Firavunlar ve sihirbazları

MAKALEYİ DİNLE

Bismillahirrahmanirrahim

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
Firavun; sapma, saptırma, bozulma, başkalarını bozma, zarara girme, zarara uğratma anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna göre her zalim ve kibirlenen hükümdar veya kişi firavun olarak sıfatlandırılır. Sihir; büyü, gözbağcılık, büyücülük, hilekârlık, aldatmak, haktan uzaklaşmak, batıl bir şeyi hak diye göstermektir. Sihirbaz ise; sihir, büyücülük, gözbağcılık ve hilekârlık yapan kimseye denir.

İNSAN
İnsan yaratılmış bir varlıktır. Biz böyle inanıyoruz. İnsanın fiziki ve ruhi yapısı bir yaratıcı tarafından tasarlanıp yaratıldığının delillerindendir. Ölüm, bu yaratılışın başka bir delilidir. Yine biz Müslümanlar inanıyoruz ki, insanı yaratmış olan, bu uçsuz bucaksız kâinatı yok iken var eden Allah Teâlâ’dır. Allah insanı, akıllı, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırabilen, irade sahibi istediğini seçebilen bir varlık olarak yaratmıştır. Bundan dolayı, yaptığı tercih ve seçimlerden sorumludur. Yaratan Allah, yarattığı her şeyi bir hikmet ve sebep ile yaratmıştır. Allah, öylesine iş olsun diye bir şey yaratmaz. BAKARA 164: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın varlığını ve birliğini isbatlayan) birçok deliller vardır.” Düşünen bir toplum, sayılan bu deliller ışığında gerçeğe iman etmeli ve yaratılış gayesi olan kulluk görevini samimiyetle yerine getirmenin gayretini gütmelidir. Kulluğun gereği ise, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uymak, Allah yolunda malıyla canıyla cihad etmektir. ZARİYAT 56: “Ben, cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.” YUNUS 3: “Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa (kudretiyle) istiva eden, işleri evirip çeviren Allah’ tır . Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O’na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?” Allah, insana kulluğun hak yolunu da bildirmiştir. Bu yol din ve düzen olarak İslam ’dır.

NANKÖRLÜK EDENLER

İnsanların çoğunluğu, yaratıldıkları fıtratı unuturlar ve Allah’ın kendilerine ihsan ettiği bütün nimetleri kullandıkları halde, O’na nankörlük ederler. Allah’ın ilahlığını inkâr ederler, hâşâ ilah biziz derler. Allah’a kulluğu unuturlar, liderlerini, hahamlarını, rahiplerini, kâhinleri, nefislerini ilah edinirler de onların kölesi olurlar. İsyan edip Kabil olurlar, Nemrut ve Firavunlaşırlar. Haman, Karun, Samiri, Belam, Ebu Cehil, Ebu Leheb, Abdullah İbni Selül, Şaron, Stalin, Putin ve Trump olurlar. Tarih boyunca Firavunları, Şaronları, Stalinleri, Putin ve Trumpları bulundukları konuma getiren ve o konumda tutunmalarını sağlayan en önemli sebep, insanların gerçeklikle, yani Allah ve İslam ile bağını koparmalarıdır. Tüm bu nankör ve zalim diktatörleri ayakta tutan şey ise, yönettikleri insanların ve etki altına aldıkları işbirlikçi topluluk ve kadroların neyi görüp görmeyeceklerine, neye inanıp inanmayacaklarına kendilerinin karar vermeleridir. Zalimlerin iktidarda kalabilmelerini sağlayan bu durum, binlerce yıl öncesinden günümüze değişmeden, ama bulunduğu zamanın şartlarına göre farklı şekillerde varlığını sürdürmüştür. Kimi zaman efsane ve mitolojilerle, kimi zaman sihirle, yalan vaatlerle, kimi zaman korkutarak, kimi zaman münafıklık edip, oluşturdukları algılarla iktidarda kalmanın yolunu aramışlardır. Her dönemde iktidarda ve gündemde kalabilmek için sihirbazlar ve maskaralar edindiler. Bu sihirbaz ve maskaralar, oluşturdukları algılar ile toplumu, zalim yönetimin belirlediği sınırlar içinde, seçim yapma hakkına sahip özgür köleler haline dönüştürdüler. Bunun için tahrip edilmedik hiçbir ahlaki ve manevi değer bırakılmamıştır. Eski sihirbazların görevini günümüzde kitle iletişim araçları yapmaktadır. Yazılı ve görsel basın, günümüz insanını dört bir yanından kuşatmış, adeta nefes alamaz hale getirmiştir. İnsanlık, ruhundan sıyrılıp kaba ve yoz bir beden haline dönüşmüştür. İlahi özgürlüğün ve iradenin ipotek altına alındığı bir dünyada, mutlu köleler olarak yaşama çabası içinde harcanan insanlığa ağlayanımız bile kalmamıştır. Bütün bunlar nankörlüğün, İslam’ca yaşamaya sırt çevirmenin zahiri sonucudur. Bu böyle gitmez. İhtiyacımız olan saadet, Kur’an, Sünnet ve salim fıkıhtadır. Müslümanların saadeti Müslümanlaşmakta, insanlığın saadeti de Müslümanlaşmış Müslümanlardadır. FATIR 5-7: “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın vadi haktır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı (insan ve cin şeytanları) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını ve dinini kullanarak) aldatmasın. Gerçek şu ki, şeytan (insan ve cin şeytanları) sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır. O inkâr edenler; onlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip, salih amel işleyenler ise, onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.” Hırsız efendiler ile bu efendileri ve hırsızlığı kutsayan kölelerin elde edeceği bir saadet yoktur. İslamsız saadet olmaz.

İMANI BOZAN HALLER

Abdesti bozan şeylerden söz edilir de imanı bozan hallerden hiç söz edilmez. Asıl abdestimizin abdest olması için, imanı bozan halleri bilmemiz gerekmez mi? Kul hakkı yemek, emeği hiçe saymak, işi ehline vermemek, adam kayırmak, işine ve tartısına hile karıştırmak, emanetlere hainlik etmek, hırsa kapılmak, topluluk içine fitne sokmak, tefrika yapmak, yalan söylemek, imanımızı bozan hallerden değil midir? Şahit olduğumuz kadarıyla, Milli Görüşçülerin-Saadet Partililerin dışında, imanı bozan hallerden kaçınan başka bir topluluk yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Abdullah - Keşke insanlarımıza abdesti bozan şeylerin yanında, biraz da imanı bozan şeylerden bahsedilseydi. [Dr. Ali Şeriati].Allah (c.c)Sizden razı olsun.

Yanıtla . 0Beğen 01 Kasım 16:38
01

resulu kucuk - Allah razı olsun çok isabetli bir yazı

Yanıtla . 1Beğen 01 Kasım 12:58
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR