Çözüm sürecini halka anlatma ve olumlu hava oluşturma
görevi akil adamlarda. Bu konu da çok ilginç. Akil adamlar süreçle ilgili
olarak kendi düşüncelerini mi anlatacaklar Bu durum, akil adam sayısınca
farklı görüşün halka anlatılması anlamına gelir. O halde geriye kalan tek
seçenek, hükümetin baktığı pencereden konuya bakmak ve hükümet adına milleti
ikna etmektir. Sonra Sonrası belli değil. Girilen bu yeni dönemde milleti ikna
edici bir adım söz konusu olmamıştır. Somut olarak ortaya konulan ve halkın da büyük
oranda desteklediği tek şey; silahların susacağı ve akan kanın duracağına dair
beslenen ümittir.
PKK bizim milletimizi bu ve benzeri acı olaylarla
yıpratacak projelerin ne ilki olmuştur, ne de sonuncusu olacaktır. 1980 lerin
başında ASAALA tasfiye olurken PKK devreye girmişti; PKK nın tasfiye sürecinde
sırada başka bir örgütün devreye sokulup sokulmayacağını zaman gösterecek.
Bu gelişmelerin karşılığında neyin alınıp neyin
verildiğini bilmiyoruz; bu tür alışverişler sonucunda karşılaşılan en dramatik sonuç
ise, istenilenin verilmesi halinde meselenin kapanacağının sanılmasıdır.
Halbuki yaşanılan gerçekler hiç de öyle değil. Önce Avrupa daki varlığımızı
kaybettik, sonra Balkanlar elimizden çıktı. Avrupa, Balkanlar, Kafkasya
Buralarda vatan toprağı elinden alınanlar akın, akın Anadolu ya geldiler.
Burayı kendilerine yurt edindiler. Söyler misiniz lütfen! Anadolu dan başka
gidilecek bir Anadolu var mı
Yaşadığımız coğrafyada sular bir türlü durulmuyor.
Ülkemizde ve çevremizde yaşanan benzer sorunlar hız kesmeden devam ediyor.
Sorunun biri bitmeden yeni bir problem daha başlıyor. Her
halükarda kaybeden biz oluyoruz. Kan ve gözyaşı bir milletin değişmez kaderi
olabilir mi Sanmam. Asıl soru şu: Problemin kaynağı bölgede yaşayan
topluluklar mı, yoksa bir takım karanlık merkezlerin planları gereği mi bu
acılar yaşanıyor Önce şu tespiti yapalım; devlet kaynaklı hatalar saymakla
bitmez. Bir o kadar da kasıtlı davranışlar olmuş olabilir. Ama bunların hiç
birisi kan dökmek ve ayrılıkçılık yapmak için meşru bir gerekçe sayılamaz. Her
ne sebeple olursa olsun ortada çözülmesi gereken bir sorun var. Akan kanın
durması herkesin ve her kesimin en büyük arzusudur. Ama gözden kaçırılmaması
gereken bir konu var. O da şudur: Bu problem dış güçlerce üretilmiş, geçmişteki
bazı ülke idarecilerinin basiretsiz uygulamalarından beslenmiş tabii olmayan
bir problemdir. Bu problemi üreten odaklarla iş tutmak, onların isteği ve
desteği doğrultusunda adımlar atmak ileride sorunun daha da büyümesine ve
içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açabilir.
Konunun muhataplarıyla yürütülen müzakereler 21 Mart ta
yeni bir boyut kazandı. İmralı dan gönderilen mektup, Diyarbakır da düzenlenen
nevruz kutlamalarında okundu. Bu mektubun içeriğine bakıldığında yeni dönemin
kendi hareketleri açısından bir son değil yeni bir başlangıç olduğu vurgusu
nettir. Mutabakata varılan en önemli konu hiç şüphesiz silahların susturulmuş
olmasıdır. Ancak bu konuda da kamuoyu net bir bilgiye sahip değildir. Açıklanan
tek şey, silahlı elemanların yurt dışına çıkmalarına resmi makamlarca izin
verilmesi kararıdır. Ancak yurt dışına çıkan bu silahlı unsurların nerede veya hangi ülkede yaşayacakları,
başka bir ülkede; mesela Suriye nin Kuzeyinde benzer bir şekilde gelişen
hareketlilikte kullanılıp kullanılmayacakları konusunda net bir bilgi yok.