Gündeme bakar mısınız Yerel terörist barıştan söz
ediyor; Çanakkale ruhunu hatırlatıyor, kardeşliğin önemine vurgu yapıyor, akan
kanın durması lazım diyor. Gündeme damgasını vuran uzun sözler sarf ediyor. Bir
gün sonra da küresel terörist üç yıl önce denizin ortasında işlediği cinayet
için Sayın Başbakan ı telefonla arayıp özür diliyor.
Hepimizi yakından ilgilendiren bu iki hassas konunun
enine boyuna tartışılıp açıklığa kavuşturulması hayati bir öneme sahiptir. Biri
tam anlaşılamadan, henüz sağlıklı yorumlar yapılmadan diğer gündem ustaca
önceki gündemin üstünü örttü. İki konu da çok önemlidir. Ayrıca her iki
gündemin ayrı ele alınıp üzerinde çok ciddi çalışmaların yapılması gerekir.
Barış, akıl sahibi hiç kimsenin reddedemeyeceği hassas
bir konudur. Ayrıca geciktirilmeden tamama erdirilmesi için herkes sürece katkı
yapmalı. Ama barış yaparken milletimizin hassasiyetleri göz ardı edilmemeli.
Bölgenin maneviyat önderlerinin kanaatleri mutlak surette sorulmalı ve
geleceğimizin şekillenmesinde onların tespit ve tavsiyeleri esas alınmalıdır.
Bizi biz yapan değerleri kuşanmış yüksek donanımlı akil insanlar, sivil toplum
kuruluşları ve kanaat önderlerinin sürece dâhil edilmesi yarınların en büyük
güvencesi olacaktır. Aksi takdirde yürütülen süreç ya fiyaskoyla sonuçlanır ya
da bu sıkıntıların oluşmasına katkı sunmuş, bize diş bileyen, sürekli fırsat
kollamakta olan hainlerin amaçlarına hizmet eder. Son yıllarda aynı istikamette
atılan ama hüsranla sonuçlanmış yığınla örnek var. İşte, Sudan benzer
nedenlerle resmen ikiye bölündü. Hem de yapılan halk oylaması sonucu. Irak
resmen olmasa da fiilen ikiye hatta üçe bölünmüş durumda. Suriye nin kuzeyinde
başlayan hareketlilik ve içerideki belirsizlik bu ülkenin de aynı yolda
ilerlediğinin işaretlerini veriyor. Libya da aynı durum söz konusu. BOP
kapsamında bulunan ülkelerin tamamı benzer risklerle karşı karşıya bulunuyor.
11 Eylül 2001 de çıkılan ve yeni yüz yılın şekillenmesine
giden yol birçok hile ve tuzaklarla doludur. 8 Ağustos 2003 yılında dönemin ABD
Ulusal Güvenlik Danışmanı Gondoleezza Rice aldı eline haritayı, hangi ülkelerde
mevcut rejimlerin yıkılacağını ve hangi devletlerin haritalarının değişeceğini
net bir şekilde ortaya koydu. Daha sonra bu siyahî kadın projenin hayata
geçirilmesi için uygulama makamına getirildi. ABD Dış İşleri Bakanı yapıldı.
İslam coğrafyası o günden bu güne çok büyük acılara sahne oldu. Asılsız
bahanelerle kimi ülkeler işgal edildi, kimisinde iç isyanlar patlak verdi. Bu
ülke rejimlerinin hakka dayanmaması, yöneticilerin diktatör ve zalim oluşları
bölgeye giren müdahaleci küresel haydutlara karşı kabarması muhtemel öfkelerin
dışarıya taşmadan kendi içinde bastırılması için yeterli nedenler sundu. Hatta
beklenen öfke selinin ustaca yapılan şeytani bir kurguyla desteğe dönüşmesi
bile sağlandı. Fakat bilânço ortada: Milyonlarca insan hayatını kaybetti,
ocaklar söndü, kaynaklar egemen güçlerin kontrolüne geçti, Müslüman milletlerin
zenginlikleri zorla ellerinden alınıp gasp edildi. Ve süreç bütün
acımasızlığıyla devam ediyor.
Hâl böyle iken işgalci zorbanın dudaklarından dökülen
özür cümleleri nasıl değerlendirilmeli
Daha önce belirlenmiş ve Sayın Başbakan tarafından
defaatle dile getirilmiş olan şartlar kabul edilmiş oldu. Bu durum, bazı
kesimlerde Türkiye için diplomatik bir zafer olarak kabul edildi. Sevinç
çığlıkları atıldı. Resmi ağızlardan benzer açıklamalar geldi. Konu zafer
havasında ele alındı; haberler yapıldı, yazılar yazıldı, tartışma programlarına
konu oldu. Bu pozitif görünen tablonun bir de arka yüzü var. Bu hamleyle gün
yüzüne çıkmayı bekleyen birçok gerçeğin üzeri planlı bir şekilde örtülmüş hatta
beton dökülmüş oldu. Sürecin aleyhine konuşmak veya negatif durumlara işaret
etmek ihanet, alkışlamamak ise kıskançlıkla itham edilmekte. Biz, tarihe not
düşme adına 10 yıl önce ABD tarafından dünyaya ilan edilen BOP kararlarının
bazı maddelerini yetkililere hatırlatıp, sevinç çığlığı atanlara gazanız
mübarek olsun! demekle iktifa edelim. İşte o kararlar:
1- Ortadoğu nun kontrolünü ele geçirmek.
2- İsrail in güvenliğini garanti altına almak.
3- Zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarının denetimini
sağlamak.
4- Avrupa Birliği, Çin ve Japonya yı bölgedeki ekonomik
zenginliklerden uzak tutarak, rekabette öne geçmek.
5- Var olduğunu iddia ettiği İslâmi terör ü bitirmek.
( )
Bir Başbakan ın hem BOP a eşbaşkan olması hem de BOP
kararlarının gereği yapılırken bu meş um kararların zararlarından ülkeyi
korumaya çalışması nasıl izah edilebilir Birilerinin bunu açıklaması lazım.