Ali Haydar Haksal Ey Milletim
İsmail Hakkı Akkiraz Büyük Oyunun Küçüğü, Cumhurbaşkanlığı Seçimi
İsmail Kıllıoğlu Filistin’e Bakmak
İbrahim Veli Devlet Adamı, Çizgi Sahibidir
Adnan Öksüz Gül’ün üzeri çizildi mi?
Mehmet Talü Bin Aydan Daha Hayırlı
Nedim Odabaş Kirli savaş soykırıma döndü
Mahmut Toptaş Zalimlere de Acıyın
Mehmed Şevket Eygi “Hilâfet, Hükümet ve Cumhuriyet Mâna ve Mefhumunda Mündemictir”
Burak Kıllıoğlu Patlamaya hazır bomba

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv Anasayfam Yap
Karakter Boyutu
Burak Kıllıoğlu
Güvendesin Maraş, rahat uyu gaflet uykunu!
Burak Kıllıoğlu
01 Şubat 2013 Cuma 00:26

Gaflet uykundan ne uyandıracak seni acaba? Emperyalist işgale topyekün direnen, zalime mezar olan bir şehri, bugün geçmişin işgalcilerinin “koruması” kadar acı veren ne olabilir ki? Bazılarının “NATO toprağı” saydığı yerlerin alman askerinin ve onun kontrolündeki Patriotların “koruması” kimsenin mi kanına dokunmuyor? Ne kadar meraklıymışız “NATO toprağı” olmaya, NATO’nun kirli senaryolarına alet ve maşa olmaya…

Sömürüleri uğruna dünyayı ateşten bir topa çevirmekten çekinmeyen küresel zalimlerin “vurucu gücü” konumundaki NATO’nun bu denli sadık bir muhibbi olmak bile kimseye ters gelmiyor, kimseyi rahatsız etmiyor. Manzaranın vahametine bir bakın; emperyalizmin oyuncağı NATO’nun koruyucu (!) kanatları altında bir “kahraman” şehir! Emperyalistler, 100 yıl önce tokat yedikleri şehirde, bu sefer “koruyucu” hüviyetiyle fink atıyorlar. Bu ne yaman çelişkidir böyle!

Dünün işgalcisi ve tüm dünya Müslümanlarının gözyaşlarının bir numaralı sebebi olan zihniyetin kolluk kuvveti, zalime direnmenin ve ayağa kalkmanın vatanında boy gösterebiliyor. Daha da vahimi, davet eden de biziz. “NATO toprağı” bahanesiyle davet ettiğimiz zalimin ta kendisi ve herhalde çağıranlarında içleri çok rahattır şimdi.

Kimileri çıkıp da “sanki Türkiye işgal mi edildi?” diye sorabilir. Bir memleket, bağımsızlığa karşı inancını yitirmeye başlamışsa, “vatan” kavramının kutsiyetini unutmaya başlamışsa ve küresel zalimlerin koruyucu (!) kanatları altına girmekten herhangi bir rahatsızlık durmuyorsa, bir yerlerde bir sorun var demektir. Yüzyıl önce defedilen emperyalist, bugün sembolik de olsa bir zafer kazanmış sayılır. En azından, bizi kendilerinden “güvenlik” dilenme noktasına getirdiler. Gelişen ve değişen şartlar işgallerin de niteliğini değiştiriyor. Önce zihinler işgal ediliyor, ki en kötüsü de o zaten, sonrasında sizi kendi istedikleri noktaya getiren olaylar zinciri… “Post-modern” bir işgal böyle olsa gerek.

Bağımsızlık, vatan gibi kavramlar kimilerine “sembolik” gibi geliyor belki de. Öyleyse Rıdvan Hoca neden “kaledeki Fransız bayrağı altında namaz kılınmaz” dedi, sormak lazım. Bir milletin en kutsal değerlerinden değil midir kendi toprağını kendisinin koruması? Hele ki, işin emperyalist bir çeteden yardım dilenmek kısmı var ki, işte en kötüsü de o.

Ne oldu sana ey Maraş? Tekme tokat kovduğun işgalci zalimler, bugün “davet” üzerine geliyorlar bağrına. Dünya üzerinde milyonlarca Müslümanın kanına giren zalimlerin kolluk gücü, senin toprağında güya seni koruyacak! Zalimin askerinin, füzesinin varlığı da mı rahatsız etmiyor seni?

İslam toprağını “NATO toprağı” sayıyorlar, sesin çıkmıyor. İslam için savaşanların, 100 sene önce işgalcileri defeden dedelerin duysa ne der bu duruma? Neden bu sessizlik?

Uyku hali, tatlı bir haldir. İnsana her dem cazip gelir. Ancak, “Az uyku kalbe ciladır, çok uyku ise beladır” diye boşa söylememiştir elbet. Derin uyku, aynı zamanda da gaflettir. Ey Maraş, ne derin bir gaflet uykusundasın ki, “koruyucular” geldi diye daha da derin bir uykuya dalıyorsun, ses etmiyorsun hala?

Uyanma zamanı ne zaman gelecek bu gaflet uykusundan?


Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk