28 Şubat'ın en keskin olduğu günlerde İstanbul Müftüsü Muhterem Selahaddin Kaya beyefendi, beni çağırarak iki ay içinde bir konferans hazırlamamı ve bu kritik günlerde "Sosyal Hizmetlerde Din Görevlisinin Rolü"nün ne olduğunu müftülere, vaizlere, imamlara ve müezzinlere anlatmamı istedi.
Bu iki ay içinde Müftü efendi de resmi yazışmalarını tamamladı ve valilikten izin alındı.
06/11/1997 tarihinde Pendik Atatürk Kültür Merkezi'nde çevre ilçelerin din görevlilerine;
13/11/1997 tarihinde Üsküdar Müftülük Salonu'nda Beykoz, Üsküdar, Ümraniye din görevlilerine;
20/11/1997 tarihinde Eyüp Müftülük Konferans Salonu'nda Fatih, Eminönü, Gaziosmanpaşa, Eyüp din görevlilerine;
04/12/1997 tarihinde Beyoğlu, Şişli, Sarıyer, din görevlilerine konferans verildi. Aslında yazışmalarda bu konferans, Cemal Reşit Rey'de verilmesi için anlaşma olduğu halde nedense Belediye yetkilileri iptal ettiklerini Müftülüğe bildirdiklerinden telefon trafiği ile konferans, Eyüp Müftülük Salonu'na alındı.
11/12/1997 tarihinde yine çevre ilçelerin din görevlilerine Eyüp Müftülük Salonu;
18/12/1997 Ataköy Yunus Emre Kültür Salonu'nda Bakırköy, Bağcılar gibi çevre ilçelerin din görevlilerine;
25/12/1997 tarihinde Büyük Çekmece Belediye Düğün Salonu'nda Büyükçekmece, Küçükçekmece, Çatalca ve çevredeki din görevlilerine "Sosyal Hizmetlerde Din Görevlisinin Rolü" adı altında din görevlilerinin her zamankinden daha fazla çalışmaları gerektiği ve nasıl çalışması gerektiği konularında konuşma yapmadan önce Sayın Selahaddin Kaya beyefendi, kısa bir açılış konuşması yapıyor, müftü, vaiz, imam ve müezzinlerin salona girişinde imza karşılığı girmelerini sağlıyordu.
Din görevlilerimiz de tam kadro katılıyordu.
Ben, gecikmiş bir teşekkürü onların hepsine ulaştırmak isterim.
O kriz günlerini İstanbul en az zayiatla atlattı.
Bulgaristan'da Komünizm döneminin Sofya Baş Müftüsü (Diyanet İşleri Başkanı) Komünizm yıkıldıktan sonra da komünizmin geri geleceği hayaliyle yıllarca yaşadığı için görevlilerine kan kusturmaya ve dini hizmetleri engellemeye devam etmişti.
Türkiye'de hâlâ aynı hayalle yaşayan yetkililerimiz var.
Onun için yaprağın kıpırdamasına izin vermiyorlar.
Lojman yapılan Kur'an kursları var.
Hizmet adı altında faaliyet gösterip de sorun çıkarmayın, eskilerin deyimiyle "Ne deve kalksın, ne çan ötsün" mantığıyla hareket ediyorlar.
Diyanetin bu yetkilileri cesaretlendirecek veya teşvik edecek adımlar atmalı.
Otuz yıl hapishanede gardiyanın izniyle tuvaletini yapan adam, bir gün serbest kaldığında izin alacak adam bulamadığı için tuvalette işini yapamamış.
Çıkmış ve tuvalet bekçisinden izin aldıktan sonra yapmış.
Bir kısım bürokratlarımızın durumu da böyledir.
Laik kanunların kendisine verdiği yetkiyi bile kullanmama konusunda gelişmiş kabiliyetleri.
28 Şubat döneminde her türlü İslami hizmetleri destekleyen Selahaddin Kaya bey ile ilindeki bütün resmi olmayan kursları kapatan, resmi olanlarda da azaltma tarafına giden müftüler aynı kanunlara göre görev yapıyorlardı.
Bunlar, kafesteki kuş gibiler.
Özgür bıraksanız da kanat çırpmaktan korkuyorlar.
Bunlar için de birkaç konferans, seminer, sempozyum, açık oturum yapılmalı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




