M. Hamdi Güner Tesbih Çekmek İçin Komut Beklemeyelim
İbrahim Veli Tahripkâr Karakterleri Önleme Teşekkülü
İsmail Hakkı Akkiraz Çözüm Süreci, Büyük İsrail Projesi
Gülay Pınarbaşı İnsan bedenindeki yenilenme
Adnan Öksüz Binme bu arabaya başkan!
Hatice Ebrar AKBULUT Kitaplar, Okurlar Ve Fuar
Reşat Nuri Erol Şûralar ve millî eğitimde reform meselesi 1
Ali Haydar Haksal Dalgalarda taraf olmak zorunda mıyız?
Abdülkadir Özkan Eğitimin sorunları çözülmeden sorunlar bitmez
Nedim Odabaş Kaygısız yayın mantalitesi

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv
Karakter Boyutu
Davut Şahin
Gezi Parkı’ndaki Celaliler
Davut Şahin
13 Haziran 2013 Perşembe 00:23

 

Acaba, Taksim Gezi Parkı’nda yaşananlarla “Celali isyanları” ile bir benzerlik var mı diye düşünmeden edemedim.

Bir araştırdım.

Çıkan sonucu sesli düşündüm:

Yavuz Sultan Selim döneminde, Safeviler bir fitne yaydı. Propagandalar, öyle bir hal aldı ki, sayıları azımsanmayacak kadar çoğaldı. Osmanlılar aleyhine çalışan bu insanlar, ayaklanmak için uygun bir zaman ve fırsat kolladı.

Nitekim devletin en zayıf bir noktasında Şah/Kulu’nun idaresi altında isyan başlatıldı ve Yavuz Sultan Selim, ayaklanmayı güçlükle bastırdı.

Ardından “Nur Ali” isyanı baş gösterdi. Yavuz Sultan Selim’in aldığı tedbirler olmasa “çok daha büyük katliamlar olacaktı” diyor tarihçiler.

Ateş büsbütün söndürülemedi. Safevilik adına, zaman zaman ortaya çıkanlar oldu. Mesela, 1519’da Celal adında bir isyancının “kendini mecnunluğa urup ve abdal kisvetine girüp vatanı eşkıya encümeni olan Bozok’tan Tokat semtine firar” (Tarihçi Naima’nın ifadesi) edip Turhal civarına gidip bir mağaraya yerleşir.

Burada gizlice onu ziyaret eden taraftarları, “Meczubi ilahidir” diyerek adını etrafa yaymaya başlar. Önceleri o, “Mehdi bu gardan (mağara) aşikar olsa gerektir ve ben bu intizarla (beklemekle) memurum” diye birçok insanı buna inandırdı ve yeterince güçlendiğini hissettikten sonra, “Alemi men ser beşer alsam gerek, cümle münkir gitse ben kalsam gerek” diye kendisine büyük bir paye vererek isyan başlatır.

***

İsyan, önce Bozok vilayetinde başlar. Naima, “Ol etrafta bulunan kura (köy) ve kasabatin (kasabalar) sükkanına (sakinlerine) teaddi ve tecavüz” etmek suretiyle başlayan bu hareketin çok çabuk geliştiğini yazar. Düşünün, Bozok’ta Şehsuvaroğlu Ali Bey’in oğlu Üveys’in evini bastığı zaman Celal’in yanında 4 bin çapulcu vardı. Öyle ki, bu kuvvetin kısa bir süre içinde çoğaldığı ve Rum Beylerbeyi olan Sadi Paşa’nın kuvvetlerini yenecek duruma geldikleri görülmektedir.

Yenilen Sadi Paşa, Amasya’ya kadar çekilir. Şah-Veli’nin kuvvetleri, “Keçeci ve çanağı diye bilinen melahide (mülhid, dinsiz) taifesinden büyük yardım görür” ve sayılar gün gün artar. Bu arada, Sadi Paşa’ya karşı kazanmış olduğu zafer de Celal’in şöhretine şöhret katar, öyle ki, Şah İsmail’in adını bile unutturur.

Yavuz, Rumeli Beylerbeyi Ferhat Paşa’ya vezirlik payesi vererek isyanı bastırmaya memur eder. Ferhat Paşa, Şahsuvaroğlu Ali Bey, Karaman Beylerbeyi Hüsrev Paşa ve Sadi Paşa ile birlikte, isyancı Celal ve çapulcuların üzerine yürür.

