Toplumu toplu taşımada tanıyalım

MAKALEYİ DİNLE

Toplumu tanımak için toplu taşıma kullanmak yeterlidir. Sabah saatlerinde en kalabalık zamanlarda koltuklarda oturanlarla ayakta duranlara bakmak, yer verenlere bakmak bize pek çok ipucu verir. Genel olarak oturanların genç ya da yaşlı olsun fark etmez erkek olduğunu görebiliriz. Birisine yer vermekte bayanlar daha istekli. Bu gözlemden yola çıkarak şu soruyu soralım: Acaba erkekler daha mı güçsüz daha mı yorgun yoksa daha mı duyarsız? Centilmenlik kelimesi gereği hafif erkek olmak korkusu mu yaşıyorlar yoksa?

İkinci bir gözlem ise çocuklar üzerinden yapılabilir. Evladı için her türlü fedakârlığa katlanan anneler çocuklarını oturtup kendileri ayakta kalıyorlar. Peki, bu doğru bir düşünce mi? Çocuk annesinden üstün mü ya da böyle bir duyguya kapılmaz mı? Annem beni oturtuyor kendi ayakta kalıyor, yaşlı yaşlı amcalar teyzeler ayakta ama ben oturuyorum demek ki onlardan daha üstünüm gittiğim her yerde önceliğim var. Açılın yollar benim!

Bu çocukların ilerleyen süreçte büyüklerine saygı küçüklerine sevgi duyan ahlaklı üsluplu haddini bilen birey olması mümkün müdür?

Genel olarak bakıldığında erkeklerinin oturduğu kadınlarının ayakta kaldığı çocuklarının oturduğu büyüklerin ayakta kaldığı toplum ne tür bir toplumdur? Vurdumduymaz, aymaz, vicdansız duyarsız. Aklımıza kendi beni hariç hiçbir şeyi önemsemeyen ne kadar sıfat geliyorsa hepsini kullanabiliriz.

Bu duyguların sonucu birlik beraberlik ve dayanışma yitirilir. Herkesin derdi kendisine diyen bencil katı kalpli sevgisiz insanlara dönüşebiliriz. Bir ayna misali gördükçe onlara benzeyebiliriz, kendimizde iyi olan güçlü yönleri yitirebiliriz. Adeta güçlü bir tıraş makinesinden geçip biçilebilir, uzuvlarımızı yitirdiğimiz gibi manevi değerlerimizi hayâ unsurlarımızı yitirebiliriz.

Nihayetinde elimizde ne kalır?

Bir toplum hayâ duygusunu yitirirse eğer toplum olmaktan çıkar. Güçlü bağlar insani duygularımızın oluşturduğu bir şeydir.

Aynı nedenlerle toplumun küçük birimi olan aileyi de kaybetmekteyiz. Çoğu evlilik tek ebeveynli kopuk ailelere dönüşüyor. Aile yalnız anne ve evladı olacaksa niye adı aile olsun. Eşlerin birbirine duyduğu bağ aileyi ayakta tutan en önemli nedendir. O bağın kopmaması için bağı koparan ne varsa onları kopartmak gereklidir. İnsan zorlukları aile ile aşar sorunları ailede çözer. İlk terapist, danışman ailedir. Mutluluk ve hüzün aile ile paylaşılamayacaksa kiminle paylaşılacak? Dış bireyler aileden önce değer görmeye başlarsa aile için alarmlar çalıyor demektir.

Sağlıklı toplum sağlıklı ailelerden çıkan bireylerin oluşturduğu toplumdur.

Şimdi dönüp aileyi kurtarmak için ne lazımdır bunu düşünelim. ‘Neşeli Günler’ filmindeki aileyi tekrar kazanabilirsek duyguları çok güçlü kendi toplumunu beğenen ve ona sahip çıkan bireyler kazanırız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hatice Çay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Teknik Yazılım - Önce toplu taşımaların insan taşıdıklarını hayvan taşımadıklarını ahırı doldurur gibi doldurmalarının yanlışlıklarını konuşalım mı? Ne dersiniz?

Yanıtla . 0Beğen 06 Kasım 00:53
01

Cihan - Cocuklarin buyuklere saygi gostermesi lazim, cok dogru. Ama onlarin fiziksel anlamda zayifligi da unutulmamali. Hic unutmam, 11 yasinda idim, otobus ile okuldan eve donerken oturuyordum ve yorgunluktan uyuyakalmistim. Sonra aniden ensemde bir tokat patladi ve o sahis "Utanmaz bir de uyuma numarasi yapiyor" dedi ve ben ne oldugunu anlamadan beni zorla yerimden kaldirdi yasli birinin oturabilmesi icin. Numara falan yaptigim yoktu, o kadar yorgundum ki. Bu olay tamamen gercektir.

Yanıtla . 2Beğen 05 Kasım 12:41
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR