Karamsarız ama umutsuz değil

MAKALEYİ DİNLE

Bugün bir var oluş, bir beka problemi ile karşı karşıyayız. Rahmetli Erbakan’ın 1992 yılda söylediklerini tam 25 yıl sonra anlamayı marifet sayanların, Erbakan’ın 2002 yılında söylediklerini anladıkları zaman; dövecek dizleri, ağlayacak gözleri kalmayacağa benziyor. Dış politikada yapılan yanlışlar ve çizilen zikzaklar artık ülkenin hareket alanını epeyce daraltı. Adım adım BOP’a doğru gidiyoruz.

İran ’a nükleer çalışmaları bahane göstererek müdahale etmek isteyen güçler Türkiye’ye müdahale etmenin alt zemini oluşturuyor. Bu zeminde Sayın Cumhurbaşkanı nezdinde Ankara yönetimi gayri meşru ilan edip bir müdahalenin imkânını arıyorlar. Bu artık aşikâr oldu.

Ankara’nın bu duruma hızlı bir şekilde kısa ve uzun vadede planlar hazırlayıp engel olması gerekiyor. Dış politikada bazen geri adımlar yürüyeceğiniz yolda size imkân verir. Ancak zikzakları sürekli hale getirirseniz itibarınızı elinizden gider.

Son dönemde ortaya çıkan ABD krizi de büyük planın bir parçası. Ayıdan post, yılandan dost olmaz derler… ABD ile stratejik ortak olmak, bunun mutluluğunu yaşamak tek kelime ile ihanettir. ABD ile bırakın stratejik ortak olmayı, görüşürken bile kırk kere düşünmemiz gerekmektedir. Öyle sosyal medyada yahut orada burada “bana ne Amerika’dan” ifadelerini paylaşmak artık yeterli değil. Zaman artık “bana ne Amerika’dan” deme zamanı değil; zaman “BANANE AMERİKANIN İŞBİRLİKÇİLERİNDEN” deme zamanıdır.

Türküleri çaresizlik yaktırır… Çaresizlik içerisinde “bir gece ansızın gelebiliriz” türkülerini söylemeyi dış politika zannetmek tek kelime ile meselenin ciddiyetine vakıf olamamak demektir.

Gelecek hakkında bir karamsarlık var ancak umutsuzluk değil. Siyonistler büyük planları doğrultusun da adım adım insanlığın en azından bir bölümün veya büyük bölümün yok oluşunu hazırlıyorlar. Bunu yaparken birçok proje devreye sokarak din ve dil ayrımı yapmaksızın bir kargaşa ortamı hazırlıyorlar.

Dünyayı tehdit eden en önemli meselelerin başında mikro milliyetçilik gelmektedir. Esasında dünyayı tehdit eden yapının adı Siyonizm’dir. Bu melun yapı gelecek yüz yıl için dünya çapında bir mikro milliyetçilik dalgası başlatacak ve dünyadaki devletleri parçalara ayıracaktır. Temel hedef Siyonist emelleri yerine getirecek genel müdürlerin atandığı devletçikler, kukla devletler inşa etmektir. Bugün Avrupa’da olan referandum meseleleri bu amaca hizmet etmek içindir. Irak ve Suriye ’de ortaya konulan bölünmüşlüğün temel gayesi budur. Birinci dünya savaşına girerken var olan devlet sayısı onu geçmezken bu gün iki yüzü aşkın bir devletten bahsediyoruz. Yakın gelecekte binlerle ifade edilen devletlerden bahsetmemiz içten bile değil. Başta Microsoft olmak üzere büyük sermayedarlar ciddi ciddi Genel Müdürler tarafından yönetilecek devletçikler fikrinden bahsetmeye başladırlar. Mesele sömürüyü daha kontrol edilebilir bir hale getirmek. Daha çok sömürmek.

Osmanlı’nın durdurulması ve dünya sahnesinden çekilmesi ile insanlık tarihi kıyımlar yaşamıştır. Korkumuz odur ki gelecekte bu kıyımlar milyarlarla ifade edilir duruma gelecek. Nükleer enerji üzerine çalışma yapan bir bilim adamının ifadesi “Üçüncü dünya savaşının ne ile olacağı bilinmez amma dördüncü dünya savaşı kazma kürekle yapılacaktır.” Dünya savaşına doğru gidiyoruz. Allah muhafaza bir şekilde Siyonist planlara dur demezsek, önce İran’ı akabinde Türkiye’yi “bir gece ansızın gelebiliriz” türküleri söylete söylete işgal edecekler.

Yakın gelecekte bir milli mücadele vermek zorunda kalabiliriz. Allah Muhafaza buyursun, yakın gelecekte bir silahlı savaş ile karşı karşıya kalabiliriz. “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen Rahmetli Mehmet Akif istiklal mücadelesi vermenin ne kadar zor olduğunu ifade ederken yüz yıl geçmeden yeniden bir mücadele içine gireceğimize benziyor.

Devlet tecrübe kazanılacak yer değildir. Devlet tecrübe ile yönetilecek yerdir. Devlette hata yapmanın faturası vardır. Evet, hata yapabilirsiniz ancak bu hata yapmanın faturasını ödemek zorundasınız. Kimse yaptığı hatadan dolayı ihanetle suçlanamaz. İhanet; irade ister. Kandırılma ise iradi bir durum değildir. Ancak kandırıldığını ifade etmek kişiyi sorumluluktan kurtarmaz. Bu durumda kandırılan kandırıldığını ifade ederek sorumluluğu üzerinden atamaz.

Beka mücadelesinden başarılı çıkmanın birinci yolu millet olmaktır. Hangi ırk, hangi mezhep, hangi meşrep, hangi ideolojiden olursa olsun devlet bir beka problemi ile karşılaştığında yekvücut olunmalıdır. Bu sağlandığı sürece hiçbir karamsar plan uzun vadede başarıya ulaşamayacaktır. Beka mücadelesinden başarılı bir şekilde çıkmanın ikinci yolu ise; güvenilir, sadık, işi ehline veren ve milli idareci bir kadronun devlet yönetiminde söz sahibi olmasıdır. Dedik ya karamsarız ama umutsuz değil.. Herkesin bir planı olabilir. Biz imanımız gereği Allah’ın da bir planı olduğuna eminiz. O plan kuranların en hayırlısıdır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR