Ayet-i Kerime "Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Melik (kâinatın gerçek Hükümdarı), Kuddüs (çok yüce, her noksandan münezzeh) Aziz ve Hakim olan Allahı tesbih ve tenzih eder."(Cuma: 1)
Hadis-i Şerif
Cenâb-ı Hak, kime mal verir de zekâtını ödemezse kıyâmet gününde o mal sahibine, gözlerinin üzerinde simsiyah iki benek bulunan gayet zehirli ve (zehirinin te'sirinden başı) kel bir yılan şeklinde görünerek boynuna gerdanlık yapılacak. Sonra da iki çene kemiğini, yani avurdunu iki tarafından yakalayıp şöyle diyecek: Ben senin malınım, ben senin zekâtını vermeyip stok ettiğin servetinim...
Esma-ül Hüsna
EL-MUGNÎ: Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden.
EL-MÂNİ: Dilemediği şeye mani olan, engelleyen.
ED-DÂRR: Elem, zarar verenleri yaratan.
Hikmetli Sözler
"İyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir.
Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir...(Yunus Emre)
Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.(Mevlana)
İlmihal
Zekât, fakire zenginin bir yardımı mıdır?
Zekât, zengin Müslümanların fakir Müslümanlara yaptıkları bir iâne, yardım ve sadaka değildir. Zekât doğrudan doğruya fakirin, zenginin malında olan bir hakkıdır. Kur'an-ı Kerîm'de bu husus şu şekilde vurgulanıyor: "Mü'minlerin mallarında dilencinin ve dilenmeyen fakirin bir hakkı vardır." (ez-Zâriyât, 19). Zengin, fakirin bu hakkını ödemek mecburiyetindedir. Zekâtı ödenmemiş bir mal, temiz ve helâl olmaktan çıkar; içinde gasp edilmiş, sahibine verilmemiş bir hak bulunan gayr-i meşrû' bir servet hâlini alır. Ne zaman ki malın zekâtı ödenir, o zaman mal temizlenmiş, gayr-ı meşrûluktan kurtulmuş olur. Peygamber Efendimiz bu hususu "Malınızı zekâtla temizleyin" buyurarak beyan ediyor. Bu bakımdan zenginin, zekât verdiğinden dolayı fakiri minnet altında bırakmaya çalışması uygun bir davranış olmadığı gibi, zekât alan fakirin de zengine karşı bir eziklik ve zillet duyması, minnet yükü çekmesi asla söz konusu olamaz. Çünkü zekât onun öz hakkıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



