Hidayet ve dalalet

MAKALEYİ DİNLE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Müslüman , Batıca, liberalce düşünen kişi değil, Kur’an, Sünnet ve salim fıkıh ile düşünen kimsedir. Müslüman’a, Kur’an ve Sünnet ile düşünmek emredilmiştir. Çünkü Kur’an dışında hak olan, başka bir kitap yoktur. Şahadet, tevhit, hidayet gibi kavramlar; Batılıların, Batıcıların, liberal muhafazakârların itibar ettiği hiçbir kitapta bulunmaz. Bulunmaz, çünkü onların Şahadet, tevhit, hidayet gibi mefhumlar ile işleri olmaz. İnançları bu mefhumlar ile tanışmalarına, yüzleşmelerine imkân vermez. Bunun idrak edilmesi gerekir. Hidayet, insanın saadetini sağlayacak doğru yolu bulmaya denir. Ayrıca hidayet, inkârcılığı ve şirki temsil eden batıcılıktan, materyalizmden kurtulmak, Allah katında tek hak din ve düzen olan İslam yoluna girmek ve bir bütün olarak yaşamaktır. Hidayet, istenen hayra ulaştırmaktır. İnsanlara, hidayet yolunu gösteren ve bu yolu emreden Allah’ tır . Allah’ın hidayet vermediği veya hidayetini elinden aldığı hiçbir kimseye, hiçbirimiz hidayet veremeyiz. Bu insanlar, çok sevdiğimiz kimseler olsa dahi. Hidayetin zıddı dalalettir. Dalalet; hak yoldan sapmak, adil düzenden şaşmak, karanlıkta kalmak, bocalamak ve kargaşaya yenik düşmektir. Dalalet, batılı hakka tercih etmektir. Çölün ortasında yolunu şaşırıp kaybeden bir kimseyle, bir rehber yardımıyla gideceği yeri, yönü rahatça tayin edip bulan kimse bir değildir. O halde, insanı hayat çölünde doğru istikamete götürecek, sapmalardan koruyacak yönü tayin edici kılavuz, Kur’an ve Sünnettir. Bu ikisi de Allah’tandır.

KUR’AN VE HİDAYET

Hidayet, Kur’an’ın en önemli kavramlarından birisidir, aynı zamanda zıddı olan dalaletle birlikte 350 yerde geçer. Mutlak olarak hidayet verici olan ancak Allah’tır. Ve Allah’ın hidayetinin dört şekilde olacağı beyan edilmektedir: 1. Hidayetin herkesi kapsayıcı olması. Bu, Allah’ın herkese akıl, zekâ ve zaruri bazı bilgiler ihsan etmesidir. 2. İnsanları hidayete çağıran Kitaplar ve peygamberler göndermesi. ENBİYA 73: “Ve hepsini (bütün peygamberleri) emrimizle hidayet yolunu gösteren önderler yaptık…” 3. Allah’ın hidayet yoluna girenleri bu yolda muvaffak kılması. MUHAMMED 17: “Hidayete erenlere gelince, Allah onların hidayetini artırır. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.”

  1. Allah’ın ahirette, Müslüman olarak ölmeyi başaranlara cenneti hidayet edip ihsan etmesi.

ARAF 43: “…Onlara: İşte size cennet; yapmış olduğunuz faydalı ve makbul amellere karşılık ona varis kılındınız diye seslenilir.”

BİZLER

Bizler, insanları, bu dört hidayet çeşidinden sadece davet ve yolu tanıtmak suretiyle hidayete çağırabiliriz. Ancak, davet edilenin kalbinde bir hayır varsa Allah ona, hayır ve saadet yoluna girmeyi ve bu yolda malıyla canıyla cihad etmeyi nasip eder. Allah, zalimlere, kâfirlere, müşriklere, münafıklara, kalplerinde taşıdıkları manevi hastalıklar sebebiyle hidayet vermez. Allah’ın hidayetini elinden aldığı kimselere de hiçbirimiz hidayet veremeyiz. KASAS 56: “Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.” Yani bunları hidayet yoluna çağırırız, ancak onlar çağrıldıkları hidayet yoluna gelemezler. Bu konuda uyarı da vardır. CASİYE 23:“Heva ve hevesini ilah edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?” Hak bir davaya hizmet ederken, belki de çök önemli mevkiler edinmişken, böyle bir davadan kopup gidenler, bilinmelidir ki Allah’ın onların kalbinde bu dava için hayır görmediği insanlardır. Allah, kimseye zulmetmez. Allah’ın hayır görmediği kimselerde bizim davamız için hayır görmemiz inancımıza uygun düşmez. KEHF 57: “Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da ona sırt çevirenden, kendi elleriyle yaptığını unutandan daha zalim kim vardır! Biz onların kalplerine, bunu anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Sen onları hidayete çağırsan da, artık ebediyen hidayete eremeyeceklerdir.” İnsanın bu imtihan hayatında en önemli meselesi yön bulmaktır. İman, yönü bulduran kuvvettir. Ancak bulunan yönde yürüyebilmek, bizi yol problemiyle karşı karşıya getirir. Yönün işe yaraması, bu yönde yürümemizi sağlayacak yolu gerekli kılar. Bu yol din ve düzen olarak şuurlu Müslümanlık yoludur. Bu yolu günümüzde Milli Görüş - Saadet Partisi temsil etmektedir.

İMAN İLE KÜFÜR

Hidayetin neticesi iman ve İslam, dalaletin neticesi ise inkârcılık ve münafıklıktır. Bir insanın kalbinde iman ile küfür, iman ile nifak aynı anda bir arada bulunmaz. Yani imanın mesken edindiği kalpte, küfür ve nifak barınamaz. Küfür ve nifakın mesken edindiği kalpte de iman ve İslam barınamaz ve yaşayamaz. Bir insanın iki dinli olması mümkün değildir. Bunun açılımı şudur. Bir Müslüman hem İslam birliğinden yana, diğer yandan Avrupa Birliğinden yana olamaz. Bir Müslüman bir yandan Adil Düzenden, diğer yandan Faizci Kapitalist Düzenden yana olamaz. Bir Müslüman hem maneviyatçı hem de materyalist olamaz. Onun için Müslümanın har alanda olduğu gibi siyasi tercihlerini de belirlerken hesaba katacağı şey imanıdır. İnancını dikkate alarak siyasi tercihini belirleyen her Müslüman, Milli Görüşçü-Saadet Partili olur. Çünkü onun inancı, başka bir tercihte bulunmaya imkân tanımaz. Şu noktayı da iyi bilmemiz gerekir. Allah’ın kulu için dalaleti yaratması, o kulun, kendi arzusu ile sapıklık yolunu tutmuş olmasındandır. Kul iradesini, yeteneklerini faizci kapitalist nizamdan, batıldan yana yöneltmedikçe Allah onu cebren batıl ve yanlış yollara sevk etmez. Halk tabiriyle; bela isteyen belasını, Mevla isteyen Mevla’sını bulur. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR