Adnan Öksüz BEN NE MİLLLETVEKİLLERİ BİLİRİM!..
Necati Tuncer HAKEMMETRE
Burak Kıllıoğlu Taksit yasağı, bankalar, AVMler, esnaf
Reşat Nuri Erol Mücrim kavimleri böyle cezalandırırız
İsmail Hakkı Akkiraz Hayatı Dünya İçin Değil, İslam İçin Yaşamak
İbrahim Veli Millet Sizi Saadette Görmek İstiyor
İsmail Kıllıoğlu Validebağ
Yusuf Ünlü İranın Yükselişi!
Gülay Pınarbaşı Ordunun Şefkati Yanıltmasın
Kılçık 'SAKINCALI PİYADE'

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv Anasayfam Yap
Karakter Boyutu
Adnan Öksüz
1 Nisan; hile günü ya da haçlıların müslümanları katlettiği gün!
Adnan Öksüz
01 Nisan 2013 Pazartesi 00:20

Bugün 1 Nisan…

Anlamışsınızdır; özellikle öğrenci yurtlarında en acımasız, halk arasında da ‘masum şakaların yapıldığı gün’ olarak bilinir, 1 Nisan..

Ama gerçekte öyle mi?

1 Nisan, Haçlıların Müslümanları alt etmek için “hile”ye başvurduğu bir gün… desem ne dersiniz?

Esasen dudak uçuklatan bir hikaye bu…

İşte size (bugüne kadar bilmeyenler için) 1 Nisan şakasının tarihçesi:

15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya’daki Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır.

Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir.

Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil;  “Şu iki kutsal kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım.” der, taahhütte bulunur.

Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar, Haçlı ordusunun komutanına güvenerek kaleyi teslim ederler.

Ama bakın neler yaşanır?

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların katledilmesi için emir verir.

Bunun üzerine, kaleyi Haçlılara teslim eden Müslümanlar şunu söyler:

“Hani iki kutsal kitap adına yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz, ne oldu?”

Haçlı ordusu komutanı da şu mukabelede bulunur: “Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur.”

Haçlı kumandanının sözüne itimat eden Müslümanlar, ihanete uğradıklarını öğrendiğinde artık çok geçtir;

…Ve tüm Müslümanlar hemen orada şehit edilir.

Boşuna denmemiş; “domuzdan post, gâvurdan dost olmaz” diye…

İşte o gün bugündür 1 Nisan Hristiyanlar arasında “Hile Günü” olarak kutlanmaktadır.

Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan’lar, hâlâ bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.

Nereden geldiğini bilelim. Bilelim de ona göre kutlayalım...

Aynen Yılbaşı kutlamalarında olduğu gibi…

“Aman efendim aman!

Galiba âhir zaman.

Manzarası yurdumun

Tufan gününden yaman!”

 

Şaşırdığım, merak ettiğim durumlar…

- Bugünlerde Cumhuriyet gazetesinden “ha ayrıldı, ha ayrılacak!” denilen köşe yazarı Bekir Coşkun neden eskisi kadar etkili değil. Sadece o değil; örneğin yazıları ve haberleriyle ortalığı bir zamanlar ayağa kaldıran, gündem meydana getiren Uğur Dündar’dan niçin kimse söz etmiyor? Nehrin kıyısında gözlemlerini sürdüren sosyolog yazar Ertuğrul Özkök neden eskisi gibi haber veremiyor da, sadece yorum yapıyor?

- Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazası neden bir türlü tam olarak ortaya çıkarılamıyor? Ve bu alanda konuşması gereken yetkili ağızlar niçin susuyor?

- Geçenlerde Doğu’ya gidip gelen bir arkadaşım anlattı; Doğu Anadolu’nun köylerinde neden eskisi gibi keklikler uçmuyor, tavşanlar kaçmıyor? Yoksa en tepelere yerleştirilen “verici’ler mi? Neden, mesela köylerde kara kovan balı eskiden olduğu gibi olmuyor… Arılara ne oldu?

- Taksim’de, Beyoğlu’nda, Ankara-Sakarya’da ellerinde sol ağırlıklı gazete ve dergi satan gençleri iten motivasyon nedir? Hep şaşkınlıkla izlemişimdir bu fotoğrafları. Haklı olunan bir davada bunlar kolay kolay yapıl(a)mazken, bu gençler bu gücü nereden alıyorlar?

- İstanbul’da trafiğin tıkandığı, akşam saatlerinde artık çekilmez hale gelen, bir çırpıda en az 10 nokta sayabileceğim kavşaklar var. Daha önce de birkaçını bu köşede yazdım. Neden bu kavşaklara bir türlü el atılmaz? Bu noktalarda trafiğin bilhassa kördüğüm olması mı isteniyor?

- Bir ilimizde kamu araçlarının neredeyse tümü neden aynı şirketten? (İlin ve şirketin adı bende saklı)

- Biz bazen evin yolunu bulamazken, ömürleri 9 ay olan göçmen kuşlardan Kırlangıçlar, her sene aynı gün aynı saatte nasıl ve de ne şekilde yuvalarını bulabiliyor?

- “Terörist başı Abdullah Öcalan’ı istihbarat örgütüne yakın bir dernekte görüyordum.” şeklinde defalarca anlatan gazeteci-yazar Avni Özgürel’e neden birisi de kalkıp, “İyi güzel de senin ne işin vardı, o büroda?” diye sormuyor. Ya da soruldu da ben mi atladım!

 

Baldıran zehiri nedir?

Konu; İmralı Süreci…

Önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında süreçle ilgili, “Millete baldıran zehri içirecekler.” açıklamasında bulundu.

Sonrasında Başbakan Erdoğan da, “Gerekirse baldıran zehri de içeriz yeter ki bu ülkeye refah ve huzur gelsin.” sözleriyle karşılık verdi.

Merak ettim.

Baldıran Zehiri nedir?

Baldıran, maydanozgiller familyasından olan ve nemli yerlerde yetişen bazı zehirli bitkilerin ve bu bitkilerden elde edilen zehirin ortak adı.

Tıpta ağrı ve/veya spazm giderici olarak kullanılıyor.

Özellikleri: En etkili 10 zehir arasında bilim adamları tarafından 6. sıraya konulan baldıran otu, Sokrates’in idamını gerçekleştirmek için kullanıldı. 

 

NOT:  Bugün 1 Nisan 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak? Takipçisiyiz…


Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk