Eğitime her müdahale yeni sıkıntılara yol açıyor

MAKALEYİ DİNLE

Toplumu belli bir kalıba sokmayı öngören eğitim arzusu ve dayatmacılığı sanıyorum eğitimi sistemsiz hale getirdi. Bu arada eğitimde gündeme gelen her değişiklik genellikle geçmişe yönelik bir tepkinin sonucu olarak ortaya çıktı. Toplumda meydana gelen değişime ayak uydurmaktan çok birilerinin aklına estiği gibi ayaküstü müdahaleler istenen sonucu vermedi. Aslında çoğu zaman eğitimde yapılan değişikliğin nasıl bir sonuç verdiği de belirsizdi. Söz gelimi eğitimde zorunlu eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkartılmasında güdülen hedefin eğitim sistemimizin daha verimli hale gelmesini öngördüğünü söylemek mümkün mü? Bir takım çevrelerde oluşan imam hatip okulları karşıtlığı/düşmanlığı sonucu zorunlu eğitim kesintisiz olarak 8 yıla çıkartıldı. İmam hatip düşmanlığının nedenlerini şimdilik fazlaca irdelemeye gerek duymuyorum. Diyebiliriz ki, belli güç odaklarının dayatmasına bazı siyasilerin isteyerek ya da istemeden boyun eğmesi sonucu bu değişiklik gündeme geldi. Netice itibariyle imam hatiplerin önü kesildi ama ülkemizde kısa zamanda ara eleman açığı ortaya çıktı. Ustalar yanlarında çalışacak çırak bulamaz hale geldiler.

AK Parti iktidarı da kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimin sebep olduğu yanlışı düzeltmek yerine zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardı. Yapılan sadece kesintisiz 8 yıllık eğitimin kesintili olarak 12 yıla çıkartılmasından ibareti. Bu değişim imam hatiplerin önünü açtı ama başka şikâyetleri gündeme getirdi. Hâlbuki sadece 8 yıllık kesintisiz eğitimi kesintili hale getirmek istenen sonucu verecekti. Çünkü zorunlu eğitiminden şikâyetin tek sebebi imam hatiplerin önünün kesilmesinden ibaret değildi. Eğitim ve öğretimde uygulanan sistemin sonucu yapılan iş test çözmekten ibaret hale gelmişti. Bu bakımdan öğrenciler birer testmatik haline getirilmişti. Öğrencilerin sürekli sınavlarla karşı karşıya kalmaları, sınavlarında test usulü yapılıyor olması ister istemez öğretmen ve öğrencileri daha fazla test çözmeye itiyordu. Sanıyorum esas yanlış buradaydı. Bu yanlış düzeltilmek istendikçe yeni yanlışlar gündeme geldi.

Bu arada yıllarca eğitimin temel taşını oluşturan öğretmenlerin daha iyi yetiştirilmesi, öğretmenliğin prestijli olması için nelerin yapılması gerektiği, eğitimde maddi mekânların yeterli hale getirilmesi yolunda yeteri kadar kafa yorulmadı. Söz gelimi Ankara ’da ortaokula gittiğim yıllarda belki çok azla okul yoktu ama gecekondu bölgesindeki okulumuzun bir kapalı spor salonu vardı. Aynı okulda sabah ortaokul, öğleden sonra ilkokul eğitimi vardı ama çocuklar içinde yaz kış öğretmenlerinin nezaretinde basketbol ve voleybol oynayabilme, beden eğitimi dersi yapabilme imkânına sahiptiler. Her sene okullar arası müsabakalar yapılırdı. Hatta önce sınıflar arası müsabakalar yapılır, burada okul takımını oluşturacak kadro belirlenirdi. Giderek okul sayısı arttı ama kapalı salonlarımız gerektiği kadar artmadı. Çünkü bazı dersler gibi beden eğitimi dersi de test çözme zamanı olmaya başladı.

Ortaokul ve lisede özellikle fizik ve kimya derslerini öğrenciler haftanın bir günü laboratuarda ders işler, deneyler yaparlardı. Giderek çocuklar sınavlara boğulunca bu işte ikinci plana itildi. Varsa yoksa öğretmenler daha fazla test çözdürmeye yöneldiler. Netice itibariyle çocuklar okuduklarını anlatmaz, Türkçeyi tam olarak konuşamaz hale geldiler. Buna bir de giderek çocukların sanal âlemde kaybolmaları, akranları ile oyun oynayamaz hale gelmeleri eklenince milyonlar içinde tek başına yaşayanlar çoğaldı.

Sonuç olarak, eğitim öğretmeninden, öğrencisine ve velisine, okulundan, dersliğine kadar bir bütündür. Bu bütün kıyısından köşesinden çekiştirerek düzeltilmesi, istenen sonucun alınması mümkün değildir. Yapılacak değişiklikten istenen neticenin alınması, taklitten uzak, yerli bir anlayış ile toptan müdahale edilmesi gerekir. Bu arada bir takım jakoben çevrelerin eğitimi ideolojilerine alet etmelerinin engellenmesi de gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR