Bölgemizden ABD atılmadan barış zor

MAKALEYİ DİNLE

Bölgemiz başta olmak üzere İslam dünyasında çatışmaların son bulması için öncelikli olarak ABD ’nin sökülüp atılması gerekiyor. Güncel konumuz Suriye ve Irak’ın nasıl karıştırıldığı, bu noktaya gelişte hangi ülkelerin rolü olduğu düşünülürse ABD elini özellikle Suriye’den çekmeden/çektirilmeden barış hususunda fazlaca umutlu olmak zor. Söz gelimi Türkiye, Rusya ve İran birlikte Suriye’de çatışmaları sona erdirmek için toplantılar yapıyorlar, bazı sonuçlar da aldılar. Ancak, olayın bir boyutu sanki ya görülmüyor ya da görülmek istenmiyor. Suriye’de barışı sağlamak için Rusya, Türkiye ve İran’ın birlikte hareket etmesi elbette önemli. Ancak, Irak ve Suriye’nin karıştırıcısı olarak ABD hep başrolde olduğuna göre bu ülke dışarıda kalarak barışın nasıl sağlanacağı sorusu cevap bekliyor. Ancak, ilan edilmemiş olmakla birlikte üçlü zirvelerde ABD söz gelimi Rusya’ya kendini temsil hususunda yetki vermiş ise o zaman iş değişir.

Ayrıca ABD’nin Irak’ın ardından Suriye’yi de parçalamanın peşinde olduğunun gizli bir tarafı kalmadı. Özellikle PKK /YPG terör örgütüne sürekli olarak silah sevkiyatını sürdürüyor olması, bu hususta kararlı olduğunu ve Suriye’nin parçalanarak söz konusu terör örgütüne alan açmanın peşinde olduğu bilinirken Suriye konusunda üç ülke liderinin Soçi toplantısında nihai kararı nasıl verecekleri, verseler bile alınan kararın ABD olmadan hayata nasıl geçirileceği sorusunun cevabı önemli. Türkiye, Rusya ve İran liderleri Soçi’de soruna çözüm bulmak için bir araya gelirlerken aynı gün medyada , “ DEAŞ bitti ama ABD’den PKK’ya 65 araçlık silah gönderildi.” haberi yer alıyordu. Bir gün sonra ise, “DEAŞ bitti sevkiyat tam gaz” başlığı altında yer alan haberler Suriye’de ABD’nin çözüme karşı olduğunu gösteriyordu. Yani ABD NATO’nun İslam’ı düşman olarak belirlemesinin uygulamasını yapıyor. Bir bakıma ABD, Haçlı/Siyonist ittifakının İslam düşmanlığının dışa vurumu ve uygulayıcısı olarak hareket ediyor. Bu gerçek ABD’nin dilinden düşürmediği barış, demokrasi, özgürlük gibi söylemlerin sahteliğini gösteriyor. Bu gerçek görülmez ya da görülmek istenmezse İslam dünyasının aldanması ve aldatılması son bulmayacaktır. Netice itibarıyla bu gerçek görülerek İslam dünyasının bir araya gelmesi, toparlanması gerekiyor. Bunun ilk şartı olarak petrol zengini Müslüman ülkelerin petrol paralarını artık ABD bankalarında bloke etmekten vazgeçmeleri ilk adım olabilir. Çünkü Haçlı-Siyonist ittifakının elini güçlendiren hususun başında küresel sermaye çevrelerinin dünyayı dolara mecbur ve mahkûm etmeleri geliyor. Bir bakıma hiçbir üretimde bulunmadan banknot matbaasında para basarak dünyanın tüm zenginliğini hiçbir emek harcamadan, üretim yamadan verdikleri bir kâğıt parçası karşılığında sömürüyorlar. Yani İslam dünyasının zenginlikleri hiçbir karşılığı olmayan kâğıtlarla ele geçiriliyor. Buna karşılık verdikleri kâğıt parçalarını da kendi bankalarında güya Müslüman ülkeler adına tutuyorlar.

Bunun için dünyanın önce dolar hâkimiyetinden kurtulması/kurtarılması şart. Bunun ilk adımını ise Rahmetli Erbakan Hocamın yıllarca dile getirdiği yeni bir para birimine geçilmesi, Müslüman ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginlerini almak isteyenler Hocamın adına İslam dinarı dediği para birimini biriktirmeye zorlanması gerekiyor. Bu hamle gerçekleştirilebildiği takdirde ilk ciddi adım atılmış, ABD’ye ilk darbe vurulmuş olabilir. Diyebiliriz ki dünyanın dolara mahkûmiyetten kurtulması sanıyorum gerçek anlamda özgürlüğün hayata geçmesinin önünü açacaktır. Çünkü dolara mahkûmiyet doları basanların elini güçlendiriyor ve gelişmekte olan ülkeleri onlara karşı mahkûm hale getiriyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki sadece Suriye’de ve bölgemizde değil İslam dünyasının barışa kavuşması, bölgemizde de son sözü Haçlı-Siyonist ittifakının değil bölge ülkelerinin söylemesinden geçiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR