Meryem Nida Uya(ndı)ran Gazete
Dr. Necmettin Çalışkan Müslümanlara IŞİDle vurulan darbeler
Prof.Dr.Mehmet Seyfettin EROL Amerika Yanıyor!
Cevat Akkanat Yoktur gölgesi şairimizin
Mevlüt Özcan Bay Cavcav kabire sen de gireceksin
Burak Kıllıoğlu Çözüme değil çözülmeye
Adnan Öksüz MUSTAFA KARAALİOĞLU GÖREVDEN NEDEN ALINDI?
Ali Haydar Haksal Gençliğin geleceği ya da geleceksizliği
Hatice Ebrar AKBULUT İnsanın serlevhası
İbrahim Veli GÜNCEL YANILGI PAPAYA DAVETİYE ÇIKARIR

Gazete Abonelik
Temsilcilikler

Arşiv
Gazete Abonelik
Karakter Boyutu
Uğur Civelek
Söyleme değil, eyleme bak!..
Uğur Civelek
26 Ocak 2013 Cumartesi 00:50

Etkili ve yetkili kesimlerin söylemleri ile eylemleri arasında dikkate alınması gereken çelişkilerin bulunması durumun görüldüğü veya gösterildiği gibi olmadığı anlamına gelebilir. Bu gibi tuhaflıklar genelde sorunların ağır ve kırılganlığın yüksek olduğu koşullarda ortaya çıkar. Beklentileri olumlu çizgide tutmak adına söylem pembeye boyanırken eyleme yönelik kararlar ifade edilen görünümü teyit etmez. Merkez Bankası Para Kurulu’nun geride bıraktığımız hafta içinde aldığı kararlar ve genel değerlendirme bu tür bir çelişki sergiliyor. Bir yandan gelişmelerin istenen yönde olduğu ifade ediliyor, fakat diğer yandan söz konusu eğilimlere müdahale ihtiyacı duyuluyor!.. Bu aşamada sormak gerekiyor; herşey istenen rotada ve dengeli bir eğilim sergiliyor ise neden müdahale ediyorsun?..

Belli ki tehlikeli olabilecek ciddi sıkıntılar var; küresel koşullar kimseye güven vermiyor ve kalıcı bir düzelme beklenmiyor. Yine belli ki dış satım imkanlarındaki olası gelişme umulanın gerisinde kalacak ve iç talepteki zorlama cari açığın büyümesine ve kırılganlığın artmasına sebep olacak. Öyleyse çok geçmeden müdahale edilsin: Türk Lirası’nın cazibesi azalsın ve içeride mali sektör kredi genişlemesi konusunda uyarılsın, döviz rezervleri takviye edilsin...

Bazı kesimler salt gecelik faizlerin yüzde 0.25 oranında geriletilmesine bakarak gaza basıldığını, büyüme konusuna destek verildiğini iddia edebilir. Bu yöndeki değerlendirmeler gerçeği yansıtmıyor. Eğer durum böyle olsa idi bir yıla kadar vadeli mevduatla zorunlu karşılık oranlarını yüzde 0.5 oranında yükseltmez ve kredi hacmindeki artışı sınırlamaya çalışmaz idi. Faiz koridorunun aşağı çekilmesi para politikasını gevşetmek amacı taşımıyor, Türk Lirası’nın değerlenmesini önleme amacı taşıyor. Bu yaklaşımla yerli üretimin rekabet gücünün olumsuzlaşmasını engellemeye, dış satım imkanlarının daralmasını ve cari açığın seri bir şekilde büyümesini önlemeye çalışıyor. Döviz Tevdiat Hesaplarına ilişkin zorunlu karşılıkların ve rezerv opsiyon katsayısının yükseltilmesi ise döviz rezervlerinin fırsattan yararlanarak bir miktar daha arttırılması amacına hizmet ediyor. Türk Lirası mevduatların zorunlu karşılıklarının yükseltilmesi ise kredi politikasının kısmen sıkılaştırılması, iç talebin kontrolsüz bir şekilde artışının engellenmesi ihtiyacına cevap vermek üzere devreye sokuluyor.

Alınan bu kararlar öncelik değişikliğini teyit ediyor; sorunların daha fazla ağırlaşmaması, dengesizlik ve kırılganlığın artmaması adına dış talep ve iç talep arasında dengeli bir hareketlenme arayışı ön plana çıkarken enflas-yon ve büyüme konusu geri plana kayıyor. Çok hedefli olmak zorunda kalmak bu öncelik değişimini mecbur kılmış olabilir. Özetle söylemek gerekirse değişik bir şekilde frene biraz daha basıldı. Belli ki bunu yapmamanın veya yapılmasını geciktirmenin ciddi sıkıntılar yaratabileceği tehlikesi dikkate alınmış. Bu tablo Türkiye Ekonomisi’nin durgunlaşmaya devam edebileceği beklentisini güçlendiriyor. Durgunlaşma ile tehlikeli bir şekilde büyüyerek iyice kırılganlaşma arasında kritik bir tercih yapmak zorunda kalınmış; olumsuz seçenekler arasında daha az olumsuz olacağı düşünülen lehine inisiyatif kullanılmış.

Bazı kesimler faizler, zorunlu karşılık oranları ve rezerv opsiyon katsayısındaki oran değişikliklerinin büyüklüğüne bakarak yapılanların ince ayar olduğunu ve işlerin iyi gittiğini iddia edebilir. Şahsen durumun böyle olmadığını, oran değişikliklerindeki küçüklüğün hareket yeteneğinin önemli ölçüde daralmış olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Alınan kararlar öncelikle kendi kafasının dikine giden, Aralık ayındaki para ve kur uygulamaları sunumunu olması gerektiği şekilde anlamayan veya anlamak istemeyen mali sektöre ciddi bir uyarı niteliğindedir. Söylem farklı olsa da eylem buna işaret etmektedir. Bana güvenerek risk almayın söyleminin yalnız reel kesime değil, mali sektör ve kamu da dahil olmak üzere tüm kesimlere yönelik olduğu açığa çıkmıştır... Belli ki yerimiz de yenimiz de çok daralmış, boşa koysak dolmuyor, doluya koysak almıyor...


YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan köşe, yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Milsan Basın Sanayii A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazıların bir kısmı sadece Milli Gazete tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak ve milligazete.com.tr’ye aktif link verilerek alıntılanabilir.

Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk