Yalanın edebiyatı

MAKALEYİ DİNLE

Edebiyat olmadan, edebiyat bilmeden söz söyleyemezsiniz. Hele sözünüzün kitleler tarafından dinlenmesini istiyorsanız edebi birikiminizin olması şarttır. Sözlerinizin hem dinlenmesini hem de sözünüzü dinleyenlerin “adamınız” olmasını istiyorsanız bu sefer edebiyat birikimi ile birlikte sanat kabiliyeti de işin içine girecek demektir.

Kendinde sanat kabiliyeti ve edebiyat birikimini hakkıyla barındıran şahsiyetler milletin yüz akı olmuş, cisimleri toprak olsa da isimleri gönül toprağımıza her daim huzur vermiştir. Hangi vicdan sahibi Üstad Necip Fazıl’ın bir mısraını bilmeden konuşur ki, hele bir de kalabalıklara konuşuyorsa? Akif’ten bir manzum parça bilmeden nutuk irat edilir mi hakkıyla? Yunus’un ilahisi okunmadan mevlid tertip edilir mi? Bu emsal şahsiyetlerin hafızamızdaki, gönlümüzdeki, hayatımızdaki kirlenmez yerleri de kendilerini adadıkları “ahlak”larından geliyor. Hakikati, ahlak bilen bir ağızdan çıkıyor sözleri, yalandan ürperiyor, kaçıyor.

Peki, Akif’i, Üstad Necip Fazıl’ı, Yunus’u bilip ahlaksızlık etmek mümkün mü? Hem de bu ahlaksızlığı öğretiden öteye din diye pazarlamak mümkün mü? 15 Temmuz’da yaşadıklarımız bunları mümkün kılan bahtsızlıklardı. Hakikati, malzeme diye kullanıp yalandan örülü binaya tuğla etmek mümkün oldu. Edebiyatın tesirini bilen laf cambazları, ahlaklı abidelerimizi kullanıp kendi putlarını böyle diktiler.

Evveliyatında milyonlar satmasıyla övünülen mevkutenin kültür sanat sayfalarına bakmak derdimizi anlatmaya yeter sanıyorum. Her renge yer verip ortaya karışık renksiz, şekilsiz bir kültür sanat sayfası çıkarmak bu lafazan kafaların kutsal mahareti. Tedbir diye dillerini susturup kendi adlarına konuşacak adamlar türetmekle meşhur oldular. Asla kendi dillerini, kendi edebiyatlarını kuramadılar. Çünkü haramla bina olmadığı gibi yalanla da edebiyat olmaz ve yalan söze yapılan zulümdür. Burada reklamlarından da söz etmek gerekiyor. Yalanın bir başka biçimi olan reklam, bu zihniyetin en ustalıklı olduğu alanlardan biri. Sanırım muhafazakâr kesim, kitabı çok basmanın bir maharet olduğunu bu tiplerden öğrendi. 300. Baskı, bir milyon kitap gibi ıvır zıvırlar böylece muteber sayıldı. Hâlbuki milyon dedikleri şeyin ne kendilerinden ne de başkalarından okuyanı yoktu.

Kaybettiğimiz onca değer arasında şükür ki edebiyatımız yok. Devletin neredeyse her alanına sızan yapılanma, uyduruk bir vakıfla edebiyat dünyamızda yer etmeye çalışsa da bu dünyaya sızamadı. Güdümlü kafayla da yapılacak şey değildi bu. Robotlar konuşuyor ama şiir yazamıyor.

Şiir, sözün bittiği yerden söz ile beraber ihya ediliyor. Üstadlarımızın tabiriyle bir eşik bekçiliği. Efendimiz’in (sav) eşiğini bekleme işi şaire düşüyor. Efendimiz’i (sav) rüyalarına malzeme eden müptezellerin dili ise o eşiğin fersah fersah uzağında.

Onlarca yıldır yetiştiremedikleri muharriri, devşirme yolunu seçtiler bu sefer. Yakın zamanda gündem olan, bir dizinin sahnesinde gösterilen “Amerikan Okulları” (!) ile ilgili kitabın yazarlarına bakın. Cemaatin dışında isimler… Ne yazık ki birtakım kıymetli eserler de bugün yasaklı olan bazı yayınevleri tarafından basıldı. Hemen aklıma geliveren kıymetli bir eser: Doğunun Yedinci Oğlu. Üstad Karakoç’un hayatının, edebi anlayışının ve eserlerinin işlendiği bu kıymetli eser ne yazık ki bugün yasaklanmış bir yayınevinin baskısı altında. Elan, yeni baskısının mümkünse devlet tarafından yapılması gerekiyor.,Başka kıymetli eserler de tahrif edilmeden ve vatan hainlerinin kasasına kâr olarak girmeden sahip çıkmak lazım.

Kültürü, edebiyatı hakikatle yoğurmak, vatan borcudur; askerlik gibi. Edebiyat yalanla yoğrulursa, kendi edebiyatımızdan sandığımız kelimeler bir zaman sonra zıvanadan çıkar ve gönül meclisimizi bombalar, Allah korusun.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fazıl Cem - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ym - kim sahip çıkmalı? net isim vermelisiniz. Bikaç isim veya Bikaç yayınevi söyleyiniz. Ve onların görevi olmalı

Yanıtla . 0Beğen 17 Ağustos 05:24
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR