Modern hayat insanların yaşam tarzlarını ve önceliklerini doğrudan değiştirmiş ve onları yoğun bir koşuşturmacanın içine sürüklemiştir. İnsanlar gün içinde bir işten diğerine koşarken, zaman akıp gidiyor. Günümüz insanı için en hızlı tüketilen bir meta olmuştur zaman.
Sabahın erken saatinde evinden çıkan insan, gündelik meşgalelerinin peşinde koşarken akşamın nasıl olduğunu anlamıyor bile. Yıllar geçip gidiyor ve insan bir gün pişman oluyor fakat keşkeler geçmişi geri getiremiyor...
Bazı hanımlar, kitap okumak, kendimizi geliştirmek istiyoruz ama vaktimiz yok diye yakınıyorlar. Burada bir teslim olunmuşluk, körükörüne saplanıp kalmışlığın izlerini görüyoruz. Oysa insan isterse, kendi zamanını kendi özgür iradesiyle yeniden düzenleyebilir ve önceliklerini değiştirerek istediklerini yapabilir. Bunun için öncelikle kişinin zamanı dünya ve ahret işlerine ayıracak şekilde yeniden düzenlemesi gerekir. Hazreti peygamber şu tavsiyeleriyle bize zamanı verimli kullanmaya teşvik ediyor:
"Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil; ölümden önce hayatın, meşguliyetten önce boş zamanın, yokluktan önce varlığın, ihtiyarlıktan önce gençliğin ve hastalıktan önce sağlığın" Zaman bize verilmiş büyük bir imkandır. Bu imkanı en iyi şekilde değerlendirmek ise insanın sorumluluğudur. Unutmayalım zaman paradan ve altından daha değerlidir, dolayısıyla vakti tüketirken, iş, sosyal hayat ve ibadetlere ayrılacak şekilde taksim etmeliyiz.
Bir hikaye
Suça eğilimli bir çeteye katılan genç, hırsızlık suçundan cezaevine girdiğinde kendisini buraya düşüren sebepleri anlayabilmek için günlük tutuyormuş. Günlüğün ilk sayfasında şu dizeler yer alıyormuş: "Çocukluğumdan beri babama hep yaklaşmak istemişimdir. Başımı bir kerecik okşasın diye akşama kadar yanında kıvrandığımı hatırlarım. Ama okşamazdı, kolundan tuttuğumda "git başımdan, çek git" der azarlardı. Ben de, oyuncak atıma sarılır ağlardım. Sonra bir arkadaşım aracılığıyla hiç tasvip etmediğim bir gruba katıldım. Buraya beni çeken tek şey arkadaşların ilgisiydi. Hepimiz sevgi açlığı çekiyorduk. Dışarıda anne balar "çocuklarımızı neden kaybettik diye düşünürken biz sevgi açlığı yaşıyorduk. Keşke anne babalar sevgilerini gösterebilselerdi. Benim ailem de bana sevgilerini verselerdi, iyi bir yazar olabilirdim. Ama şimdi buradan çıktığımda temiz bir hayat seçsem dahi yaşadığım o kirli hayatı içimden hiçbir zaman çıkaramayacağım, bunu biliyorum...
İstersek vakit bulabiliriz
Zaman çok hızlı geçiyor, evle iş arasında koşturuyoruz. İş yaşamı, hayatımızın en önemli kısmını alıyor. Para kazanmak zorundayız, yoksa evin kirası, faturalar, çocukların ihtiyaçları birikiyor ve içinden çıkamıyoruz. Gerçi helal para kazanmak ve ailenin geçimini sağlamak müslüman olarak sorumluluklarımız arasında yer alıyor bunu da biliyoruz. Ama keşke biraz de birbirimize ayıracak vaktimiz olsaydı. Ama yine de televizyonun düğmesine basar ve interneti kontrollu kullanırsak buna da vakit bulabiliriz.
İletişim karşımızdaki kişiyi anlamamızı sağlar
İletişim kurmadan karşımızdaki kişiyi anlayamayız. Bu nedenle sağlıklı iletişim kurma becerisi geliştirmeliyiz:
Olumlu iletişim becerisi geliştirmek:
1- Aile içinde ilişki tarzınızı gözden geçirin ve karşı tarafa iletmek istediğiniz mesajınızı doğru şekilde iletmeye çalışın.
2- İletişimde açık olun ve düşüncelerinizi karşı tarafı incitmeden ifade edin
3- Üstü kapalı imalarda bulunmaktan vazgeçin
4- Davranışlarınızla söylemleriniz arasında tutarlılığın olmasına özen gösterin.
5- İlişkilerinizde dürüstlüğe önem verin.
Düğümlerle haberleşiyorlar
Karabük'ün Safranbolu İlçesine bağlı Yörük köyü sakinleri asırlardır, yerel haberleşme geleneklerini koruyorlar. En az 450 yıllık olduğu düşünülen ahşap konaklar, mimari yapısıyla Osmanlı köyünün bütün özelliklerini taşıyor. Köy, tarihi yapısının yanında geleneklerini de koruyor.
Unesco'nun Dünya Kültür Mirası listesine girmesi beklenen köyün ilgi çeken geleneklerinden biri de haberleşme tarzları. Yediden yetmişe herkesin sahip olabildiği cep telefonlarına, evlerin baş köşesinde yer alan internet ve diğer teknolojik aygıtlara rağmen köyde haberleşme düğümlerle ifade ediliyor. Eğer iplerde üçten fazla düğüm varsa, halkın köy dışına çıktığı ve birkaç günden önce dönmeyeceğini gösteriyor. Bir düğüm varsa ev sahibinin kısa sürede döneceğine inanıyorlar... Bir komşu diğerine gitmek istediğinde kapıdaki ipe bakıyor. Her düğüm ayrı bir anlamı yansıtıyor.
"Dünya değişiyor, küresel kültür bütün toplumları etki altına alıyor" söylemi sık sık dillendirilse de, ötelerde göremediğimiz ulaşamadığımız insanlar, yerel geleneklerini, kültürel miraslarını korumaya çalışıyorlar.
Stresle başaçıkabiliyor musunuz?
Stres hepimizin içine düştüğü ve başaçıkmakta zorlandığımız bir sorundur. Stresle yaşamak ise insan ilişkilerimizi ve başarı alanımızı etkileyen bir durumdur. Bu nedenle önce stresi tanımlamalı ve buna karşı yeni bir düşünce stili oluşturmalıyız. Bu düşünce stiliyle orantılı olarak duygu ve düşüncemizi yeniden yapılandırmalıyız. Bu konuda gerekirse bir uzmandan yardım alabiliriz ve bu süre içinde başaçıkma becerileri geliştirme şansımız olur. Ancak evimizde yapabileceğimiz bazı çalışmalarla da bireysel mücadelemizi sürdürmeliyiz:
Başa çıkma becerileri
Belirlenmiş hedefler ortaya koymak ve sevdiğimiz işlerle meşgul olmak
Çevremizdeki kişilerle zaman zaman çatışmalarımız olabilir, burada çatışmanın kaynağına inmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıyız. Gücümüzün üstünde sorumluluk aldığımızda, fiziksel ve ruhsal olarak yorulabilir ve strese yakalanabiliriz. Bu nedenle kapasitemizi tanımamız gerekir.
Mümkünse yürüyüş yapabilir, ilgi alanlarımıza uygun işlerle meşgul olabilir, aile bireyleriyle birlikte vakit geçirebiliriz.
Kalp hızında 100 sınırı
Yaşamı tehdit edebilen ritim bozukluğu 3 nedenden kaynaklanıyor. Eğer karıncıklardan kaynaklanıyorsa nispeten daha tehlikeli olabiliyor. Örneğin bayılmaya, hatta ani kalp ölümüne yol açabiliyor.
Kalbimiz herkesin kabaca yumruğu kadar bir büyüklüğe sahip özel bir kas dokusundan oluşuyor. İnsan kalbinin hem elektriksel hem mekanik işlevleri bulunuyor. Bunlar arasında temiz kanı organlara göndermek ve kirli kanı da akciğere gönderip onun temizlenmesini sağlamak yaşamsal özelliğe sahip. Kalp bu görevlerini yerine getirerek insan dolaşımını ömür boyu ayakta tutmaya çalışıyor. Bunun dışında kalp dokusunu meydana getiren hücrelerin her birinin elektrik üretebilme yeteneği var. Bunlar ahenk içinde çalışıyor. Ahenk bozulunca da ritim bozukluğu ortaya çıkıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Açıl, kalp ritim bozukluğu hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı:
Kalp ritmini neler bozuyor?
Kalp ritmini bozan başlıca 3 neden var:
· Kalbin elektriksel özelliklerini bozan her türlü yapısal kalp hastalığı.
· Yapısal bozukluk olmadığı halde kalpte doğrudan oluşan elektriksel kalp hastalıkları.
· İnsan bünyesini strese sokan her türlü iç ve dış etken.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



