Gericilik de ne ola ki!

MAKALEYİ DİNLE

Milli Gazete’nin ‘Yoga Festivali’ haberleri birilerini oldukça rahatsız etti.

Bir “malum” gazete, “Gericiler rahatsız oldu!” başlığını uygun görmüş…

Peki, ama ne demek gericilik?

* Milletimizin asli değerlerine taban tabana zıt olan, “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, 28 Şubat sürecinde başörtülü kız öğrencilere yönelik kurulan “ikna odaları”na ne demeli?

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, İsrail’in yıllardan bu yana sürdürdüğü zulüm nedir?

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, Arakan’da Müslümanların diri diri yakılması ne anlama geliyor acaba?

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, faizle yoksul ve fakirlerin alın terinin yıllardır sömürülmesi ne anlam taşımakta?

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, 2010’lu yıllarda “Dünya Kadınlar Günü” günü bahanesiyle Mersin’deki bir grup CHP’li kadının gerçekleştirdiği “çarşaf yırtma” eylemine ne demeli? Sadece bir örnek olarak bunu dile getirdim…

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, Doğu Türkistan’da zulüm gören Müslümanlar için ne demeli?

* “Yoga Festivali’ne karşı durmak gericilikse”, Keşmir’de uygulanan yıldırma politikası nedir? Asıl gericilik burada değil mi? Bu gazete bu yıldırmaya, sindirmeye, işkencelere, zulümlere esaslı bir karşı duruş gösterdi mi, gösteriyor mu acaba?

Ayıp denilen bir şey var, yahu!..

Haa, bir de üstad Necip Fazıl, kendisine “gerici” diyenlere ne cevap vermişti, sahi?

ARAKAN KAN AĞLIYOR!.. İNSANLIK ARANIYOR!

Söyleyin, söyleyin!

Nedir benim günâhım?..

Ne zaman duyulacak feryâdım?

Ne zaman duyulacak Âhım!

Ne zaman!..

Ben sevgi çiçeği, insanların.

Ben barış çiçeği, savaşların.

Ben umut çiçeği, yarınların.

Ben bahar çiçeği, kırların.

Ben sevda çiçeği, sevenlerin.

Ben hayat çiçeği, yaşayanların.

Söyleyin, söyleyin!

Nedir benim günâhım?..

Ne zaman duyulacak feryâdım?

Ne zaman duyulacak âhım!

Ne zaman!..

Bana ağlama, gül diyorlar.

Oysa bilmezler kalbimdeki yarayı,

Bana gül derken.

Gülmek nasıl bir şey?

Unuttum inan!

Yaşlı gözlerimi dikmişim yarınlara,

Gülmeyi bekliyorum her an.

(Hayati OTYAKMAZ)

TÜYAP YÖNETİMİ VE TARIM BAKANLIĞI BU SESE KULAK VERMELİ!

Geçtiğimiz günlerde TÜYAP’ta 2017 Hayvancılık ve Tohum Fuarı vardı…

Sektörden fuara katılanlardan biri de Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Şuayip Koçak’tı…

Şuayip Bey hem fuarla ilgili izlenimlerini aktardı. Hem de tarım ve hayvancılık politikalarına ilişkin düşüncelerini iletti. Bunlar önemli uyarılar. Bakalım mı;

* Hayvancılık ve Tohum Fuarı tarım fuarından ayrılarak; çiftçiyi fuar alanına birden çok kez gelme mecburiyetinde bırakmış, fuar alanında stant açan firma sahiplerine bir yük bindirilmiş ve fuar hareketsiz geçmiştir.

* Fuar tarihinin çiftçinin hasat zamanına denk getirilmesi ve ekim zamanından sonra olması üreticinin ve çiftçinin katılımının düşük olmasına yol açmış ve üreticinin satış döneminden çok daha geç bir zamana bırakılmıştır.

* Fuarın reklâmının diğer fuarlardaki gibi büyük bir şekilde yapılmaması insanların fuardan habersiz kalmasına sebep olmuştur.

* Fuar yetkililerinin ifadelerinin aksine yerel bazda neredeyse hiç katılım olmamıştır.

* Bu sebeplerle buradan TÜYAP yönetime sesleniyor ve bu konulara daha çok hassasiyet gösterilmesini rica ediyoruz.

***

* Konya’mız tahıl ambarı. Türkiye’mizin ise tarım ve hayvancılık alanında kendi kendine yetebilen ender ülkelerden birisi olduğunu biliyoruz. Ancak ne yazık ki, ülkemiz, büyük bir ithalatla küçük bir havuzda boğuluyor.

* Tarım ve hayvancılık için hükümet birçok destek veriyor. Bunu inkâr edemeyiz. Ancak, bu kadar desteğe rağmen niçin hâlâ buğday ve et ithal eden ülke konumundan kurtulamıyoruz?

* Tarıma verilmesi gereken destekler açıklanmazken, 2019’a kadar ne kadar buğday, arpa, mısır, pirinç ya da kaç baş hayvan veya kaç ton et ithal edileceği Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edildi bile.

* Çıkarılan kararnameler maalesef çiftçiyi cezalandırıyor... Canlı hayvan ithalatında gümrük vergisi yüzde 135’ten yüzde 26’ya düşürüldü. Kırmızı ette yüzde 225 ile yüzde 100 olan gümrük vergisi yüzde 40’a düşürüldü.

* Yüzde 130 gümrük vergisi olan 3 üründen; buğdayda yüzde 45’e, arpada yüzde 35’e ve mısırda yüzde 25’e indirildi. Et ve Süt Kurumu’na gümrüksüz yani sıfır gümrükle 90 bin ton kırmızı et, 500 bin büyükbaş ve 475 bin küçükbaş olmak üzere 975 bin baş canlı hayvan ithalat yetkisi veriyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 750 bin ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirincin yine sıfır gümrükle ithalat yetkisi veriliyor.

* Geçen yıl 20 bin küçükbaş hayvan ithal edildiği açıklanmıştı. Şimdi İthalat Kararnamesi ile Et ve Süt Kurumu’na 475 bin küçükbaş hayvan ithalatı için yetki verildi. Yani bu ithalatın tamamı gerçekleşirse küçükbaş hayvan ithalatı yüzde 2375 artmış olacak. Peki, neden?

* Kararnameye bu sayıları yazanlar Türkiye’yi üretimden tamamen koparmak mı istiyorlar?

* Et ve Süt Kurumu’na verilen 90 bin tonluk kırmızı etin karşılığı 304 bin baş hayvana denk geliyor. Yani, toplamda Et ve Süt Kurumu’na 1 milyon 279 bin baş canlı hayvan ithalat yetkisi veriliyor. Bu ithalat gerçekleşirse canlı hayvan ithalatında Türkiye, sadece Avrupa’nın değil dünyanın da şampiyonu olacak. Geçen yıla göre, canlı hayvan ithalatı en az yüzde 100 artmış olacak.

* Bu politikalarla biz kendi çiftçimize değil ancak başka ülkelerin çiftçisine destek vermiş oluyoruz.

* Dünyada en fazla canlı hayvan ithal eden ikinci ülkeyiz. 2011-2015 döneminde 1,4 milyon büyükbaş hayvan ithalatı yapıldı. Son cümle, çiftçi cezalandırılıyor.

* Gerçek gündemimiz çöken ekonomidir. İşsizlik gerçeğidir. Artık sürdürülemeyen iç ve dış borçtur. İşte Türkiye’nin gerçek meselesi üreten değil, tüketen ekonomi modeli olmuştur. Bitirilen tarım, yok edilen hayvancılık ülkemizin asli gündemi olmalıdır.

* Çözüm, en başta söylediğimiz gibi, üreticiye verilen birçok farklı destek var, ama bu desteklerin şekli yanlış. Bugüne kadar bu desteklerle sorun çözülememiş bilakis kangren halini almıştır. Asıl çözüm şu; ürüne destek verilmeli, tarım ve hayvancılığın sürdürülebilir olması için, üreticinin ürünü değerinde alınmalıdır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Münadi - N.Fazıl mealen sırtlarında damgamızmı var diye soruyordu Adnan Bey.

Yanıtla . 0Beğen 13 Eylül 20:06
01

Hayati Otyakmaz - YOBAZ MI GERİCİ Mİ?

Budizm Hayranı Sapıklara!

Allah varken, puta tapan kâfirler...

Namaz varken, yogo yapan gafiller...

Doğru yoldan yana sapan cahiller...

Yobaz da gerici de sen değil misin?

.......................

Yanıtla . 1Beğen 13 Eylül 13:05
Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR