Hüseyin Akın

Hüseyin Akın

02.05.2017 huseyinakin@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


İslamcılık nerde bizden geçmiş insanlık bile!

İslam’ın siyasi tekliflerinin hayata geçirilmesi için mücadele eden Müslümanlara İslamcı denildiğini biliyoruz. AK Parti iktidarı ile birlikte kendini İslamcı olarak ifade eden kesimler kendilerini anlama, dinleme ve muhasebe imkânı yakaladılar. Bir çeşit muhasebe zemini oluştu bu dönemde. Başörtüsü problemi çözülmüş, devlet dairelerinde ibadet özgürlüğü sağlanmış, okullara seçmeli Kur’an dersleri konulmuş, mescitler açılmış ve bir zamanlar adına yürüyüşler yapılan, oturma eylemleri ve protestolar gerçekleştirilen meseleler şimdilerde sükunete kavuşan meseleler hanesine dâhil olmuştur.
 
Kendini İslamcı olarak isimlendiren kesimlerin muhalefet alanı ciddi oranda daralmıştır bu süreçte. Türkiye’deki Müslümanların büyük bir kısmında gözle görülür hale gelen muktedir olma hali İslamcı kesimi de belli oranda etkisi altına almıştır. Netice almalar üzerine tesis olunmuş bir İslamcılık düşüncesini her zaman iktidar sahiplerinin zorlu sınavı beklemektedir. İdealler bir anda ütopyalaşmıştır. ‘Kahrolsun Amerika’ sloganlarına gerek bile kalmadan Amerika kahrolup gitmiştir(!). Ne de olsa Türkiye’nin durdurulamaz gücü karşısında Amerika’nın sadece uzaktan parmak sallamasından başka bir şey kalmamıştır. 
 
Kendini İslamcı olarak adlandıran kesimlerin fena halde kafası karışmıştır. İlk başta kapitalizmle karşı karşıya gelmemek için yollarını değiştirmişlerdir. Kapitalizme ve sermayeye yönelik incitici nitelikte ne söylenirse direk sosyalizm sempatizanlığına tahvil edilmektedir. Emek, alın teri, işçi hakları gibi evrensel mefhumlar fitne (!) oluşmasın diye düşünce ve inanç dünyamızın çatı katına fırlatılıp atılmıştır. Bırakınız iş ve siyaset dünyasını edebiyat ortamlarında bir zamanların anlı şanlı İslamcı şair ve yazarları bile hafif bir tebessümle iktidar imkân ve nimetlerine tav olmuşlardır. Bu zatların dilinde İslamcılık şimdilerde nostaljiden öteye gitmemektedir.
 
Çok bereketli bir konuşma malzemesidir İslamcılık. Hem konuşmalarınızı ve de birlikte susmalarınızı biriktirip kitap da yaparsınız. Yok, Anadolu İslamcılığı imiş, yok İstanbul İslamcılığı imiş, onlarca çeşidi çıktı İslamcılık kavramının. Radikalizm hep İslamcılıkla birlikte kullanılagelmiştir bu ülkede. Tavizsizliği ve temele inme noktasında düşünsel toleranssızlığı ifade eder. Bu keskin anlayışla halkın geçinebildiği bir döneme rastlamadım. Niçin acaba? Halk esnemesiz, keskin bir İslam’ı neden bünyesine almamıştır?
 
Bunun çıplak gözle en kolay görünebilir sebebi, radikalizm ve siyasi İslamcılığın aynı keskinlikle hayatın ahlak, adap ve iman-amel intibakında yer alamamasıdır. Oysa bugün toplum olarak acilen ahlaki radikalizme ihtiyacımız var. Lakayt ve kaytarmacı bir inanç amelle birleşemediği için ipi kopmuş uçurtma gibi hedefsiz bir boşlukta salınıp duracaktır. Şimdi size soruyorum Kabe’de bile nefislerine hakim olamayan, İslam kardeşliğini sözün ötesine taşıyamamış cemaat mensuplarının birbirini acımasızca yaralamaları neyin nesidir? 
 
Kendinizi hiç zorlamayın, hemen söyleyeyim: Ahlak haline gelmemiş bir ibadet ve ibadet halini almamış bir imanın ortalıkta dolaşmasından başka bir şey değildir bu. İslamcılık modern kent hayatı içerisinde ne yazık ki teknoloji ve sanayi problemiyle, göç sorunuyla, yoksulluk meselesiyle hiç ilgilenmemiştir. Kaşları çatık, neşesiz ve sakalları gibi düşünce dünyası da dağınık bir harekettir. Çağa söyleyeceği şeylerin büyük kısmını çarşıda pazarda gezip dolaşırken ya düşürmüş, ya bilmeden harcamış ya da kaybetmiştir.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI