Bütün gazetelerde onlar vardı.
Sınırda bombalarla katledilen çocuklar.
Traktörlerle, katırlarla taşıdı yakınları.
Battaniyeye sarmışlardı cesetleri.
Bombaların parçaladığı bedenleri birleştirmek için başka yol yoktu.
Kimine battaniye yetmemişti.
Naylon poşetle kapamışlardı kopmuş baş ve ayakları.
Traktör kasalarında köylerine getirilirken; bir endişe de soğuk havada donmamaları içindi, bu sevgili canların sarıp sarmalanmaları. Sonra karlar üzerine yan yana uzatıldıklarında, belki de üşümelerine kıyamadıkları için sarmaladılar.
Ya da annelerinin gül yüzlerine bakmaya kıyamadıkları çocuklarının parçalanmış cesetlerine dayanamayacaklarını düşünüp, kalın örtü ve battaniyelerle kamuflaj yaptılar.
Çoğunluğu16-20 yaş arası genç.
Kimi 12 yaşında.
Çocukların yaşları küçüldükçe, acılı genç annelerin sayısı da artmakta.
Çoğu öğrenci.
Ailelerine bir yardım olsun diye kaçağa gitmek, bölgenin makûs talihi.
Başka ne yapsın.
Civarda hani ya iş.
Taş mı yesin.
Zaten bölge, Afrika ülkesi kadar kıraç, yoksul.
Kayalıklarında otun bile bitmediği bir fakir diyar.
Kaç nesildir karınlarını kaçakla doyurmaktalar.
Birkaç karton sigara.
Bir bidon mazot.
Katır sırtı bu zaten, ne kadar getirebilir ki.
Tankerlerle, filolarla kaçıranlar saygınken.
Babaları, dedeleri de aynı işi yapmakta idi.
Onlar da sınırlara döşenen mayınlara bastıklarında, böyle katır sırtında cesetleri gelmişti köye.
Ya da en iyi ihtimalle kaderin can bağışladığı ama kopan kol ve bacakla dönen babalarının bir köşede ele avuca bakmalarına; çocukların bir merhem olma gayreti ile kaçağa çıkışları.
Zaten alışıktı bu çocuklar, bir parça ekmek için can vermeye.
Güneydoğu'da erkek çocuk bu sebepten kıymetli işte.
Kız; odun kıramaz, tarla kazamaz, kaçağa gidemez ama oğlan çocuk bu işler için yaratılmıştır.
Bu yüzden erkek çocukları doğduğunda biraz daha sevindikleri.
Geçim derdine el atacaktır.
Fakirin kaybedecek malı mülkü yok, en değerli varlığı evladı.
İşte bu yüzden kıssanın aktörü çıkıp babanın yanına gelir:
-Duydun mu, Azrail oğul dağıtıyormuş.
Baba umursamadan:
-Benimkini almasın da, ondan oğul istemem demiş.
İşte o kıymetli oğulları, kınalı ceylanlar gibi önüne katıp sık sık götürmekte, kalleş koşullar.
Bu kez ölüm emrini veren Kuzey Irak'tan bir MİT ajanı.
Allah bilir yine süper güçlerin parmağı vardır.
Ülkenin kendi evladını vurma karasını, suratına çalmak için; emperyalistlerin kirli bir oyunu bu.
Ajan, Bahoz Erdalla grubunun baskın için sınırı geçtiğini haber vermiş.
Kalkan uçaklar da hiçbir araştırma zahmetine katlanmadan veriyorlar bombayı.
Daha önce terörist grubu görmezden gelen Heronlar, karakol baskınlarında büyük sayıda Mehmetçiğin katledilmesine sebep olmuştu.
Bu kez aynı şey Şırnaklı köylü çocukların başına geliyor.
Katırlarda taşıdıkları mazotları da ateş alınca, feci şekilde yanarak ölüyorlar.
İçlerinde gazi ve korucu çocuklarının olduğu da, gelen bilgiler arasında.
28 cenaze, Encü soyadı taşıyan aynı aileden.
Bir kişi bile olsa katledilen, acı hafife alınıp geçiştirilebilir mi?
35 ölü can, ocaklar söndürüyor.
Ülkenin geleceğini karartıyor.
Kardeş kavgasını körüklüyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



