Başbakan Erdoğan'ın aradığı babayiğit (!) ortaya çıktı.
Yerli otomobil babayiğidi (!) Detroit Oto Fuarı'ndan Türkiye'ye mesaj gönderdi. Mesaj kimi gazetelerde manşet kimilerinde de sürmanşet oldu.
Yerli otomobil babayiğidinin Fiat-Chrysler Ceo'su Sergio Marchionne olduğunu gazetelerde okuyunca kendimi gülmekten alamadım.
Gazetelere yansıyan haberlerden traji-komik bazı cümleleri birlikte okuyalım isterseniz:
"Yerli otomobil için düğmeye basıldı"
"Marchionne: O babayiğit benim. Erdoğan'la görüştüm ve mesafe katettik"
"İtalyan firması hükümetle anlaştığını açıkladı".
"Marchionne: Türk malı otomobil doğru bir proje. Mevcut bir platformu alıp rahatlıkla bu işi yapabilir ve işin içine dahil oluruz"
"Bizim için Türk Malı otomobil projesi önemli. Bu markanın uluslararası alanda Türkiye üzerinden dağıtılmasıyla büyüme potansiyeli olacağına ve bizim için de önemli fırsat sunacağına inanıyoruz"
"FIAT'ın CEO'su Marchionne: Türk hükümetiyle anlaşmaya vardık. FIAT'a benzemeyecek. Motoru ve platformu bizden, tasarımı sizden. İsmini de siz koyacaksınız".
CEO yerli değil.
FIAT yerli değil.
CHRYSLER yerli değil.
MOTORU da yerli olmayacak.
Ama otomobil YERLİ olacak (!).
Güldürmeyin Allah aşkına diyeceğim ama; haksızlık da yapmış olmayalım.
Zira Sergio Marchionne babayiğitçe lütfetmiş, "Tasarımı sizden, ismini de siz koyacaksınız" demiş.
Ne diyelim; çok lütufkarsınız Sergio Marchionne.
Hiç değilse ismini koymayı bize bırakmışsınız.
Sadece isim mi, otomobilin çizimini de bize bahşetmişsiniz.
Bu babayiğitlik, bu lütufkarlık karşısında manşetlerde, sürmanşetlerde zil takıp oynamak bile az gelir.
Bay Sergio'nun "Bu markanın uluslararası alanda Türkiye üzerinden dağıtılmasıyla büyüme potansiyeli olacağına ve bizim için de önemli fırsat sunacağına inanıyoruz" cümlesinin de altını tekrar çizmek gerekiyor.
Görünen o ki, 'yerli' otomobil projesi hızla 'yersiz'leşiyor.
Anlaşılıyor ki, yerli otomobil Ford'un Anadol'una doğru yelken açıyor.
Bu millete ikinci kez yerli diye 'Anadol' dolması yutturmaya kimse çalışmasın.
Biz Anadol değil, Devrim istiyoruz!
İlk manşetimiz ve Cumartesi'nin tatil edilişi!
40'ıncı yılımıza girdiğimiz 12 Ocak'ta yeniden bastığımız 1. nüshamızı detaylı okuyanlarınız oldu mu bilmiyorum ama, okumadıysanız eğer satır satır okumanızı özellikle tavsiye ediyorum.
"Yahudi Kongresi" manşetimizin muhtevasında öyle tespitler var ki, Milli Gazete'nin 39 yıl önceki manşetinin bile güncelliğini koruduğunu göreceksiniz.
İlk günkü manşetimizin sadece bir tespitini ele alalım. Ne yazmış 39 yıl önce gazetemiz:
"Hıristiyan dinine göre Pazar gününün ehemmiyeti gibi, Yahudi dinine göre de Cumartesinin bütün ülkelerde tatil olmasının müşterek politikasına verilen ehemmiyet görülmektedir. Londra'da yapılacak ve 4 gün devam edecek kongrede Yahudilerin dini günü olan Cumartesi tatilinin bütün ülkelerde gerçekleştirilmesinin temel stratejisini tesbit edecekler"
Peki ne olmuş?!
Merak ettim ve araştırdım acaba Türkiye'de Cumartesi günü ne zaman tatil ilan edilmiş diye. Çok değil 1 yıl sonra 1974'ten itibaren yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye'de Yahudilerin dini günü olan Cumartesi günü haftalık resmi tatil olarak uygulanmaya başlanmış.
Dahası, 39 yıl sonra bakıyoruz ki, bugün bütün dünyada Cumartesi günü haftalık resmi tatil olmuş.
Son söz: Hakk'ı söylüyor, Hakk'ı yazıyorsanız eğer, her zaman yenisiniz!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



