hanım, "EV Ekonomisi" mezunudur ve MUTLU bir yuva SAHİBİYİZ, şükür

"Dinen GÜNAHKAR Olmak, DİNİ SEVMEĞE ve Dindar'ın bitmez, tükenmez SAADETİ'ne İMRENMİĞE mani DEĞİLdir" (PROF. Ali Fuat BAŞGİL) .

Köy KÜLTÜRÜ'nden kurtulamıyanlar slamı tanıyamaz, YAYAMAZ

İslam, Kadın haklarını ve kadını özdeKORUYAN bir MEDENİYETtir.

Yanıtla . 1Beğen 23 Kasım 12:36

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?