Özlü ve güzel manaları o manaya uygun kelimelerden elbiseler yapıp damatlık gibi, gelinlik gibi giydirip dil ve kalem aracıyla gönül evlerine göndermeye edebiyat demişiz.
Sevgili Peygamberimiz: "Mü'min, arıya benzer. Arı, temiz ve güzel şeyleri yer, temiz ve güzel yerlere konar, temiz ve güzel şeyler üretir ama konduğu yeri kırmaz ve oranın düzenini bozmaz...." buyurmuş. (Ahmet, Müsnet, 2/199 hadis no 6577, 6872, Abdürrazzak, Müsned, 11/404, hadis 20852, Abdullah bin mübarek, Zühd, hadis 1610, İbni asakir, Tarih-i Dımışk, hadis no 4590, Abdullah bin Mübarek, Zühd, hadis no 1610, Hakim, Müstedrek, hadis no 253, Kenz'ül Ummal hadis no 792, Elbani, hadisin Sahih/Sağlam olduğunu söyler)
Burada benzeyen/Müşebbeh, "Mü'min" kelimesidir.
Benzetilen/Müşebbehün bih, "Arı" kelimesidir.
Benzetme edatı/Teşbih edatı, "Benzer" kelimesidir.
Benzetme yönü/Vechi şebehi, yediğinin, konduğunun, ürettiğinin güzel olması, konduğu gül yaprağına zarar vermemesidir.
Sevgili Peygamberimizin, bize bildirdiği benzeme yönleri bunlar.
Bundan sonra benzeme yönlerini bulmak, edebini ve edebiyatını Kur'an ve sünnete göre ayarlayan kişiye kalmış.
"Neden Kur'an ve Sünnetin edebiyatını öne çıkarıyorsun?" denebilir.
1- Kur'an, dünyadaki bütün edebiyatçıları Yaratan'ın sözüdür de ondan.
Mümin arıya benzer.
2- Sünnetin sahibi sevgili Peygamberimiz, Allah'ın eğitiminden geçti de ondan.
Ziya Paşa, Sevgili Peygamberimizin devam ettiği mektebin mualliminin Allah olduğunu şöyle ifade eder:
"Bir mektebe oldu kim müdavim
Allah idi zatına muallim"
Rahman süresinin ilk ayetlerinde Kur'an'ı ve beyanı öğretenin rahman olan Allah olduğunu haber verir.
Biz, sevgili Peygamberimizin beyan ettiği benzeme yönlerini kendimizde toplamaya çalışalım.
Önce yediklerimiz helal ve temiz olsun.
Ayeti kerimelerde önce helalığına sonra temizliğine dikkat çekilmiş. (Bak, Bakara 168, Maide 88, Enfal 69).
Günümüzde ise temizliğini her gün televizyonlar, eğitim kurumları anlatıyorlar ama helallığı konusunda okullarda öğretmen bir konuşma yapsa bu konuşma hortumculara dokunacağından "Laiklik elden gidiyor" diye bir vaveyla başlatırlar.
Bu son paragrafa içinden itiraz edenler, bana ilköğretimden üniversite sonuna kadar okutulan kitaplarda -İmam-hatip okulları ile İlahiyat Fakülteleri hariç- bir defa "helal" kelimesinin geçtiği yeri gösteremezler.
Görüştüğümüz, konuştuğumuz, sohbet yaptığımız, meclisine katıldığımız insanlar, fiziki olarak ahlaki olarak temiz olsunlar.
O sohbetlerden temiz iş ve söz üretilsin ve insanlık alemine bal gibi tatlı ve güzel kokulu olarak sunulsun.
Konduğunuz gönül ülkesinde bir tek gönül teli bile kırılmasın.
Hadisin şerhine devam edilecek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



