Prof. Dr. Ata Atun Ortadoğu’da Tsunami
Mehmed Şevket Eygi Azgınlıklar Çok Arttı
Şakir Tarım Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Demokratur Oyunu
Dr. Necmettin Çalışkan Bayram Sabahı…
Fatma Tuncer Korku ve Güvensizlik
Meryem Nida Bayramımız Bayram Olsun!
Mevlüt Özcan Olmazsa olmazlarımız
Reşat Nuri Erol Kur’an, İsrail oğulları ve Adil Düzen
Burak Kıllıoğlu Dik durmak,bir çınar gibi...
Cevat Akkanat Gazze… Gazze…

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv Anasayfam Yap
Karakter Boyutu
Mehmed Şevket Eygi
İlmihalini Doğru Olarak Öğrenmek, Dinini İyi Bilmek
Mehmed Şevket Eygi
15 Eylül 2013 Pazar 00:14

Bedevilere, bedeviliğin zaaflarını anlatmak çok zordur. Bunu anlayabilmeleri için bedevilik statüsünden çıkıp medeni olmaları gerekir.

Doğru gerçekleri sadece söylemek veya yazmakla anlatıp öğretemezsiniz. Bunların ehliyetli, liyakatli, icazetli hocalar, muallimler, üstadlar tarafından okutulması, tedris ve ta’lim edilmesi gerekir.

Diyelim ki ehliyetli ve icazetli bir hoca 17 yaşındaki bir lise talebesine üç ay boyunca ilmihal okuttu. Çocuk dersleri dikkatle dinledi. Notlar aldı, iyi anlayamadığı yerleri hocasına sordu… Üç ay sonra ne yapılması gerekir? Delikanlının okuduğu derslerden imtihan edilmesi gerekir. İlmihal bilgilerinin şakası yoktur. Herhangi bir dersten, on üzerinden beş numara alırsa orta derece ile geçebilir ama ilmihal konusunda orta derece olmaz. Ya pekiyi bilecektir yahut bütünlemeye kalacak yeniden imtihan edilecektir.

İlmihalini öğrenmek erkek, kadın her Müslümana farzdır.

Eskiden Osmanlı İmparatorluğu zamanında bütün okullarda, her ders gününde bir saat din dersi okutulurdu. Çocuklar, gençler ilmihal bilgilerini doğru olarak o derslerde öğrenirlerdi.

1980’den bu yana ülkemizin bütün okullarında mecburi din dersleri vardır. Lâkin bunlar birer aldatmacadan ibarettir. Bu derslerde doğru, sahih, zaruri ilmihal bilgileri öğretilmez, bir tür anti-kültür verilir.

Düzenin din dersi kitapları besmele ile başlamaz. M. Kemal Paşa’nın tam sayfa resmi karşısında gençliğe beyannamesi ile başlar. Böyle kitaplardan, böyle derslerden ne hayır gelir?

İlmihal bilgilerinin birinci maddesi Allahü Teala’yı doğru şekilde tanımaktır.

O’nun on dört sıfatı vardır. On iki yıl ilköğretim ve lise okumuş, şu anda beş vakit namazını kılan kaç Müslüman bu on dört sıfatı sırasıyla ezbere sayabilir?

Kur’an-ı Kerim Allah’ın yaratılmamış, kadim kelamıdır. İslamın temel kaynağı olan bu ilahi kitabın belli başlı yirmi beş özelliğini, üstünlüğünü sayabilir miyiz?

İslamın ikinci kaynağı Resulullah Efendimizin (Salat ve Selam olsun O’na) sünnetidir. Sünneti inkar eden kafir olur. Kaç Müslüman sünnet hakkında doğru ve sağlam bilgiye sahiptir?

Şeriat nedir… İcma nedir… Cumhur-i ulema nedir… Ehl-i Sünnet ve Cemaat nedir?

Müslümanların bu gibi konularda kısa ve özlü de olsa çok sağlam bilgileri manasını iyi bilerek ezberlemiş olmaları gerekmez mi?

Ümmet nedir… İmamet veya Hilafet nedir… Bunları iyice biliyor muyuz?

Zaruriyat-ı diniye nedir?

Günde yirmi dört saat, haftada yedi gün, ayda otuz veya otuz bir gün, senede üç yüz atmış beş veya üç yüz atmış altı gün, velhasıl bir ömür boyu din baronu edebiyatı yapanlar mü’minlere, öğrenilmesi farz olan temel din bilgilerini niçin öğretmiyorlar?

Niçin ülkemizde derli toplu, çok doğru bilgiler ihtiva eden, mükemmel ilmihaller yok?

Diyanet bir ara “Cep İlmihali” isminde faydalı bir kitap yayınlıyordu. Artık yeni baskıları yapılmıyor. Avrupa Birliği Standartlarına uymuyormuş. Fesubhanallah!

Şu beş vakit namaz kılan zamane dindarı Müslüman bir yığın güncel dedikodu, magazin ve polemik bilgisine sahip ama namazın altısı namaz öncesi, altısı namaz içinde olan on iki şartını ve rüknünü bilmiyor. Bunu öğrenmek, bilemediniz yarım saat vakit ister.

Maalesef öyle namaz kılan kardeşlerimiz var ki, ayakta bevl ediyor; üstüne iç çamaşırına bevl bulaşıyor; üstelik istibrayı da bilmiyor, teşarşür ettikten sonra hiç beklemeden abdest alıyor, bu abdest bozuluyor, namazı boşa gidiyor… Bu kardeşimize bu konudaki dini bilgiler niçin öğretilmiyor? Kabahat öğretmeyenlerde mi, öğrenemeyende mi?

İki Müslümanın darul İslamda da, darul harpte de faiz muamelesi yapması haramdır. Bunu Müslümanlara kim anlatıp öğretecek?

İbadet tevazu, tezellül ve ihlas ile yapılır. Umre bir nafile ibadettir. İhtişamlı umre olmaz… Lüks umre olmaz… İsraflı umre olmaz. Bunları Müslümanlara kim anlatacak?

İslam dini rehberlikle öğrenilen bir dildir. Alet ilimlerini, ’âli ilimleri öğrenmiş çağ kültürüne sahip, icazetli ve ehliyetli ulema, fukaha, meşayih, mürşidler gençliği ve halkı yetiştirmezse, dini konular ayağa düşer, her kafadan bir ses çıkar, büyük bir fitne, fesat, kaos, anarşi oluşur. Bugün olduğu gibi…

Azılı reformcu bir profesör “birkaç seneye kadar bütün din kitaplarını kaldıracağız, Müslümanların elinde sadece meal kitapları olacak” demiş. Ne kadar yanlış bir metot.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığının Kur’anla ilgili temel kurallarından biri şu hadis-i şeriftir:

Men fessere’l-Kur’ane bi re’yihi fekad kefer=Kur’an-ı Kerimi kendi re’y ve hevasına göre yorumlayan kimse Kur’an nimetine küfranda bulunmuş, küfre düşmüş olur.

Bütün Ehl-i Sünnet imamları, uleması, fukahası, meşayihi ahir zamanda İsa Aleyhisselam’ın nüzul, Mehdi Aleyhisselam’ın zuhur ve mel’un Deccalın huruc edeceği konusunda icma ve ittifak etmişlerdir. Reformcular, dinde değişimciler, yenilikçiler, mezhepsizler, Afganiciler, Fazlurrahmancılar, Kemalist ilahiyatçılar, Sünnet düşmanları, Mutezile mezhebi mensupları Ehl-i sünnetin bu icmaıını inkar ediyor. Halkı bu konuda, Ehl-i Sünnet hocaları hep birlikte niçin uyarmıyor?

Yarım yamalak din bilgisiyle olgun Müslüman yetişmez.

Bilmeyenler de elbette kusurludur ama bilmeyenleri uyarmayan, aydınlatmayan, yetiştirmeyen, onlara ders vermeyen, onları bilgilendirmeyen bilenler daha suçludur.

Zamanımızın en korkunç bid’atlerinden biri din ilimlerinin para kazanmak ve mümkünse zengin olmak için öğrenilmesi; din kitaplarının dünyalık edinmek için telif, tasnif ve tercüme edilmesidir.

Çok para kazandırmadığı, ticari tarafı zayıf olduğu için faydalı dini broşürler hazırlanıp yayınlanmıyor.

Eski ulema, fukaha, müfessirler, muhaddisler, meşayih-i kiram “niyet ettim Allah rızası için, halka faydalı olacak din kitabı yazmaya…” diye niyet ederlerdi; zamanımızda “ niyet ettim para kazanmak, ev almak, mülk edinmek, zenginleşmek, lüks ve konforlu bir hayat sürmek, köşeyi dönmek için din kitapları yazmaya…”.

* (İkinci yazı)

Yedi Önemli Uyarı

*Birinci uyarı beyaz ekmekler hakkındadır:

Sevgili vatandaşlarım!.. Kepeği ve insanı ayakta tutan kısımları elenmiş ve ayıklanmış ölü unlarla yapılan bembeyaz ekmeği devamlı tüketmek uzun vadeli bir intihardır. Beyaz ekmek yeme, kepekli doğal ekmek ye.

*İkinci uyarı faiz=riba hakkındadır: (Bu uyarı öncelikle Müslümanlar içindir.)

Riba Kur’anla, Sünnetle, icma-i ümmetle haramdır. Azı da haramdır, çoğu da haramdır. Müslümanlar Darülharbte veya Darülislamda birbirleriyle riba=faiz muamelesi yapamaz. Faizin düşüğü de haramdır, yükseği de. Faizden ateşten kaçar gibi kaç. Faize bulaşma. Bu konuda reformcu ilahiyatçıların verdiği ve Ehl-i Sünnete kesinlikle aykırı fetvalara aldanma, kanma.

*Üçüncü uyarı zekat hakkındadır:

Ey Müslüman!.. Zekatını Kur’ana, Sünnete, icma-i ümmete, Şeriata ve fıkha uygun şekilde vermezsen malının hayrını ve bereketini göremezsin, dünyada ve öteki dünyada azaba uğrarsın. Zekat gerçek şahıslara verilir, hükmî şahıslara yani derneklere, vakıflara, cemaatlere, tarikatlara, kurumlara verilmez. Ey Müslüman!.. Zekatını, zekat almaya hakkı olmayanlara verme. Zekatını Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun şekilde vermezsen, zekat borcunu ödemiş olmazsın.

*Dördüncü uyarı israf hakkındadır:

Ey insanlar!.. Allahın Kitabı Kur’an-ı Kerimde israf edenler için onlar şeytanın kardeşleridir buyrulmaktadır. Konutta=meskende, yazlıkta, giyim kuşamda, otomobilde, yeme içmede, bütün hayatında israftan kaçın, orta halli, mütevazı, alçak gönüllü, vicdanlı yaşa. Gelirin, malın, servetin müsait ve yeterli ise ihtiyacı olan insanlarla paylaş. İsraf büyük bir beyinsizlik ve vicdansızlıktır. Lüks ve pahalı bir otomobil sahibine hiçbir fazilet kazandırmaz.

*Beşinci uyarı emanetlere riayet hakkındadır:

İşler, memuriyetler, başkanlıklar, makam ve mevkiler, vazifeler hep birer emanettir ve bunlar ehliyetli, liyakatli, hakkını verecek, güvenilir elemanlara verilmelidir. Bir ülkede emanetler ehline verilmezse o ülkenin işleri bozulur ve sonunda büyük bir çöküş ve yıkılış olur. Emanetleri ehil olmayan yandaşlara, cemaatdaşlara, bizdenlere verenler emanetlere hıyanet etmiş olur, bu ise haramdır ve büyük bir kötülüktür.

*Altıncı uyarı haram yollarla zengin olmak konusundadır:

Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha, İslam ahlakına aykırı yollarla elde edilen haram, kara, kirli, necis zenginlikler ve servetler ateştir, uğursuzluktur, beladır, azab sebebidir. Bunlardan kaç. Zengin olayım derken Cehennemde yanma. Harama helal dersen imanını yitirir, kafir olursun.

*Yedinci uyarı Ümmet ve Hilafet hakkındadır:

Ey mü’min!.. Senin mensubu bulunduğun topluluğun ismi Ümmet-i islamiyedir. Bu değeri bil, bu şuura sahip ol. Ümmetin başında, Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) vekili, varisi, halifesi durumunda bir İmam-ı Kebir bulunması ve senin ona biat ve itaat etmen gerekir. Böyle bir İmam yoksa veya var da sen bilmiyorsan ona gıyaben biat et. Resulullahın “ Zamanındaki İmama biat etmeden ölen kimse sanki cahiliyet ölümü ile ölmüş olur” tehdidinden inşaallah bir nebze kurtulmuş olursun.

15.09.2013


Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk