Halil İbrahim Kutlay: İtikaf, maneviyat kampıdır

Halil İbrahim Kutlay: İtikaf, maneviyat kampıdır
Eklenme Tarihi: 19.06.2017 15:56

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay, Ramazan ayının faziletlerini, Ramazan ayında neler yapılmasını gerektiğini Millî Gazete’ye anlattı.

Kale
eposta yazdır zoom+ zoom-
Furkan Erten
 
"Ramazan ayı iç muhasebe ayıdır. Ramazan ayı, gündüz toplum içerisinde sevinç, saadet ve sürur, geceleri seccade başında hüzün, gözyaşı, tevbe ve istiğfar vesilesi olmalıdır" ifadelerini kullanan Kutlay, çok tartışılan Ramazan programları için, "Bir parça imanınız varsa biraz insaflı olun. Gençlerimizin ahlakını çürüttünüz. İmanını çürütmeyin Allah aşkına." şeklinde konuştu.
 

“En az günah işlenen, en az suç işlenen ay Ramazan ayıdır”

Hocam, Kur’an-ı Kerim ayı olan Ramazan’ın kuşkusuz birçok fazileti var ama en önemli fazileti nedir?
 
Ramazan ayı rahmet, bereket ve fazilet ayıdır. Ramazan orucu gibi bu aya özel bir ibadet, bu ayın gündemini “ihlas ve takva” olarak belirlemektedir. Ahlakı güzelleştiren, insanı ibadete yönlendiren, Allah rızasını kazanmaya ve hayırlara vesile olan ibadettir oruç. Ramazan’ın değerine değer katan bir başka husus, Kur’an-ı Kerim’in ilk defa bu ayda inmeye başlamış olmasıdır. Bu ay içerisinde Kadir Gecesi gibi bin aydan daha değerli bir gecenin olması bu aya farklı bir anlam kazandırmaktadır. Yıl içerisinde en çok ibadet edilen, en çok Kur’an okunan, en çok zikredilen, en çok sadaka verilen, en az günah işlenen, en az suç işlenen ay Ramazan ayıdır.
 
Ramazan ayında Müslümanlar oruç haricinde neler yapmalı, bu mübarek ayı nasıl değerlendirmelidirler?
 
Ramazan ayı Cenab-ı Hakk’ın Müslümanlara büyük bir ikramı ve lütfu olduğuna göre Müslümanlar bu fırsatı iyi değerlendirmeli, bu mübarek mevsimden gerçekten iyi yararlanmalıdırlar. Ramazan ayı yılın maneviyat termometresidir. Ramazan’ı değerlendiren, kalan on bir ayı da değerlendirecek demektir. Ramazan gelip geçtiği halde kendini Rabbine affettiremeyen kimse, önemli bir fırsatı kaybetmiş olur. Bu ayı yeterince değerlendirememek, telafi edilmesi mümkün olmayan bir kayıptır. Ramazan ayı maneviyat ayıdır. Ramazan ayı muhasebe ayıdır. Ramazan, geçen on bir ayı manevî açıdan değerlendireceğimiz, gelecek on bir ayı manevî açıdan planlayacağımız bir muhasebeye, bir sorgulamaya sebep olmalıdır. Ramazan ayı gündüz toplum içinde sevinç, saadet ve sürûr, geceleri seccade başında hüzün, gözyaşı, tevbe ve istiğfar vesilesi olmalıdır. Gece sahura kalkan Müslüman önce iki rekât teheccüd namazı kılmalı, böylece hayatı boyunca terk etmeyeceği teheccüd namazı için bir adım atmış olmalıdır. Ben kaç derecelik Müslümanım? Allah ve Rasûlü’nün emrettiği şekilde İslâm’ı yaşayabiliyor muyum? Daha iyi Müslüman olabilmem için ne yapmalıyım? Ölüme, ölümden sonrasına hazır mıyım? soruları zihnimizi meşgul etmeli, tefekkür ve tezekkür etmeliyiz. Ezilen, horlanan, mahrumiyet içerisinde kıvranan Müslüman kardeşlerim için ne yapabilirim? Gönül coğrafyamızda bana düşen pay nedir? Kıtlık, yokluk, yağmursuzluk içinde perişan olan, suya hasret duyan ülkelerde açılan su kuyularında, yetim organizasyonlarında, yardım kuruluşlarında benim de payım olmalı değil midir? Savaş, terör, fitne ve fesat kıskacında tükenmekte olan kardeşlerime el uzatmak benim görevim değil midir? Zulme ve zalime karşı koymak, mazlumun elinden tutmak Müslüman olarak en önemli görevlerimden biri değil midir? Her çeşit yolsuzluk, arsızlık ve haksızlıkla ben mücadele etmezsem kim mücadele edecektir? Bizi parçalayan, birbirimize düşüren, İslam dünyasını kan gölüne çeviren kara kedilere, İslam düşmanlarına karşı kinimi ve hıncımı tazelemeliyim. Ağlamakla, şikâyetle, sızlanmakla yetinmemeliyim. Konumumu, durumumu ve görevlerimi düşünmeliyim... Yapacaklarımı planlamalıyım… Düşündüklerimi hayata koymalıyım.
 

Hakk’a yönelmenin mevsimi
 

Ramazan’ın son on günü hakkında tavsiyeleriniz nelerdir?
 
Ramazan’ın son on gününe ait özel bir ibadet vardır. İtikâf denilen bu ibadet, maneviyat kampıdır. Ramazan ayının yirminci günü akşamı camiye giren Müslüman’ın bayram gecesi yatsı namazı sonrasına kadar camide kalması; sürekli ibadet, taat, nafile namaz, zikir, gözyaşı ile dua, tevbe, istiğfar, tefekkür, tesbihat, ilim ve irfanla meşgul olmasıdır. Sadece abdest tazelemek için camiden çıkmasına izin verilmekte, ama bu on gün içinde evine gitmesine, dünya kelâmı konuşmasına, medyayı veya işlerini takip etmesine izin verilmemektedir. İtikâfa giren kimse, iftar ve sahurları camide veya cami avlusunda yapacak, camide uyuyacaktır. İnsanlarla iletişimin en düşük seviyeye indiği, Cenab-ı Hakk’a yönelmenin, yakarış ve gözyaşının en üst seviyeye çıktığı mevsimdir itikâf mevsimi. Rabbim tekrar tekrar nasib eylesin.
 

MEDYA ÜLKELERİ İMAR DA EDER, İFSAD DA EDER
 

Ramaza-ı Şerif gelince toplumun hemen her kesiminde olduğu gibi basın ve medyada da bir hareket, bir heyecan görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Ramazan ayı İslâm toplumunda sevgi, coşku ve manevi aktivitenin doruğa ulaştığı bir aydır. Gayet tabiî her kesim kendine düşen payı alacak, değerlendirmeye çalışacaktır. Medya, iletişim aracıdır, hayrın da şerrin de motorudur. Beşinci güç medya ülkeleri imar da eder, ifsad da eder. Şuurlu, ihlaslı medya çalışanları canlı tebliğ gibi farz-ı kifâye bir ibadeti yerine getirmekte, büyük ecir ve sevap kazanmaktadırlar. Bunun yanında ahlak ve fazilet duygularını çürütecek yayın yapan medya programları gönlümüzü yaralamaktadır. Kasıtlı yayın yapan, emperyalizmin ve Siyonizm’in oyuncağı olan medya ise gönüllere fitne, fesat tohumları ekmekte, kin ve nefreti körüklemekte, rüzgârlı bir havada ormanda yakılan ateş gibi toplumdaki sevgi ve kardeşliği, birlik ve beraberliği yakıp kül etmektedir. Herkes sütünün gereğini yapacak, Cenab-ı Hakk’ın huzurunda hesabını verecektir.
 

MEDYA MENSUPLARINA SESLENİYORUM
 

Hocam Ramazan ayında medyada ortaya çıkan dinî tartışmalara hakkında ne söylemek istersiniz?
 
Her Ramazan ayında medyada çok farklı, faydalı, verimli iftar ve sahur programları yapıldığı gibi, maalesef zihinleri bulandıran, gönülleri karartan, Ramazan’ın ruhuna ve mesajına uymayan gereksiz hatta zararlı dini tartışma programları da yapılmaktadır. Onbir ay televizyonlarda görünmeyen birileri Ramazan ayında şov yapmakta, çiğnenecek sakız gibi gereksiz, faydasız konuları gündeme taşımakta, dinî programlarda dinden soğutma çalışmaları yapmakta, topluma nifak aşılamaktadırlar. Dinleyenlerin dini konulara karşı ilgisini, sevgisini ve bilgisini artırma yerine kuşku ve tereddüt aşılayan, kin ve nefret tohumları eken programlar yapılmaktadır. Biraz mübalağa olacak ama yine de bir gerçeğe işaret etmesi bakımından anlamlı bir anekdot var: Hani Ramazan öncesi bir hocaefendi, “Cemaat ön safı boşaltın. Münafıklar geliyor” demiş ya... Medya Ramazan’ı samimiyetle ibadet edecek Müslümanlara bıraksın, başka ihsan istemiyoruz. Şu mübarek Ramazan gününde inancımızla alay eden, samimî inancımızı sorgulayan ya da asılsız hurafeler yayan medya mensupları Allah’ın huzurunda mahcup olacakları günü düşünmelidirler. Medya mensuplarına sesleniyorum: Bir parça imanınız varsa biraz insaflı olun. Gençlerimizin ahlakını çürüttünüz. İmanını çürütmeyin Allah aşkına.
 

TERAVİH’TE AĞIR KILINAN CAMİLER TERCİH EDİLMELİ...
 

Ramazan’ın sembolü teravih namazı hakkında nelere dikkat edilmeli?
 
Teravih namazı, Ramazan ayına özel bir namaz. (Men kaameramadâne..) hadisinde Ramazan ayında kıyama (teravih namazına) özen gösteren, inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek bu namazı kılan kimsenin geçmiş günahlarının affedileceği müjdesi verilmektedir. Teravih namazı, ibadet zevki ve hazzını daya doya tattığımız coşku dolu bir namazdır. Teravihte en hızlı değil, en ağır kılınan camiler tercih edilmelidir. Hatimle kılınan namazlar, hele Mekke’de Kâbe-i Muazzama’da, Medine’de Mescid-i Nebevî’de kılınan teravih namazları tadına doyum olmayan namazlardır. Ramazan’da yapılan bir umrenin, Sevgili Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem ile birlikte yapılan bir hacca eşit olduğunu unutmayalım. Rabbim tekrar tekrar nasib eylesin.
 

GERÇEK BAYRAMLARA ULAŞMA NİYAZIYLA...

Son olarak neler tavsiye edersiniz?
Bu Ramazan bir önceki Ramazan’dan daha farklı olmalıdır. Bu Ramazan’da bir önceki Ramazan’a göre daha çok Kur’an okumalı, daha çok ağlamalıyız. Ama bu gözyaşları acizlik ve ümitsizlik gözyaşları değil, pişmanlık ve kararlılık gözyaşları olmalıdır. Bu Ramazan’da teravihlerimizde eksiklik olmamalı, iftar öncesi yarım saati sadece duaya ayırmalıyız. Sevgi ve kardeşlik ayı, izzet ve bereket ayı… İhsan ve ikram ayı olan, kardeşlik duygularının zirveye ulaştığı bu ayda İslam kardeşliği konusundaki eksiklerimizi tamamlamalı, gönül yapmaya, gönül almaya çalışmalıyız. Bayrama günahsız varmaya çalışmalıyız. İftar sofralarımızda bir muhacir Müslüman, Afrikalı siyah tenli bir Müslüman ya da yoksul bir Müslüman bulunmalıdır. İslâm dünyasında akan kanların durduğu, akan gözyaşlarının dindiği, bütün İslâm ümmetinin gerçekten bayram sevinci yaşadığı gerçek bayramlara ulaşma temenni ve niyazıyla...