Şu cümleyi aktüalite dünyasının kaliteli kültür, sanat ve edebiyat eserlerine yönelik öldürücü darbelerine rağmen kullanıyorum: Eyyüp Akyüz, hiç kimsenin denemediğini deneyip gelecek zamanlara cins bir malzeme takdim etti: "Kayıp Ülke, 18 " Tek taşla, hayır, tek soruyla tertip edilebilmiş hakikatli bir anket kitabıdır elimizdeki. En başta, alanında bir ilk olması, sonra gençlere ibret alınabilir hayat-ı hakikiye sahneleri sunması ve dahi gelecek çağların araştırmacılarına malzeme bırakması, bu kitabı mühim kılıyor.
Peki, Eyyüp Akyüz hangi taşla insanların geçmiş zaman denizlerini dalgalandırdı?
"Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- Maveraünnehir nereye dökülür?"
Hayır, Akyüz'ün sorusu şuydu: "Şu an 18 yaşında olsaydınız neler yapardınız?"
Bu soruya çoğunluğu şair, bir o kadarı yazar, az birazı gazozcu (hepsini tek tek saymamak için lafın gelişi: başka aktivistler) cevap vermiş...
Şimdi durup benden bir takım garip yahut ilginç cevap örnekleri ister misiniz? Korkulur, istersiniz. Ama benim yenim dar! Yerim diyecektim.
Durun durun, ey hâzirun, şu kadarcık yerim var: Bu kitapta benim de bir cevabımın bulunduğunu ve dahi, bu cevabın bir şiirden oluştuğunu bilmelisiniz. Bir de, "İnşaatçılar Türküsü" adlı bu şiiri 22 yaşımda (1986'da) yazdığımı, fakat 18 yaşıma dair hususiyetleri de içerdiğini açıklamalıyım: 12 Eylül darbesini müteakip kurulan YÖK, bir takım memurları marifetiyle kasten üniversiteden kaydımızı silmiş, hayatımızı inşaatlarda işçi olarak sürdürmeye çalışıyoruz... "Kayıp Ülke, 18 "e kaydedilemeyen bu durum, bari işbu satırlarımız aracılığıyla bilinsin... Mühür Yayınları'ndan çıkan kitabı temin edip de, benim gençlik çağı dizelerimi okursanız, bu açıklamamı da hatırlayın, olur mu?.. (0212 5048700)
Bir şiir kitabı bekliyordum Himmet Karataş'tan. O bizi yanılttı, bir tutam hikâye ile çıka geldi: Yağmur Yarası ...
Bir ilk kitap olan bu eser, Himmet Karataş'ın 1991-2008 yılları arasında yazdığı 18 metni ihtiva ediyor. Bunca uzun zamana yayılmış olmasına rağmen, Yağmur Yarası'nı okuyunca, "Nasıl olur da aynı atmosfer bu kadar süre korunabilir?" diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Öyledir, kitaptaki hikâyeler birbiriyle bitişir bir 'duygu' dünyası halinde, iç içedir. Nedir bu dünyanın çehresi? Okurken sayfa kenarlarına aldığım notlardan faydalanarak şuracığa yazayım: Sıradan olanın hayatından kesitler, koyu kader (melankoli), şiirsel içe dönüş, hazin haller, kırılganlık kaçışları, incelikler ustalığı...
Bunca kesifliğin ortasında, Yağmur Yarası için şu tanımlamayı yapsak daha doğru olmaz mı acaba? Bu kitap, ayrı hikâyeler toplamı değil, ister istemez oluşuveren bir roman bütünlüğüdür... Nasıl, dediğim anlaşılmadı mı?
Kitaptan bir cümle: "Kimse anlamadı. Çünkü herkesin elinde alış veriş listesi, etiketler ve hesap makinesi vardı. (s. 71)
O zaman şöyle diyeyim: Yağmur Yarası, duygusal tonda bir kısa film tadı... (0262 6432590)
Ünsal Ünlü'nün Savaşlar Kararında'sını elime geçer geçmez okudum. Yeni bir yayınevinin (Okur Kitaplığı) yeni bir kitabı Savaşlar Kararında... Ayrıca, Ünsal Ünlü'nün ilk kitabı, fakat ustalıklı bir ilk kitap bu...
Kitabı okurken, pek çok dizeyi belirgin kılmış, özel işaretlerle ikinci bir okumanın altyapısını oluşturmuşum. Burada öncelikle, söz konusu alt yapı çalışmasına aldığım kimi mısraları paylaşmak ümidindeyim:
"Onlar gitti, sen de gittin benim gittiğim gibi" (s. 11)
"Bir orman sığındı gölge gölge kitaba" (s. 14)
"Gözleri yağmurda ıslanan cama benzerdi." (s. 15)
"Belki bir gün içimize kar yağar, sen ben üşürüz" (s. 22)
"İç çeker, gönül çeker, bilemezsin acıyı kim çeker" (s. 35)
"Beyazlar içindesin, kefen giyinmişsin gibi/Çıkar üzerinden, dolaşma kıyamet gibi" (s. 46)
"Çıkıp gelsen şimdi bizim olurdu belki Afrika" (s. 51)
"Gözlerim bir sen, bir ben oluyor sonra" (s.57)
Savaşlar Kararında'nın bu mısralarına, siz de ilave yapabilirsiniz. Hayır, yapın! Bunun için bir şeye ihtiyacınız var, eseri okumaya... (bilgi@okurkitapligi.com; 0216 5533373)
Cevat Akkanat: P. K. 205, Ulucami, BURSA


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



