Merakla bekliyoruz

Özel televizyonların hayatımıza girdiği 1990’lı yıllardan bu yana çok seneler geçti. TRT’nin tek tabanca olduğu ve istediği alanda istediği şekilde at oynatabildiği dönemin ardından hayatımızın odağına yerleştirilen televizyon kültürü, ahlaksızlığın, hayâsızlığın nevş-ü nema bulduğu, milli manevi değerlerin yozlaştırıldığı bir bataklık olarak ömrümüzü törpülüyor.

Özel televizyonlar ahlâk ilkimizden çok şeyi söküp aldı. Dallas kültürüyle içselleştirilen, iffeti değil şehveti başrole koyan anlayış, piyasada hükümran olan tüm televizyon kanallarının reyting depolarından her akşam önümüze servis ediliyor.

Hayatını, ideallerini, başrol kahramanlarını televizyonların dizilerinden edinen kayıp kuşak, medyanın karanlık koridorlarında kendisine yol bulabilmek için boşu boşuna debeleniyor. Üstelik televizyon kültürünün ardından bu kuşağın yön tayinini yaptığı rotaları tamamen elinden alan yeni bir tsunami dalgası olarak sosyal medya ahtapotu her yeri kuşattı. İletişim çağı denilen illet, insanlarımızın tüm duyargalarını elinden aldı, tüm manevi değerlerini yozlaştırdı, ahlaki algılarını yerle bir etti.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan istatistikler, televizyon izleme oranlarının ülkemiz için alarm verici seviyede olduğunu gösteriyor. Interpress’in Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre ülkemizde ailelerin yüzde 94’ünün, sosyal aktivite olarak her gün televizyon izlemeyi tercih ettiği ortaya çıkmış durumda. Ortalama bir aile, günün en az 4,5 saatini televizyon başında geçirirken ülke nüfusunun yüzde 84’ünün her gün mutlaka televizyon izlediği belirlendi. Nüfusun yüzde 40’ı için ise televizyonda ne izlediğinin çok fazla önemi olmadığı, insanların izleyecek bir şey bulamasa da yine de zamanının büyük bir bölümünü televizyon izleyerek geçirdiği saptandı. Bu rakamlar ışığında bakıldığında Türkiye’nin dünyada ABD’den sonra en çok televizyon izleyen ülke sıralamasında ikinci sırada yer aldığı tespit edildi.

Hane halklarının hangi medya araçlarına sahip olduğuna bakıldığında ise televizyon en fazla sahip olduğumuz medya aracı olarak açık ara başı çekiyor. Evlerin yüzde 98’inde televizyon bulunurken, onu yüzde 84’le internet, yüzde 74’le uydu anteni, yüzde 73’le bilgisayar ve yüzde 46’yla tabletin izlediği görülüyor. Araştırmalara göre haberleri takip etmede de en çok kullandığımız platform yine televizyon olarak öne çıkıyor. İnsanlarımızın yüzde 83’ü için televizyon, haberleri izlemede en çok kullanılan araç olurken, televizyonu yüzde 54 oranla internet, yüzde 27’yle yazılı basın ve yüzde 15’le radyo izlediği belirlendi. Genç nüfusun ise, yetişkinlere göre interneti televizyondan daha çok tercih ettiği tespit edildi.

Toplumları yerle yeksan eden, ne ekonomik verileridir, ne dünya ekonomisindeki yerleridir, ne büyüme rakamlarıdır, ne de işsizlik oranlarıdır. Toplumları toplum yapan, birbirlerine kaynaştıran olgu ahlaktır, maneviyattır, milli ve manevi değerlere yaslanışlarıdır. Komşuluklarıdır, muhabbeti önceleyen kültürel değerleridir.

Ahlakın çöküntüye uğradığı, iffetin heder edildiği, hedonizmin, egoizmin ön plana geçtiği tüm toplumlar sosyal, ekonomik ve manevi hastalıkların pençesinden kurtulamamışlardır.

İki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.), “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyuruyor.

Mahremiyet çilingirlerinin baş tacı edildiği, ahlaksızlığın zirvesi dizilerin reytinglerde tavan yaptığı, kaldırdık denilen evlilik programlarının yerine daha beterlerinin getirilerek insanların malayaniye mahkûm edildiği televizyonların bize vazettiği ahlâk anlayışının getirdiği hastalıklara muhafazakâr değerlere yaslandığını iddia eden iktidarın ne gibi bir çaresi olur acaba?

Merakla bekliyoruz!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


Anket

Milli Eğitim sistemini yeterli görüyor musunuz?


YÜKLENİYOR