Lütfi Paşa’nın ifadesiyle, “Nihayet ol bakilerin (eşkıya) leşkleri kirilüb ve başları olan habisin başı kesilüb Sultan Selim’e gönderdiler” diye verdiği bilgi önemlidir.

***

Devletin en kudretli devrinde, büyük gayret ve zorluklar sonucu bastırılan bu isyandan sonra, Anadolu’da her ne sebeple olursa olsun bu tür ayaklanmalara Bozok’lu Celal’in adına izafeten “Celali isyanları” denecektir.

Celaliler, özellikle Anadolu’da, zaman zaman harekete geçip yakıp yıkmakta ve katliamlar yapmaktaydı. Yavuz Sultan Selim zamanında bastırılan isyanlar yıllar sonra torunları olan 3., 4. Murat, 3. Mehmet’e kadar uzanan uzun bir sürecin başlangıcı olacaktı.

***

Osmanlı’nın çöküş döneminde “tımar” sisteminin bozuluşu ile başlayan “kalkışmayı” tarihçiler, “1550’den beri meydana gelen bunalımları, sıkıntıların, patlamaların bir neticesi” olarak değerlendirir.

Öyle ki, 1576 ve 1596 yılları arasında zirveye ulaşan Celali isyanlarına her kesimden katılım olmuş.

Devlet memurları, medrese öğrencileri, yeniçeriler, tımarlı sipahiler ve diğer asker taifesi yüzbinlerce insan bir araya gelerek Osmanlı düzenine başkaldırmış. Hatta sosyal düzenin yıkımında aktif rol oynamışlardır.

Birçok tarihçi, Celali isyanlarını “Osmanlılar üzerinde oluşturulan büyük bir karışıklığın her sınıftan insanları birbiriyle kanlı çatışmaların tutuşmasından çıkan olaylar” olarak değerlendirir.

Kanunlar ve kurallar hiçe sayılıyordu. Halk bizardı… Osmanlı Padişahları, kendi atadıkları memurların zulmünü önlemek amacıyla, köylüyü silahlandıran ferman yayınlıyordu. Tam bir bunalım ve cinnet hali yaşanıyordu.

***

Tarihçi Naima, Anadolu’daki Celalilerin yapmış oldukları hırsızlıklar, zulümler ve işkenceler üzerinde geniş bir şekilde durmuştur. Öyle ki Celali isyanlarına katılan zümre arasında, Beylerbeyi, Sancakbeyleri, subaşı memurları diye bilinen “Ehl-i örf” diye tanımlanan devletin üst seviyesindeki memurlar vardı.

Başka?

-Kapıkulu süvarileri,

-Suhte taifesi (medrese öğrencileri) vardı. Ki, eylemlerde en öne çıkan grup “medrese öğrenceleri” olmuştur.

Bunlardan bir kısmı “Öğrenci bölükleri” adı verilen birliklerle öncelikle halka karşı gibi görünse de, daha sonra isyancılara isyan ederek, Celalilere karşı ortak hareket etmiş, kasaba ve köyleri birlikte savunmuşlardır.

Başka bir Suhte taifesi, köyleri yıkıp, yağmalamış. Tutuklanarak yargılanmış ve sonra da idam edilmişlerdi.

Başka kimler vardı?

-Yeniçeri ve Acemi oğlanları… Yeniçeriler devletin en üst kademelerindeki vezirlerden, paşalardan destek görmüşler... Bu sayede köy basıyor, yol kesiyor ve toprak sahibi oluyorlardı.

17. yüzyılın başlarına kadar devam eden kargaşa ve kaos ortamı, ileriki yıllarda devletin “ağalarla” antlaşma imzalamak zorunda kalmasıyla, müsalaha yoluna girmesiyle rafa kaldırılmış.

***

Legal veya illegal… Taksim gezi parkında meydana gelen olayların uzantısına baktığınızda kimlerin ellerini ovuşturduğunu görebiliyoruz.

Bunları tek tek yazmanın anlamı yok. Ama en çok, İsrail’in sevindiğini görmek herhalde bizim için sürpriz olmamıştır. Özellikle Avigdor Lieberman’ın, “Türkiye’de olup bitenler karşısında mutluluğumu gizleyemiyorum” (Şuruk Gazetesi, Fehmi Hüveydi) sözleri bunu net bir biçimde ortaya koyuyor.


YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan köşe, yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Milsan Basın Sanayii A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazıların bir kısmı sadece Milli Gazete tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak ve milligazete.com.tr’ye aktif link verilerek alıntılanabilir.

Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk