Abdülaziz Kıranşal

Abdülaziz Kıranşal

04.05.2017 abdulazizkiransal@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


İslamcıları Tasfiye Etme Kılavuzu

Önce idealler tasfiye edilir, sonra ideallerin tasfiyesine sessiz kalan İslamcılar. İdeallerin tasfiyesiyle birlikte İslam’ın iktidarı için çıkılan yolda Müslümanların iktidarına; İslam devleti için çıkılan yolda ılımlı laik devlete; ehl-i sünnet adına çıkılan yolda muhafazakâr demokrasiye; îlâyı kelimetullah için çıkılan yolda ehven-i şerre razı olunur. Her razı oluş, fark edilmesi güç ve başlı başına bir tasfiyedir aslında. 
 
Sonra hedefler tasfiye edilir. Daha sonra da hedeflerinden sapmış İslamcılar. Zaman içerisinde İslam devleti, İslam nizamı, faizsiz ekonomi, İslam birliği gibi Kur’an ve sünnetin talepleri, çağın gerçekleriyle örtüşmediği ve henüz zamanı gelmediği bahane edilerek tarihin tozlu sayfaları arasına terk edilir. Yerine muasır medeniyetler seviyesi, AB üyeliği, kişi başına düşen milli gelirin seviyesi, dünya ülkeleri arasında ilk ona girmek gibi daha çağdaş hedefler ve idealler inşa edilir. Demokrasinin ve laikliğin nimetleri bir bir sayılarak, sistemin ne mübarek bir sistem olduğu sık sık hatırlatılır ve sistemi ayakta tutmak için canhıraş bir yarışa girilir.
 
Sonra değerler tasfiye edilir. Daha sonra da değerlerini kaybetmiş İslamcılar. Bankanın önünden bile geçmemek, karşı cinsle tokalaşmamak, cemaatsiz namaz kılmamak gibi değerler, ekonomik zaruretler, bürokratik mazeretler, yoğun ve tempolu siyasi faaliyetler nedeniyle bir bir terk edilir. Haremlik/selamlık, mahremiyet, kul hakkı, ahde vefa gibi değerler, gücü elinde bulundurmak gibi son derece ulvi ve mübarek bir sorumluluk nedeniyle bir müddetliğine ertelenir. Gıybet, dedikodu, iftira, ayak kaydırma, laf taşıma gibi hastalıklar büyük bir hızla yayılır. İdeolojik, derinliksiz, mezhepçi, ırkçı, ötekileştirici ve merhametsiz bir diriliş metaforu oluşturulur. 
 
Sonra İslami muhalefet ruhu tasfiye edilir. Daha sonra da İslami muhalefet ruhunu kaybetmiş İslamcılar. Kur’an ve sünnete ve hatta insaf ve izana dahi aykırı olan meseleler konusunda kazanımları kaybetmeme adına çıt bile çıkarılmaz veya Hudeybiye bağlamında tevil edilir. “ Eğer saparsan seni kılıcımızla düzeltiriz ya Ömer” diyenler kılıçtan geçirilip, bir bir düşen kelleler üzerine “padişahım çok yaşa” diyenler konumlandırılır. Ne ruh kalır geride ne İslami muhalefet. 
 
Sonra mevziler tasfiye edilir. Daha sonra da mevzileri terk eden İslamcılar. STK’lar, cemaatler, dernekler, mahalleleri, sokakları, kahvehaneleri, gecekonduları terk edip, meclis kulislerine, belediye binalarına, ihale salonlarına, lüks otellerin toplantı odalarına kapanır. Yüksek bütçeli proje sunumlarına ve protokol toplantılarına konsantre olunur. Devlet imkânlarından nemalanmak, bürokraside kadrolaşmak; tebliğ, davet, irşad,  emr-i bi’l-ma›ruf nehy-i ani’l-münker vazifelerinden evla görülür. Tüm cepheler birer birer boşalır. 
Sonra kardeşlik hukuku tasfiye edilir. Daha sonra da kardeşliğini kaybetmiş İslamcılar. Radikallikten liberalliğe doğru ışık hızıyla evrilmiş kalemşorların makaleleri ve ehven-i şerci hocaların fetvalarıyla kardeşlerin tasfiyesi için muazzam zeminler oluşturulur. Kardeşler birbiriyle uğraşmaktan, siyasi tenkitlerden, birbirini tekfir edip, zındık, şii, vahhabi, ehl-i sünnet karşıtı, cahil, bidatçi, hain ve düşman ilan etmekten başlarını bile kaşımaya fırsat bulamazlar. İdeallerini, hedeflerini, değerlerini, ruhlarını, mevzilerini ve kardeşliklerini kaybeden İslamcılar, aslında uzun bir süredir kendi elleriyle kendilerini tasfiye ettiklerini fark bile edemezler…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI