Çarpık Düşünüşlerden Ne Çıkmaz  

Günümüz hayatı düşünememek üzerine kurgulu. İnsanlar düşünmesinler diye karmaşık, karışık duygulara sürükleniyor. Bu, bilinçli bir durum mu, abanılan ve alınan sonuçlar mı? Nereden bakarsak bakalım sonuç aynı yere çıkıyor. Düşünmeme ya da ne düşündüğünü bilememe. Dahası karmaşık düşünceler içinde boğulma.

İnsanın, genelde toplumun kendisiyle bu kadar çelişebileceği, kendisini inkâr edeceği akla gelmezdi. Başka bir deyişle yanlışlarını görmeyen, üzerinde düşünmeyenler başkalarının yanlışları üzerinde yorum getirmesi, bunu gündeme oturtması bir hastalık hâline döndü. Karışıklık insanın kendisinde başlıyor. Dünü ile bugünü ve yarını arasındaki iniş çıkışlar zikzaklar zaten işin içinden çıkılamaz bir durum. İnsan hayatı, düşünceleri ve duyguları alabildiğine kirli. Sağlıklı bir ortamda değiliz. Giderek de kirleniyor.

Yıllardır üzerinde durduğumuz şu coğrafyamızda Müslümanların içler acısı hâllerine çıkış yolu bulma çabalarımız, yol gösterme düşüncelerimiz boşlukta kalıyor. Bir şeyin karşılık bulması elbette olası. Geneli kuşatan hava, durum içinden çıkılamaz bir süreç oluşturuyor.

Egemen güçler coğrafyamızı paramparça etmiş, bizler de bu parçaların oluşumuna katkı sağlamışız. Parçalar yetmiyor yenileri oluşuyor veya oluşturuluyor. Geçmişte bize sunulana razı olmuşuz, hiç yoktan iyidir demişiz, küçük olanı kabullenmişiz ve teslim olmuşuz. Büyük oyunu oynayanlara eşlik etmişiz, yeni oluşlar için katkı sunmuşuz, bize de paydan küçük kırıntılar düşsün diye çabalamışız, bize bir şey kalmayınca ya da masanın dışına itilince ortada kalmışız. 1. Irak işgalinde yaşananlar bize ders olmamış, sonrasında üfürülmüş, uydurulmuş bir “Arap Baharı” dalgasına kapılmışız, anaforun önünde yer almışız, yeniden oyuna gelmişiz, yeniden daha büyük bir itiliş ile uçuruma sürüklenmişiz.

Biz bu dünyanın neresindeyiz? Müslümanların yaşadığı coğrafyanın neresindeyiz, bize biçilen rol ne? Ya da biz neden küçük oyuncu olmayı tercih etmişiz? Ne ki, soruları kendimize yöneltmek yerine başkalarına yöneltiyor ve töhmet altında tutuyoruz.

Coğrafyamızın, başta ırkî, mezhebi ve meşrebi ve hatta kabilevi ayrışmalarında bize düşene razı olurken teslim olmuşuz. Bize rol ve yer biçenler, olanla yetinmiyor yenilerini oluşturuyorlar. Hem de bizim ellerimizle. Irak’ta biz pay sevdasına düşerken, büyüklerle eşit oyun oynama gibi bir düşüncedeyken beklenenler ile sonuçlar tabiî örtüşmeyecekti. Bilenler, sezenler uyardı zamanında. Suriye olayında da benzer oyun oynandı, safça aynı duygularla oyuna katılındı.

Bugün için Kuzey Irak’ta, yarın Kuzey Suriye’de yaşanacaklara neden itiraz ediliyor anlamıyoruz. İyi de itiraz edilecek idiyse neden o oyunlara katılındı? Bunu kimse sormuyor, soramıyor. Bunun böyle olacağı bilinmiyor muydu?

Müslümanları lime lime eden, etmeye devam edenlerle birlikte olmanın sonuçlarıdır bunlar. Müslümanların yeniden birlik olmalarını sağlayacak, bütünleşmeyi ve güç birliğini oluşturacak adımlar atılamazken, başkalarına küçük olan bir parça sunulmasına öfkeleniyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti ırk eksenli kurulurken bu bölgede yaşayan başkaları hesap dışıydı. Sadece Türkiye değil coğrafyamızın bütünü için bu geçerli. Büyük oyunu oynayanlar ve oynatanlar bu eski kurguyu beğenmiyor yeni bölünmelere gidiyor. Biz büyük oyunu oynayanın oyununu bozmak yerine kuklalara kızıyoruz. Kendimiz kukla değilmişiz gibi davranıyoruz.

Asıl hedef ve amaç başkalarına kızmak yerine büyük oyunu bozmak kendi oyunumuzu kurmak ve oynamak olmalıyken... Gücümüz yok, doğrudur, o zaman da doğru düşünmeyi öğrenmek asıl amacımız olmalı. Abede, İsrail ve diğerleriyle biz işbirliği yapınca büyük oynamış oluyoruz, başkaları oynayınca suçluyor ve töhmet altında tutuyoruz. Oyunu oynayan oynuyor zaten, kurbanlar kukladır sadece.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cihan - "Dusunmek" her seyin basi. Ne yazik ki su anda ulke "el yordami" ile, anlik reflekslerle yonetiliyor ve savrulup duruyoruz. Sizin de belirttiginiz gibi su "irkci dusunce" belasindan kurtulmak lazim. Bir cok buyuk sorunumuzun kokunde o yatiyor. Ama gordugum kadari ile istikamet tam aksi yonde. Osmanli gecmisi bile yogun bir "Turk temasi" uzerinden isleniyor.

Yanıtla . 0Beğen 20 Eylül 12:39
Anket Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?

YÜKLENİYOR