Turgut Akyüz

Turgut Akyüz

21.03.2017 turgutakyuz@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Karşılık beklemek

Öncelikle bilmek gerekiyor ki insan, dünyaya dair yaptığı birçok şeyin karşılığını görmek istemektedir. Siyaset ve ticaret gibi günlük faaliyetlerde, bu beklentilere bir an önce ulaşmayı beklemek tabii hakkımızdır ve insan olmanın özelliklerindendir. Fakat yine de bütün bu nimetlerin, Mevlâ’nın bir ihsanı olduğunu unutmamak gerekiyor.
 
Bazı şeylerin ise karşılığını bekleyemeyiz. Örneğin ibadetleri, bazı emirleri ve iyilikleri; Allah’ın emri olduğu için yerine getiririz. Bunlar, kul ile Mevlâ arasında olan işlerdir. 
 
Çocuklar, karşılık beklenerek büyütülmez ve terbiye edilmez. Yani evlat yetiştirmekteki asıl gaye; bize maddi fayda vermeleri; örneğin yaşlandığımızda bizleri bakmaları olmamalıdır. Evlatlarımız, bunları yaparlarsa kendileri ecir almış olurlar. Ama evlat yetiştirmekteki temel gaye, onların hayırlı birer insan olarak kıyamete kadar neslimizden hayırlı kimselerin gelmesini temin etmektir.
 
Buna rağmen çocuk yetiştirmenin karşılığını, ta ilk başta alırız. Zira evlenip de çocuk sahibi olamayanların yaşadıkları zorlukları görüyoruz. Şu halde evlat sahibi olmak hem güzeldir hem de bizi bazı sıkıntılardan kurtarmaktadır. İkinci olarak onların sağlıklı olmaları da aslında bir karşılık ve nimettir. Zira hasta olduklarında üzülür ve zorluk çekeriz. Ayrıca onları severiz. Onlar bize huzur verir. Ve son olarak evlatlarımız var diye gurur duyarız. Demek ki biz karşılık beklemesek de zaten Mevlâ, daha ilk başta çocuk yetiştirmenin bereketini ihsan etmektedir.
 
Asıl karşılığı ise ahirette alacağız. Dünyada ise bu nimetlerin yanında, ailemizin geçimini temin edip onların sıkıntıları ile uğraştığımız sürece Allah da bizim zorluklarımızı çözecektir. Onları affetmek ve onlardan gelen sıkıntılara sabretmek de birçok günahımıza kefaret olmaktadır. 
Öğrenci de evlat gibi karşılıksız olarak yetiştirilir. Öğrenci yetiştirmenin dünyevi karşılığı da hoca olmanın tadını sürmektir. Dünya nimeti de zaten az ve geçicidir. Şu halde dünyada azcık huzur ve sağlığımız var ise, dünya nimetine nail olmuşuz demektir. Öğrenci yetiştirmenin asıl karşılığı ise, kıyamete kadar amel defterimizin kapanmayacak olmasıdır.
 
İnsanların sorunlarıyla ilgilenmek de böyledir. Onlardan karşılık beklemeyiz. Ama onlara yararlı olduğumuz için huzur buluruz. Bütün bu iyiliklerin dünyadaki asıl karşılığı ise; bu yaptıklarımıza karşılık Mevlâ’nın da bizi belalardan koruması, affetmesi, derecemizi arttırması ve sıkıntılarımızı gidermesidir.
 
Dostluk ve diğer ilişkiler de böyledir. Onlarla dost oluruz. İyi kötü bir şeyler yaşarız. Alırız, veririz. İyi ve kötü şeylerimizi paylaşırız. Bu yüzden bir gün eğer bu insanlar ile yollarımız ayrılır ise, onlara verdiğimiz güzel şeylere veya onların yüzünden kaybettiklerimize üzülmemeliyiz. Belki de o güzellikler bize, onların hürmetine verilmiş olabilir. Yani bir başka ifade ile insanlara verdiğimiz sürece Allah da bize verir. Zira kimse kendi nasibinden fazlasını yiyemez ve kendi kaderinde olandan fazlasını yaşayamaz. Ayrıca insanlarla yaşadığımız kötü şeyleri, güzel şeylerin hatırına unutmalıyız.
 
Diğer bir ifadeyle, geçmişi dava etmemeli; geçmişte yaşadığımız şeyleri yaşadıklarımıza saymalıyız. Bu durumda geçmişe üzülmek de anlamsız, faydasız ve yersizdir. Dünya geçicidir. Dostluğu da düşmanlığı da, sevgisi nefreti de, huzuru sıkıntısı da. Geçmeyen tek şey, huzur ve bir de ahiret için yapılan güzel şeylerdir.
 
Geçmişe dair bir başka eksik şey ise, insanların çocuk olmayı özlemesi veya geçmişte olan güzel işleri yâd etmesidir. İnsanın vefalı olması, üzülmesi ve bir takım şeyleri özlemesi normaldir. Fakat bunu aşırı takıntı haline ya da bugün keyfimizi kaçıracak veya bizi meşgul edecek duruma getirmek yanlıştır. Çocukluk güzeldir. Sevgi ve güvenli bir ortamdır. Fakat bunlar da yaşanıp geçmiştir. Aslında bebeklik ve çocukluk, insan için bir avans veya ön ödemedir diyebiliriz. Burada güzel şeyler görürüz ve yaşarız. Merhameti, güveni ve masumluğu görürüz./öğreniriz. Fakat bu da geçer gider. Bize düşen, bu güzel ve masum şeylerin hatırına, güzel ve iyi işler yapmaktır. 
 
Özetle geçmişte yaşadığımız güzel işlerin karşılığı, güzel işler yapmaktır. Anne baba ve diğer emeği olanlar ile helalleşmenin yolu da bizim anne baba olmamız ve birilerine emek vermemizdir. Hocalarımızla helalleşmenin yolu ise öğrendiklerimizle amel etmek ve bunu başkalarına da aktarmaktır. Yoksa anne babamızdan aldıklarımızı da hocalarımızdan öğrendiklerimizi de geri vermekle borcumuzu ödeyemeyiz.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI