Yolların en güzeli - 2

İki tercihimiz var: Ya vahye uyacağız (tevhid) ya da “heva”ya uyacağız (şirk). İslam ’a aykırı, kaynağı vahiy olmayan tüm beşeri düşünce, inanç, ilke ve hükümler, düzenler şirktir, batıldır, cahiliyyedendir. Yaratan’a kullukla yaratılanlara kölelik arasındayız. Ya Rahman’a ya da şeytana itaat ediyoruz. “Şeytanı da nefsi aldattı. Şeytan ve nefis putları (düşmanlarımız) bizi Allah-u Teâlâ’nın yolu İslam/tarik-i müstakim’den ayırıp, batıl (beşeri) yollara, düzenlere, düşüncelere saptırıyor, hem dünyada hem de ahirette hüsranımıza neden olabiliyorlar...

O’nun hükümlerinde adalet , doğruluk, hikmet, ilim kemaliyle mevcuttur. Allah-u Teâlâ adaleti ve doğruluğu emrediyor. “Allah-u Teâlâ (c.c) Elçilerini ve kitaplarını yeryüzünde adaletin sağlanması için göndermiştir, mizanla birlikte...” (Hadid,25)

“Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır...” (En’am,115)

“Gerçek bu Kur’an (insanları) öyle bir şeye (yola) yöneltip götürür ki O, en adil ve en doğru bir(yol)dur.” (El-İsra,9)

Bu ayeti kerime mealini Hasan Basri Çantay merhumun “Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim” (Hicri: 1401, Miladi: 1981) adlı üç ciltlik eserinin en başına koymuş olması çok hikmetli ve anlamlıdır.

Yine Fatiha-7, Yasin-4, Hud-112, Nisa-135, Al-i İmran-13, Araf-29,45, Nahl-90, Enbiya-61, Enam-161 ayetlerinde adalete ve yola, doğruluğa vurgular vardır.

Kur’an-ı Kerim’in “Furkan” (Hak ile Batılı ayırdeden), “Sırat-ul mustakim” (dosdoğru yol), “Hablullah” (İslam, Allah-u Teâlâ’nın semadan yeryüzüne asılmış, indirilmiş ipi ki, tutunanlar kurtulurlar), urvet-ul vüska” (tutulacak sağlam kulp) isim ve sıfatları konumuzla ilgilidirler.

Her gün 5 vakit namazda okuduğumuz Fatiha’da yine “sırat-ı müstakim”e (dosdoğru yol, İslam) vurgu var. Bizi, dosdoğru yolu İslam’a -sapanların yoluna değil, kendilerine nimet verilenlerin yoluna- (Nisa,69) iletmesi (hidayet), bu yolun dışındaki yollara sapmaktan (dalalet ve gadap) koruması dualarımız, niyazlarımız var. Yine azıp, sapanların, gazaba uğrayanların Hıristiyanlar ve Yahudiler olduğu hadisini biliyoruz. Özetle İslam’ın dışındaki tüm tahrif edilmiş kitap (din) anlayışlarının, beşeri tüm ideoloji ve sistemlerin, yolların batıl ve sapkınlık olduğunu biliyoruz. Ve ümmeti Muhammed’in yetmiş üç fırkaya ayrılacağına, bunlardan fırka-i naciye dışındaki yetmiş iki fırkanın ateşte olduğuna, en zararlısının da haramı helal, helali haram sayan fırka olduğuna inanıyoruz. Ahzab suresinin de yetmiş üç ayet olduğunu biliyoruz.

En’am suresi 153. ayette: “Şüphesiz ki bu (İslam) benim dosdoğru yolumdur. Artık siz ona uyun. Aykırı yollara uymayın. Sonra (o yollar) sizi O’nun yolundan ayırırlar...”

Nisa suresi 69. ayette: “Allah’a ve Resulüne itaat edenlerin, kendilerine nimet verilen Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacağı...” müjdesi veriliyor.

Efendimiz (S.A.V): “Kalpleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi senin dinin üzerinde sabit kıl. Ayaklarımı kaydırma...” niyazında bulunuyor.

Demek ki yolda olmak çok önemli. Ve yolu görmede, yola girmede, yürümede, koşmada O’nun inayetine yardımına muhtacız. Yolda zemin çok kaygan. Her an ayaklarımız kayabilir, sapabiliriz endişesinde ve ihtimamında olmalıyız. “Tarik-i müstakime hidayet” duamızı inşallah kabul buyurur. Günde kırk kez bu duaya muhtaçmışız. Bu duayı kırk kez yapanlarımızın bile ayakları kayabiliyorken, ya namazla duayı terk edip, hidayet talebinde bulunmayanlarımızın hali nice olur?

“Kişi liderinin (dini veya siyasi) ve arkadaşının dini üzerinedir.” “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” “Kişi sevdiğiyle haşrolunur.” “Allah için sevmek ve buğzetmek farzdır.” Hadis-i şeriflerini ciddiye almak zorundayız. Öncülerimizin bizi hangi yola çağırdıklarına, bunda samimi ve ehliyetli olup olmadığına özen göstermek sorumluluğundayız. Bu, herşeyden önce ilmi gerektiriyor. Lehimize ve aleyhimize olan hükümleri, bilgileri öğrenmemiz farz...

“Şeytan sizi (Allah yolundan) engellemesin.” (Zuhruf,62)

“Şeytana tapmayın! Çünkü o, size açık düşmandır, dememiş miydim?” (Yasin,60)

“Senin doğru yolun üzerine oturup, onları saptıracağım...” (Araf,16)

“Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir,26)

“Rabbimiz bizi Hadi isminle kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet”, “kalblerimizi dinin üzere sabit kıl, ayaklarımızı (başka yollara) saptırma”. “ Müslüman olarak vefat ettir” ve “bizi salihlere kat”. “Hakkı batılı ayırdeden furkan ikram eyle”... “Hakkı hak olarak bilip ona uymayı, batılı batıl olarak bilip ondan kaçınmayı, “yetmiş üç fırkadan “ fırka-i naciyeye hidayet buyur. Dualarımızla...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR