Mine Alpay Gün Yabancılaşma seline kapılan Üsküdar
Prof. Dr. Ata Atun Türk Askeri Bafa mı Gitmiş
Yakup Alper YAKUPOĞLU İslam ülkeleri ortak para birimi mümkün mü? (1)
Cafer Keklikçi Merdiven
Doğan Bekin Rusyanın Üçüncü Dalga Krizi
Fatma Toksoy Kızgın güneş altında kamçılanan
Şakir Tarım Osmanlıca Kimlik ve Kökümüzdür
Abdülkadir Özkan Darbeye takıldık, ekonomi gözden kaçıyor
Zeki Ceyhan O kapının eşiğinden ayrılmadan!
Reşat Nuri Erol Şûralar ve millî eğitimde reform meselesi 2

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv
Karakter Boyutu
Mine Alpay Gün
Kitap medeniyettir
Mine Alpay Gün
19 Ocak 2014 Pazar 00:12

Kitap medeniyettir

Minibüste yanımda oturan iki kadın konuşmakta.
Yarışmaya katıldım diyor, biri.
Öbürü ne yarışması dediğinde arkadaşı, “kızın dershanesinde bir yarışma oldu; bir kitap verdiler, bunu oku, buradan sorular soracağız; daha ziyade genel kültürle, dinle ilgili. Ama okumadım tabii. Pek çok anne ile birlikte girdim sınava. Sorular, bize verdikleri o kitaptan. Attım cevapları. Tutarsa dershane bize beyaz eşya verecek”.
Kadın bunları anlatırken yanında o dershaneye giden kızı onu dinliyordu; annesinin yaptığı bu yanlışa gülüyordu. Kızın elindeki kitaba baktım. Tekinsizlerle ilgili popüler bir kitaba bakıyordu. Anne kızına ne kadar kötü örnek olmakta idi. Verilen o tek kitabı bile okumadığını övünerek anlatmakta idi.

Orhan Okay; medeniyetimiz kâğıt medeniyetidir demekte. Yani kitap medeniyettir…
Kitap için karalar bağlayıp ağıtlar yazan, acılar çeken pek çok içli insan da çıkmış. Bunlardan Duhamel, daha 1937’de: “Bir gün yepyeni bir hastalık ani olarak kâğıtlara saldırır; bütün kütüphaneleri toz haline getirirse dünyamız ne olur”demekte.
Yazar o kadar endişelidir ki; kâğıda musallat olan bu mikrobun; insanlığın uzun yüzyıllar boyunca elde ettiği bilgiyi nasıl birdenbire yok edeceğini; medeniyetimizin teknik, kültür, felsefe, sanat, ahlak gibi bir yığın alanda ulaştığı hayat reçeteleri demek olan kitapları; belgeleri kısa zamanda nasıl kaybedeceğini tasavvur eder. Avrupa medeniyeti fikrinin idealist bir düşünürü olan Duhamel; bu medeniyetin kitap denen mucizeyle ayakta durduğunun elbette farkındaydı.
Fakat Orhan Okay, bu Fransız düşünürünü korkutan kitap kaybı krizinin Türkiye’de kaç insan için hayati bir tehlike göstereceğini tahmin etmek zahmete değer demekte. Duhamel’i korkutan kâbus bizim için değildir.
Pek çok ilim adamı kitap aşığının evindeki kütüphanelerin düşmanı mikroplar değil eşi olabilmekte.
Karısının öfkeli gözlerinden kaçırabilmek için gece yarısı bahçede bıraktığı kitaplarını içeri alan yazarlar ya da göğsüne sokup saklayarak bir suçlu gibi kütüphanesinin kapalı yerinde saklayan âlimler az değildir bu ülkede.
Sürekli söylenen, bak senin kitapların yüzünden şöyle güzel şık bir yemek odası bile alamıyorum, eve; diyen. Bu yüzden karısına karşı hep mahcup yaşayan din bilginleri. Hele o kitap aşığı garip vefat ettiğinde, ilk önce kitaplarının evden çıkarıldığını görmek, eşi ve evladlarının haraç mezat o değerli hazineyi; kitapları sattığına şahit olmak, işte bu çok acı…

Bu yüzden mikrop, virüs bizim ülkede korkutucu değildir.
Gelişmiş ülkelerde yüz binlik tirajlar erirken bizim üniversite okuyan sayımız hızla artarken kitap okuyan sayısı artmıyor. Kırklı, ellili yıllarda bir kitap iki bin ila beş bin arasında basılırdı, okuryazar oranı bile o zaman yüzde ellinin altında idi. Bugün okuryazarlar yüzde doksanı buldu ama kitap tirajları yine aynı, hatta daha da düşük.
Üstelik eskiden sadece iki üniversite varken şimdi bütün illerimizde bulunmakta. Özel üniversiteler artık apartman dairelerinde konuşlanıp puanları düşük tutarak ev kadınlarına kapılarını açarak kariyerli sayısını artırmakta ama kitap dostlarını artıramamakta. İşin acısı öğretim görevlilerimiz, profesörlerimiz bile bırakın sanat eserlerini kendi alanları ile ilgili yapıtları bile okumamakta. Hani eskiden sanki daha fazla bir okuma merakı vardı ki; kahvehane bile denmez, okuma salonu anlamına gelen kıraathanelerde, kitaplarla dostluk kurulurdu.
Şimdi televizyon ve bilgisayar kitap karşısına dikilmiş iki kabadayı. Futbol müsabakaları, konserler gençler için daha cazip ki; spor mecmuaları ve magazin en fazla satan gazete listesinin başında.
Hadi şu rakamları da verelim de, işin vahameti iyice çıksın ortaya:
Rusya’da her yıl 82 bin kitap basılmakta, Amerika’da 73 bin, Japonya’ da 42 bin, Fransa’da 27 bin, Türkiye’ de ise 7 bin. Kişi başına düşen kitap sayısı ile de acınacak haldeyiz: Rusya’da bir kişiye 18 bin, ABD de 12 bin, Almanya’ da 3 bin, Japonya da bin, İspanya’da 170,Türkiye’de sadece 7 adet düşmektedir. Yoksulluk büyük. Uçurum korkunç.

 “Okuma sorumluluğu, aynı zamanda memleketin aydını olma sorumluluğu demektir”.

MİNE ALPAY GÜN

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan köşe, yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Milsan Basın Sanayii A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazıların bir kısmı sadece Milli Gazete tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak ve milligazete.com.tr’ye aktif link verilerek alıntılanabilir.

YORUMLAR Toplam (1) adet yorum yapılmıştır
hatice hantal - Kitap Medeniyettir
Gerçekten de çok acı bir tablo...Kaleminizi kutluyorum.Selamlar.
Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk