İslam, kadını nereye koymuştur, kadının yeri neresidir?
İslam mücahitlerinin atları üzerinde kıtadan kıtaya dolaştığı zamanlarda "kadın sorunu" da yoktu "sorunlu kadınlar" da. Şövalyeler İslam topraklarında cirit atmaya başlayınca "kadın sorunları" da başladı, "sorunlu kadınlar" da türedi.
Erkeği ve kadını Allah yarattı. Herkesi kullukta eşit tuttu. Sonunda cennetler olan bir yarışa soktu. Ne yazık ki, kadını lastik reklâmı için en münasip görenler, iflas eden tekstil sektörünün kurtarıcısı olarak kullananlar Âdem'in Havva'sını Âdem'den kurtarmaya soyundular. Müslüman kadınlar da, Kerim ve Lâtif olan Allah'tan daha merhametli olduğunu iddia eden kurdun, kartalın insafına sığındılar. Kimi açıkça kanatları altına girdi kimi de "acaba"ların arasına sıkıştırılmış hayranlıklar besledi.
Dışarıdan deri pazarlamacıları saldırdı. İçeriden "acaba" ve "amma" furyası tutuldu. Sonunda kadın için Rabb'inden daha merhametli (!) birileri, kadını dininden kurtardı. Evlerin sultanlığından, kaldırımların sürüngenliğine, patronların göz zevklerini tatmin eden sekretaryaya indirdiler. Kendi beşiğinde çöken komünizmi üçüncü dünya ülkelerindeki kimi partilerin savunduğu gibi, "kadının çürüme haklarını" da savunmak Müslüman kadınlara düştü.
Kadınıyla erkeğiyle itikadımız odur ki:
1) En iyi bilen Allah'tır!
Dünya ve ahiret işlerimizde iyilik ve güzellik vahiydedir. Vahyin ölçü kabul edilmediği ne varsa sonu insan için hayır değildir. Geçici güzellikler ve bireysel menfaatlerle avunulmaktadır. İnsan ne zaman kendisi doydu ki, öbür cinse kadına veya erkeğe hakkını lütfedebilsin? Buna bağlı olarak inanıyoruz ki, Rabb'imizden bize gelende asla zulüm yoktur. Belki insanlar eşitlik sağlayabilirler; ancak Allah'ın nizamı âdildir. Tam insana ve cinsiyete göredir. O yarattı. Hiç yaratan en iyi bilen olmaz mı?
2) Kadın sorunu da nedir?
Kâfirlerin müminlerle savaşı yeni değildir. İman kadar eskidir. Ne yazık ki, kâfirler dışarıdan saldırdıkça içerden de kalbinde maraz bulunan fitnecileri bulabilmişlerdir. Müslümanların tarihinde "kadın sorunu" diye bir sorun bilinmemiştir. Kadın sorununu icat edenlerse onu sekreterlikten reklâma kadar, dini ve ahlakı tahrip edebilecekleri, paraya kapan olarak kullanabilecekleri her ne varsa onun için kullandılar. Cici sözlerle büyülediler, kullandılar. Kullandıkça yaratanına düşman ettiler. Sonunda elindeki dünyayı da aldılar cennet umudunu da.
3) Kadın ve erkek eşit midir?
Kadın, Âdem'in Havva'sıdır. Başka bir şey asla değildir. Hem insanın yarısıdır hem hayatın. İnsan olmakta, dini yaşamakta ve en mühimi Allah'ın mizanında erkeğin yarısı veya diğeridir. Aynı cennete davetlidir. Aynı cehennemden sakındırılmıştır. Onu yaratan, en iyi bileni olduğu için, yaratılışına uygun olsun diye, kimi yükümlülüklerini kaldırmış, kimi tehlikelere karşı onu uyarmış, erkeğe oranla ön tedbirlerle donatmıştır onu. Allah'ın dininde kadının farklı hükümleri, vücudunun ve yaratılışının farklı olduğu alanlardadır. Tüy yapısı bile erkekten farklı olan kadının erkekle eşit tutulması kadına nasıl bir adalet olur?
4) Kadın ve erkeğin görevleri
Erkeğin evin yükünü taşıması için bir derece üstün tutulması, bir şehir halkının başında bulunan valinin onlardan farklı bir koltukta oturması gibidir. Kanunlarla belirlenmiş hak ve görevleri kullanıyor olduktan sonra valinin "valiliği" neden tenkit edilsin ki? Erkek Allah'ın himayesinde bir kadını ve evi yönetiyorsa, kuralları Allah koyuyorsa kadın neden ezilmiş olsun ki? Allah kurduğu sistemde erkekleşmiş kadınlar istemediği gibi kadınlaşmış erkekler de istememiştir. Her taşı yerinde ağır tutmuş, herkesin haddini ve hududunu bilmesini istemiştir. İki cins arasındaki ilişkinin özeti ise, insanlık ve kulluk ekseninde yardımlaşmadır.
5) Kurallar, eşleri birbirine karşı da korur!
Kadın emirle değil irade ve sevgiyle bir erkeğin eşi olur. Eş olurken de dilediği şartı ve isteği dile getirir. Nikâh akdinde şahitlerin huzurunda tescil edilen bu şartlar dinin himayesinde ebedileşir. Daha sonra kadının sevip seçtiği eşi ile ilişkileri, kendi iradesinin veya duygusallığının sonuçlarından birisi olarak önüne çıkar. Her şeye rağmen dinin kuralları eşleri birbirlerine karşı korur. Standart insani kuralları iki tarafa da çiğnetmez.
Bu asırda bir erkeğin eşi olduğunda kadını zulüm altında inliyor olarak gösterenler, o kadının anne olduğunda ne hallere düştüğünü, yılda bir defa müzelik bir ziyaretle nasıl geçiştirildiğini nedense gündem yapmazlar. Erkeğin eşi olduğu zaman kadın zulüm altındaydı, ana oldu adı kalmadı, doğurduğuna esir oldu (!) Koca kahrına razıydı, doğurduğunun önünde adı da kalmadı.
6) Kadın, insanlığın şeref ve izzetidir!
Kadın rahminde bütün bir insanlığı taşıdığı için, iffeti ile ilgili laubalilik olarak görülebilecek tutumlara karşı uyarılmış belki de men edilmiş ise, bu bütün insanlığın onuru adınadır. Kadın sadece kendisi değildir. O bir insanlıktır. Onun iffeti ve şerefi insanlığın ortak değeridir. Onun iffetini direk veya dolaylı olarak koruyan her şey insan kadar, din kadar değerlidir. İffetin direk imhasına yönelik olan zina yasaklandığı gibi ucunda zinaya sızma olan her ne varsa o da yasaklanmıştır.
Kadının zararsız gördüğünü söyleyerek Allah'ın yasaklarından bazılarını aşması veya esnek tutması, yaratandan daha iyi bilmek gibi gülünç bir varsayım üzerine kurulu iddiadır. Kadını göz zevklerini tatmin için ulu orta açmaya çalışanlar ve insanlık tarihinde görülmemiş bir şekilde teşhir edenler bir anlamda insanın kalitesi ile oynamakta, insan görünümünde meçhuller üretmektedirler. Onların kadın etrafında kopardıkları fırtınalar, işgal ettikleri topraklarda kimi zaman eğitim, kimi zaman hürriyet gibi maskelerle yaptıkları icraatların ana hedefi kadını, dolayısıyla insanın orijinal karakterini yıpratmaktır.
7) En kutsal görev!
Kadının tek olduğu ve aşılamayacağı yegâne vazifesi nesil üretmektir. Onun nesil üretmesini engelleyen hiçbir görevi olamaz. En kutsal ve en erişilemez görevden taviz de veremez. Çünkü nesil üretmek sadece doğumdan ibaret değildir. Tam anlamıyla bir insanlık hizmetidir. Eşsiz bir hizmettir. İbadettir.
8) İffetini koruması, kadın için cihattır
Kadının bu kimliği, alanındaki gayretleri çapında yapabileceği en büyük cihad olduğu için, cihadın genel anlamıyla olan uygulamalarından muaf tutulmuştur. Onun iffetini koruması mükemmel bir cihattır. Nesil yetiştirmesi bir cihattır. Kadının elinde bayraklaşan ahlak, insanlık onuru bir idealdir. Onun üzerinde sinsi emeller geliştiren güçleri, hayal kırıklığına uğratacak ciddiyeti, insanlık için bir umuttur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



