Gelecek program Kudüs’ün yeniden fethi

MAKALEYİ DİNLE

Düşünceler ve temenniler güzeldir. Düşünce olarak kalırsa duyargalarınız miladına kadar ömür biçilebilir. Ama yazarsanız daha uzun süre muhafaza edebilirsiniz acılarınızı, kaygılarınızı, düşüşlerinizi ve şaha kalkışlarınızı.

Çağımızın en büyük zilletlerinden biri alışmak diğeri ise unutmak. Didaktik eğitimimizin bizi getirdiği yer burası aslında. Dramayı önemsemeden, görüntünün bilinci nasıl tırpanladığına dikkat etmeden maruz kaldığımız virüsün etkilerini hiç konuşamıyoruz. Aşılanmamız lazım. aşıların nasıl imal edildiğini bilirsiniz. Biz siyaset severiz. Fakat savaşı aşılanmadığımız yanımızdan kaybediyoruz. Dudak bükmeyin hemen ama evet sinemadan bahsediyorum.

48’den bu yana televizyonda Filistin’den binlerce görüntü, haber izlediniz. Hala arşiv taradığınızda bulabileceğiniz milyonlarca fotoğraf var. Adını bildiğiniz, yıldönümlerinde hatırladığınız niceleri var. Buna rağmen onlarla bilinçaltımızda empati kuramamamızın sebebini merak ettiniz mi hiç? Eksik olan o dramaydı işte.

Bin Ladin’in elinde hollywoodun propaganda gücü olsaydı ikiz kuleleri vurarak kahraman olabilirdi. İkna edebilirdi dünyanın geri kalanını. Yahudilerin yaptığı gibi, Amerika’nın yaptığı gibi. Bu propaganda gücü gerçeğe taciz için hunharca kullanılırken biz kendi derdimizi anlatmak için ne zaman kullanmaya başlayacağız? Ladin’in yakalanmasından bir gün sonra film hakları satın alındı. Ya Ebu Gurayb hapishanesinin… ya taşla kolları kırılanların…ya yakılanların…ya kundakta kefene sarılanların…ya babasının yanında şehid edilen Muhammed Durra’nın…ya tekerlekli sandalyesinde üzerine füze yağdırılarak şehid edilen Ahmed Yasin’in… bir vicdanlı adam gördünüz mü bunları perdeye taşımaya çalışacak?

Taşısan ne olur diyebilirsiniz. Bir gülme alır beni. Yeni işgalleri kolaylaştıracak bir bilinçten başka bir şey değil bu umarsızlık. Gerçeği sevmiyor çünkü insanlar. Kurguya daha çok inanıyorlar. Haberleri dizi, dizileri haber gibi izliyoruz çünkü. çünkü bir kahramanın repliği olursa daha inandırıcı geliyor söz. Çünkü altında müzik olursa sahnenin ağlamak daha kolay. Kamera hareketlerini doğru yaparsa rüyalarına bile bir derdin girmesi mümkün. Bunu anladığımızda başlayacak uğraşımızın bir kısmı. Bize ne yapacağımızı söyleyenler yalan söylüyor. Oyalıyorlar bizi. Yönünü “Cannes”e dönen değil, yüzünü kardeşe dönen sinemacılarla değişebilir dünya. Vicdan dediğin şey üç beşin tasarrufu ve tasallutunda değil ya!

Hikayelerimiz neler olduğunu anlatmalı Filistin’de. Çözüm yolları üretmeli sinema maharetiyle. İzleyicinin fikir oluşturmasına, anlattığınız hikayeyi mantıklı bulmasına fırsat vermeli. Kurtulacak AKSA! Buna inanmalı. Yağmur duasına şemsiyesiyle giden çocuk gibi. Bugün Yenikapı’da yapılan mitingin bu destanda hangi yeri alacağına karar vermek prodüksiyona kalsın.

Alem adam görsün o zaman….!!!

Not: Bu arada bahsettiğim hikayeleri sinema projesi olarak tescilleme çalışmalarımız devam ediyor. Dileyen yapımcı yönetmen arkadaşa bila bedel destek verilecektir…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Habeşli Bilal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ensar Aydogar - Allah sizden razı olsun bu hak davadan ayırmasin

Yanıtla . 0Beğen 21 Kasım 03:51
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR