Orada bir lise var uzakta, o lise…

MAKALEYİ DİNLE

Eğitim meselesi temel meselemiz.

Eksik bir yorgan gibi, başımızı örtüyoruz ayaklarımız açık kalıyor; ayaklarımızı örtüyoruz başımız açıkta kalıyor.

Böyle bir durumda olması gereken belli: Her öğretmen ve her okul kendi sistemini kendisi kuracak. Ayağını yorganına göre uzatsın demiyorum.

Herkes kendi yorganını kendi boyuna göre temin etsin.

Tıpkı Konya Özel Enderun Anadolu ve Fen Lisesi gibi.

Ben gittim gördüm. ‘Beşikten mezara ilim’ anlayışını hâkim kılmak istemiş Enderun Lisesi. Anaokulundan liseye kadar her aşamada bütüncül bir yaklaşımla eğitim veriyor.

Sadece hesaplanabilir, görünür başarı değil; aynı zamanda bir cevap anahtarına sıkıştırılamayacak denli dolaylı ve de görünür olmayan başarıları da bu eğitimin içerisine yerleştirmekte geri kalmamış. Enderun Lisesi öğretmenleri ile okumuş oldukları ‘Tespitçi Dükkânı’ deneme kitabımla ilgili gerçekleştirdiğimiz kritik onları hem dünya hem de ufuk açısından tanıma fırsatı verdi.

Okuma lezzetini tatmış bir öğretmen öğrenci için başlı başına hazinedir.

Enderun Fen ve Anadolu Lisesi’nin Müdürü Said Turgut Bey, müdür yardımcıları Fatih Aktaş Bey, Öznur Özgür İç Hanım gerçekten bütün eğitim kadrosu ile beraber bir orkestra ahengi içerisinde çalışıyorlar.

Edebiyat öğretmeni Öznur Özdemir ve tarih öğretmeni Muhammed Akkan’ın enerjisine yetişmek de öyle pek kolay değil.  Okulda bir hafta süreyle her yıl kitap şenliği düzenlemeleri de böyle bir enerjinin neticesi. Siz ne dersiniz bilmem ama bana göre eğitim öğretmende başlar yine öğretmende biter.

Okul idarecileri moral, motivasyon, fırsat ve imkân verirler. Bunun için ta Finlandiya’ya ya da Singapur’a gitmenize hiç gerek yok. İşte Halep oradaysa Konya burada. Eğitimde iyi örneklerin sayısının artması dileğiyle.

 

BU NE ŞİMDİ HINCAL ABİ?

Bir televizyon kanalında Kabataş Lisesi öğrencileriyle program yapılıyor.

Program sunucusu mikrofonu öğrencilerin arasında gezdiriyor.

Sunucu bir ara bahçenin neşeli gürültüsü içerisinde mikrofonu birden bir başka öğrencinin ağzına dayayıp ‘Faruk Nafız Çamlıbel’i tanıyıp tanımadığını soruyor.  Fakat yoğun sesten öğrenci sorulan kişiyi doğru işitemediği için ‘hayır tanımıyorum’ cevabını veriyor. Sonra mı ne oluyor? Hıncal abimiz durur mu hiç? İşin aslını faslını hiç araştırmadan köşesine taşıyor bunu.  Vay efendim nasıl olurmuş da böyle bir okulda, üstelik Faruk Nafiz Çamlıbel’in hocalık yaptığı bir lisede öğrenciler bu ismi bilmezlermiş.

Galatasaray Lisesi’nde hiç böyle şeylerin olması kabil bile değilmiş.

  İlahi Hıncal abi, bu ne şimdi?!

Bir öğrencinin sorulanı yanlış anlaması sonucu verdiği cevapla tüm okulu Faruk Nafiz’den bihabermiş gibi göstermek neyin nesi?

 Keşke bir an önce sonuca gitmek telaşıyla böyle aceleci bir yargıya varmamış olsaydın be abi! Hem biliyor musun, o ‘Faruk Nafiz’i bilmiyor dediğin genç Faruk Nafiz ile ilgili belgesel filmi çekip ödül almış biridir.

İzlenimlerinizi keşke ekranda izlediklerinizle sınırlı tutmasaydınız.  Tespit ve yargılar ajansa düşen haber muamelesi görmeye başlayalıdan beri yazarlar ne yazık ki kanaatlerini hiç gözden geçirmeden, insaf aralığı bırakmaksızın köşelerine boca ediyorlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR